|
|
| | #1 | |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 64. Bölüm: Mezar Taşında Ağlayan Kadın ve Gelen Lanet [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ay bulutların ardında gizlenmiş, mezarlığın taşları soluk bir ışıkla parlıyordu. Serra, siyah uzun elbisesiyle tozlu patikada yürüyordu; ela gözleri karanlığa takılıyor, uzun saçları rüzgârda dalgalanıyordu. Her şey, birkaç hafta önce yaşadığı o acı yüzleşmeyle başlamıştı. Sami, onun karşısına çıkmış ve soğuk bir sesle söylemişti: — Serra… Artık seni sevmiyorum. Cemre’yi seviyorum ve onunla evleneceğim. Serra gözlerini büyütmüş, kalbi bir anda donmuştu. — Ne… ne demek istiyorsun? Biz… biz yıllardır birlikteydik… — Yeter artık, dedi Sami, ellerini geri çekerek. — Hayatımı Cemre ile sürdüreceğim. Serra’nın içi paramparça olmuştu. Kabul edemiyordu, gözlerinden yaşlar süzüldü, ama hiçbir şey değiştiremiyordu. O an içindeki öfke, ihanetin acısı ve kırıklık büyümeye başlamıştı. Bir süre sonra, gazetede bir haber gözüne ilişti. Uzak bir bölgede yaşayan ve kötü cinleri kontrol ettiği söylenen bir büyücü… Serra’nın aklına hemen bir plan geldi: bu büyücüyü bulup intikamını almak. Hafta boyunca adresi araştırdı, köy köy, sokak sokak dolaştı. Nihayet o ıssız eve ulaştı. Kapıyı açan yaşlı adam, Serra’yı dikkatle süzdü: — Ne istiyorsun buradan, evladım? — Beni… beni aldattılar, dedi Serra titreyerek. — Bana yardım edeceğinizi duydum. Büyücü, Serra’nın öfkesini fark etti ve onu tuzağa çekti: — Bu işin gücü çok büyük, ama seni de bağlayacak. Karşılığında altın ve nakit ödemen gerek. Serra, evdeki tüm altınlarını ve bir miktar nakit vererek kabul etti. Büyücü, talimatları verdi: — Gece git, yalnız olacaksın. En uzun taşlı mezarı bul, içine 10 altınla birlikte büyüyü göm. Bu ölüm büyüsü, Sami ve Cemre’ye gidecek. Yapmazsan… seni de öldürür. Serra talimatları kafasına kazıdı. Mezarlıkta yalnız yürümek, taşlar arasında ilerlemek, rüzgârın uğultusu… tüylerini diken diken ediyordu. Ama intikam isteği korkusunu bastırıyordu. ⸻ Berzah’da, büyücünün kötü cinlerinden biri planı konuşuyordu: — Kız tamamen kandırıldı. Altınları ve büyüyü eksiksiz getirirse her şey hazır olacak. İnsanlar hiçbir şey anlamayacak. Zeyd sessizce dinledi ve Sabur’a aktardı. Sabur, vakit daralmasına rağmen hızlıca araştırdı, doğruladı ve Süleyman’a geldi: — Hocam, Serra tek başına mezarlıkta ölüm büyüsünü uygulayacak. Altı saat içinde müdahale etmeliyiz. Süleyman bastonunu sıktı: — Asaf, yanımıza gel. Sabur, Müslüman cinlerle hazırlanın. Serra’yı kurtarmalıyız, hem de büyüyü bozmalıyız. ⸻ Mezarlıkta Karşılaşma Gece yarısı mezarlığa vardıklarında Serra, talimatları uygulamıştı. 10 altın mezarın yanında parlıyordu. Serra mezarın üzerine oturmuş, ağlıyordu; öfke, hırs, ihanete uğrama ve kırıklık gözlerinden okunuyordu. Süleyman yaklaştı, Asaf arkada durdu. Serra titreyerek: — Hocam… ben… ben sadece intikam istedim… ama… büyü… her şeyi yok edebilirdi… Süleyman diz çöktü, sessiz ama kararlı bir sesle: — Korku ve öfke ile yapılan her büyü seni de öldürür. Ama biz bunu bozabiliriz. Önce senin güvenliğini sağlamak, sonra büyüyü etkisiz hâle getirmek zorundayız. Serra hıçkırarak anlatmaya başladı: — Büyücüyü… gazetede gördüm… sonra araştırıp adresini buldum… Bana her şeyi anlattı… çok para aldılar… bana mezarlıkta yalnız olacağımı, en uzun taşlı mezara 10 altın gömmemi söyledi… kandırıldım… ve ben yaptım… Süleyman başını salladı: — Şimdi her şeyi doğru şekilde geri alacağız. Altınları tek tek topla, niyetini boşalt. Sabur ve Müslüman cinler büyüyü alacak ve kötülüğü silecektir. Serra titreyerek altınları kaldırdı, Süleyman bastonunu taşın ucuna koydu ve ayetler okumaya başladı: — Ve kul ecaael hakku ve zehekal batıl… Taş titredi, gölgeler dağıldı, Serra’nın gözlerinden yaşlar boşaldı. Büyü tamamen bozulmuştu. Serra dizlerinin üstüne çöktü, derin bir nefes aldı: — Hocam… kurtuldum… Süleyman hafifçe gülümsedi: — Önemli olan, kalbinin doğru yola dönmesi. İntikam sadece kalbi zehirler, sevgi ve merhamet kurtarır. Sami ve Cemre’nin bulunduğu yere büyünün ulaşması engellendi; Müslüman cinler onları korumaya aldı. Serra artık öfke ve intikamın esiri değildi. Serra artık öfke ve intikamın esiri değildi. Serra’nın yaraları iyileşiyor, kendine başka bir yol çiziyordu; artık güçlenmişti. Zaman usulca akıp gidiyordu. Bu olayın üzerinden tam iki ay geçmişti; Serra artık daha olgun, farklı ve başka bir kadın olmuştu. Süleyman’a teşekkür için ziyarete gelmişti. İşte bu sırada Süleyman ve Asaf ise Mirza’dan tamamen kurtulmaya hazırlanıyordu. Yeni bir dönemin kapısı aralanmıştı.
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 46. Bölüm: Yıllar Sonra Gelen Geçmişin Yardım Sesi | Tanem | Tanem | 0 | 12 Ekim 2025 12:33 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 44. Bölüm: Tarikatın Peşinden Gelen Karanlık İttifak | Tanem | Tanem | 0 | 11 Ekim 2025 12:20 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 37. Bölüm: Musallatın Gölgesinde: Aşktan Gelen Lanet | Tanem | Tanem | 0 | 08 Ekim 2025 12:15 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman 27. Bölüm – Berrak’ın Işıkla Gelen Büyük Sınavı | Tanem | Tanem | 0 | 04 Ekim 2025 10:17 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 20. Bölüm: Zaferin Ardından Gelen Huzur | Tanem | Tanem | 0 | 02 Ekim 2025 23:54 |