IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Ekim 2025, 12:33   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 46. Bölüm: Yıllar Sonra Gelen Geçmişin Yardım Sesi




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Süleyman, odasında dua ve mühürlerle çevrili sessizlikte otururken, kapının tıkırtısı dikkatini çekti. Kapının ardında duran kişi, yıllar önce yetimhanede tanıştığı arkadaşı Mehmet’ti. Yüzünde yılların acısı ve korku vardı; gözleri, yıllardır bastırdığı çaresizliği anlatıyordu. Süleyman, uzun süredir kopardığı bağın yeniden hissedildiğini fark etti.

“Sen… Sen Süleyman’sın… Hüddam Süleyman… Yardım edecek tek kişi sensin,” dedi Mehmet titrek bir sesle. “Başım büyük belada… ve sadece sen yardım edebilirsin.”

Süleyman, temkinliydi; içgüdüleri tetiklenmişti. Mehmet’in anlattıkları sadece basit bir musallat hikayesi değildi; yıllar boyunca başına gelenler Yakaza cinlerinin karmaşık bir planının parçasıydı. Mehmet, yetimhaneden ayrıldıktan sonra hayatının nasıl kötüye gittiğini, evlilik ve boşanma süreçlerini, serbest meslekle geçinemeyen ve yalnız bir hayat sürdürdüğünü anlattı. Sefa adında üçkağıtçı bir adamla tanışmış, birlikte bir hazine peşine düşmüşlerdi.



Mehmet’in Hatıraları: Hazine Faciası

Bursa’nın uzak bir köyünde, eski bir mezar… Mehmet ve arkadaşları Sefa, Hoca, Bekir ve Davut kazıya başladıklarında, hava aniden soğudu, toprağın kokusu keskinleşti. Mezara yaklaştıklarında tuhaf sesler, fısıltılar ve görünmez dokunuşlar onları sarmıştı. Kazdıkça, mezarın toprağı sanki canlıymış gibi direniyor, bir şeyleri gizliyor gibiydi.

“Bir şey hissetmiyor musunuz?” dedi Mehmet, titreyerek.
“Saçmalama,” dedi Sefa, ama gözleri korkuyla büyüyordu.

Kazı derinleştikçe yılanlar toprağın altından çıkmaya başladı. Parlayan gözleriyle mezarı koruyan varlıklar onları izliyordu. Mehmet, her adımda panikliyordu; kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

Hoca, kazı sırasında aniden acı içinde yere yığıldı. Mehmet ve arkadaşları fark etmeden, Hoca’nın bedenine bir Yakaza cin girdi. Artık Hoca, onların düşmanı hâline gelmiş, mezarı koruyan tuzakları yönlendiren bir araç olmuştu. Mehmet’in gözleriyle gördükleri, gerçek ile yanılsamanın iç içe geçtiği bir kabus gibiydi.

Davut ve Bekir, anlaşılmaz kazalar sonucu hayatlarını kaybetti. Sefa, açgözlülük ve korku arasında aklını yitirmeye başladı. Mehmet, tek başına kaldığında, cinlerin oyunlarına maruz kalıyor, mezarın her köşesinden gelen görünmez güçlerle yüzleşiyordu. Mezardan çıkarmaya çalıştıkları altınlar bile huzur vermiyordu; çünkü Hoca’nın kılığına giren cin, mezarın sırrını korumaya devam ediyordu.



Mehmet’in Psikolojik Korkusu

Mehmet, arkadaşlarının ölümünü, Sefa’nın cinnetini ve her adımda hissettiği görünmez güçleri düşünüyordu. Ellerini ovuşturuyor, nefesini tutuyor, korku ve çaresizlik arasında bocalıyordu. Artık neyin gerçek neyin cinlerin oyunu olduğunu ayırt edemiyordu. Gece çökerken mezarın üzerindeki gölgeler uzuyor, fısıltılar daha da belirginleşiyordu. Mehmet’in zihni dehşet içinde bir labirentte sıkışmış gibiydi; her hareketi, her ses bir tuzak, her gölge bir tehdit anlamına geliyordu.



Mehmet’in Hüddam Süleyman’a Ulaşması

Kaçıp eve döndüğünde, Sefa’nın cinneti, altınların ağırlığı ve polis soruşturmaları altında eziliyordu. Mehmet artık hayatta yalnızdı; arkadaşlarını kaybetmiş, yaşamı karanlık ve belirsiz bir labirente dönmüştü. Tek çıkış yolu Hüddam Süleyman’dı.

Süleyman, Mehmet’i dikkatle süzdü ve sakin ama sert bir sesle konuştu:
“Bana anlattıkların sadece başlangıç. Yakaza cinleri oyunlar oynar, yanıltır, korku yaratır. Bu işin içinde hem fiziksel hem ruhsal tuzaklar var. Seninle beraber ilerleyeceğiz, ama dikkatli olmalısın.”

Mehmet titreyen ellerini ovuşturdu, ama gözlerinde bir umut ışığı belirdi. Yıllar boyunca kaybolan güveni, Hüddam Süleyman’ın yanında yeniden doğacaktı.

Süleyman, dua ve mühürlerini hazırlarken, zihninde planlar kurdu. Geçmişin korkuları ve Yakaza cinlerinin sinsice kurduğu tuzaklar, onları bekliyordu. Ama bir Hüddam için korku sadece başlangıçtı.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 44. Bölüm: Tarikatın Peşinden Gelen Karanlık İttifak Tanem Tanem 0 11 Ekim 2025 12:20
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 37. Bölüm: Musallatın Gölgesinde: Aşktan Gelen Lanet Tanem Tanem 0 08 Ekim 2025 12:15
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 35. Bölüm: Rüyanın İzinde Gelen – İlmin Emaneti Asaf Tanem Tanem 0 06 Ekim 2025 11:10
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman 27. Bölüm – Berrak’ın Işıkla Gelen Büyük Sınavı Tanem Tanem 0 04 Ekim 2025 10:17
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 20. Bölüm: Zaferin Ardından Gelen Huzur Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:54

×