IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13 Ekim 2025, 16:40   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 48. Bölüm: Karanlığın Gölgesinde Sevda




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabahın ilk ışıkları Süleyman’ın odasına sızarken, yüzünde hafif bir hüzün vardı. Ölüm yıl dönümü yaklaşan kardeşi Sevda’yı düşünüyordu. Ellerini dua halkasının üzerine koydu, gözleri hafifçe doldu. Onu yıllardır kaybetmişti, ama anıları hâlâ canlıydı. Sessizce dua ediyordu, Rabbine yönelerek, Sevda’nın ruhu için rahmet diliyor, geçmişte yaşanan acıları bir nebze de olsa hafifletmeye çalışıyordu.

Yanında sessizce duran Sabur, Süleyman’ın her duygusunu hissetmiş gibiydi. “Efendim,” dedi, “Sevda’yı hatırladığınız bu günlerde kalbiniz biraz daha ağır olabilir. Dualarınız ona ulaşacaktır.”

Süleyman başını hafifçe salladı. “Evet, Sabur… Onu çok özlüyorum. Ama dua ediyorum, Rabbim rahmetiyle kuşatsın. Her gece adını anıyorum, geçmişi hatırlıyorum. Huzur bulsun diye dua ediyorum.”

Bu sırada Berzah aleminde, Zuzula kabilesinden sinsi bir cin, Sabur’un bu sözlerini sessizce dinliyordu. Sabur, başka bir Müslüman cinle konuşurken Süleyman’ın duygusal durumunu paylaşıyordu: “Hüddam Süleyman, kardeşinin ölüm yıl dönümü yaklaşıyor. Bu günlerde biraz üzgün… Geçmişin acısını yaşıyor, hatırlıyor, özlüyor.”

Zuzula cini, kulak misafiri olmuş, karanlık bir gülümsemeyle düşündü: “Bu fırsatı değerlendireceğiz. Onu zaafı üzerinden tuzağa çekmek için plan yapmalıyız.”

Geçmişin gerçeğini araştırdılar, Berzah ve dünyada, her ayrıntıyı incelediler. Sevda gerçekten ölmüştü. Ancak planları hazırdı: Süleyman’ı duygusal zaafı üzerinden tuzağa düşürecek, onun dikkatini dağıtacak bir illüzyon yaratacaklardı. Bir Cinnia, Süleyman’ın kardeşi Sevda kılığına girerek hem onun hem evdeki çocukların zihnini meşgul edecekti.

O akşamüstü, Süleyman bir musallat vakasını çözmek için evin içinde ilerliyordu. Koridorun sonunda bir gölge belirdi; kısa süreliydi, göz kırpması gibi. “Sevda mı?” diye düşündü Süleyman, kalbi sıkıştı. Ama gölge kaybolmuştu, sanki hiç var olmamış gibiydi.

Berrak ve Asaf odada tuhaf bir soğukluk hissetti. Gözleri bir anda gölgede takıldı. “Asaf… gördün mü?” diye fısıldadı Berrak, tedirgin bir şekilde.
“Bir şey yok,” dedi Asaf ama yüzünde kaygı belirdi; gölgenin varlığı, çocukların sezgileriyle birleşince ortam daha da gerginleşti.

O sırada Süleyman, bir genç kızın musallat vakasına çağrıldı. Gözde adında popüler bir kız, evinde yatak altında muska bulmuş ve geceleri korkutuluyordu. Evde tek başına kalamıyor, vesveseler duyuyor ve ürkek bir şekilde geceleri uyuyamıyordu. Arkadaşlarından birinin kıskançlığıyla yapılan bu büyü, Gözde’yi psikolojik olarak yıpratıyordu. Süleyman odaya girdi, dualar okuyarak muskanın etkisini kırdı, evin etrafına mühürler çizdi. Gözde’nin gözleri, yavaş yavaş korku ve tedirginlikten arınmaya başladı.

Ancak, tüm bunlar Zuzula kabilesinin tuzağından ayrı değildi. Süleyman’ın zihninin bir kısmı hâlâ geçmişteki kaybına odaklanmıştı; kardeşi Sevda’nın illüzyonunu düşündükçe kalbi sıkışıyor, dikkatinin bir kısmı bulanıklaşıyordu.

Gece, Süleyman kendi odasına çekildiğinde, odanın köşesinden kısa süreli bir siluet belirdi. Hızla kaybolan bir gölgeydi; ama Süleyman’ın kalbi bir anlığına hızla attı. Gözleri doldu, bir an için Sevda’yı gerçekten görmüş gibi hissetti. Sabur yanına geldi, sessizce elini omzuna koydu. “Efendim, dikkatli olun… Bu, sadece başlangıç.”

O gece, evin içi ve dışı sessizdi ama hava gerilimin ve bilinmeyenin ağırlığını taşıyordu. Zuzula cinleri, sinsi planlarını sessizce devam ettiriyor, Süleyman’ı duygusal olarak yavaşlatmayı amaçlıyordu. Gözde’nin korkuları çözülmüş, kısa bir huzur gelmiş olsa da, Süleyman’ın kalbinde karışıklık ve dikkat dağınıklığı hâlâ sürüyordu.

Berrak ve Asaf, odalarındaki gölgeleri ve kısa süreli ışık değişimlerini fark etmişti. Ne olduğunu anlayamasalar da, evde tuhaf bir varlığın olduğunu sezmişlerdi. Süleyman, dua ve gözlemle onları sakinleştirmeye çalıştı, ama kalbinin bir köşesinde beliren Sessizlik ve karanlığın gölgesi, hiç gitmeyecekmiş gibi duruyordu.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.

Konu Tanem tarafından (13 Ekim 2025 Saat 16:49 ) değiştirilmiştir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 42. Bölüm: Musallatın Gölgesinde Tanem Tanem 0 10 Ekim 2025 12:44
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 41. Bölüm: Kanın Gölgesinde Yazılanlar Tanem Tanem 0 09 Ekim 2025 19:47
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 39. Bölüm: Işık ve Karanlığın Çarpışması Tanem Tanem 0 09 Ekim 2025 12:34
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 37. Bölüm: Musallatın Gölgesinde: Aşktan Gelen Lanet Tanem Tanem 0 08 Ekim 2025 12:15
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 32. Bölüm: Caminin Huzuru, Karanlığın Sessizliği, Gizemli İşaretler Tanem Tanem 0 05 Ekim 2025 09:16

×