IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14 Kasım 2025, 12:21   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlıklara Aydınlatan Hüddâm Süleyman 100. Bölüm – Karanlıklardan Alınan İntikam ve Karanlığın Sonu: Yas ve Zaferin Gö




Karanlıklara Aydınlatan Hüddâm Süleyman 100. Bölüm – Karanlıklardan Alınan İntikam ve Karanlığın Sonu: Yas ve Zaferin Gölgesinde Asaf’ın Doğuşu – Final

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Savaşın üzerinden bir buçuk ay geçmişti. Evdeki sessizlik, Süleyman’ın iyileşmesinin ardından yavaş yavaş huzura dönüşüyordu. Ancak gölgelerin arasından sızan ürkütücü bir enerji, sessizce hareket ediyor, evin içinde fark edilmeyen bir tedirginlik yaratıyordu. Mercan dedesinin yanına kıvrılmış, Süleyman dikkatle torununu izliyor, yaşının ve geçirdiği ağır yaraların verdiği yorgunlukla her adımını ölçüyordu. Asaf ise artık tamamen Hüddâm olmuş, babasının yanında sadece yardım eden değil, bağımsız bir güç olarak duruyordu. Kadir ve Sabur, görünmez şekilde onun yanında, her zaman olduğu gibi hazır bekliyorlardı.

O sırada Bursa’dan gelen bir haber, evdeki sessizliği aniden bozdu. Ayça ve Ayla… iki kardeş, 23 ve 25 yaşlarında, küçük yaşta yetimhaneye verilmiş, hayatlarının en çaresiz dönemlerinde birbirlerine tutunmuşlardı. Küçük yaşta kaybettikleri ebeveynlerinin ardından yetimhanede büyüyen kardeşler, ergenlik çağlarında üvey aileye verilmişti. Üvey anne ve baba, evin içinde saklanan gizemli ve karanlık bir enerjinin etkisiyle yaşamlarını yitirmişti. Ölümünün ardından, evin her köşesinde sinsi bir güç dolaşmaya başladı; Ayça ve Ayla’nın üzerinde giderek artan bir musallat etkisi hissediliyordu. Gece boyunca sessiz çığlıklar, aynalarda beliren gölgeler, odadaki eşyaların tuhaf hareketleri, korku ve çaresizlikle birleşiyordu.

Kardeşler, çaresiz ve korku içinde, bu karanlık enerjinin onları öldürmek veya tamamen kontrol altına almak istediğini hissetmişlerdi. Musallatın kaynağı, Ezra adındaki kötü bir cinin enerjisiyle birleşmişti; her hareketi, her sessiz nefesi, kardeşleri daha da çıkmaza sürüklüyordu.

Bir gece, Ayça rüya görmeye başladı. Rüyasında Adıyaman’da güçlü bir Hüddâm olan Süleyman’ın onları beklediğini ve onun yanına gitmeleri gerektiğini görüyordu. Rüya öylesine canlı ve netti ki Ayça uyandığında şaşkın ve korkmuştu, ama tek seçeneklerinin bu olduğunu anlamıştı. Ayla’yı uyandırdı, gördüklerini anlattı ve ikisi birlikte, titrek adımlarla ama kararlılıkla Adıyaman yolculuğuna başladılar. Yolculuk boyunca, her adımlarında musallatın varlığını hissediyor, rüzgârın uğultusunda Ezra’nın soğuk nefesini duyar gibi oluyorlardı. Korkuya rağmen birbirlerine destek oldular; Ayça’nın rüyası ve içlerindeki umut, yürümelerine güç veriyordu.

Adıyaman’a ulaştıklarında, kasabanın sınırlarında onları Asaf karşıladı. Kadir ve Sabur görünmez şekilde çevreyi kontrol ediyor, musallatın izlerini takip ediyordu. Asaf, kardeşlerin durumunu hızla anlayıp onları sakinleştirdi; dualarını eksiksiz okuyarak enerji dengesini sağlamaya başladı. Ayça ve Ayla, artık güvenli bir yerde olduklarını hissettiler, ama Ezra’nın karanlığının hâlâ her an tehlike yaratabileceğini biliyorlardı.

Asaf, sessiz ama kararlı bir sesle konuştu:
“Bu iş benim elimde. Siz korkmayın, birlikte musallatı çözeceğiz.”

Kadir ve Sabur, görünmez varlıklarıyla Asaf’a destek verirken, musallatın karmaşası yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı. Asaf, Ayça ve Ayla’yı kasabanın kıyısına yakın, tenhalı bir noktaya götürdüğünde hava ağır bir sis gibi çökmüştü. Kadir ve Sabur, görünmez bir çeper gibi kardeşlerin etrafında dolaşıyor, musallatın karanlık enerjisini bastırmaya çalışıyordu.

Asaf dualarını okudukça havadaki titreşim değişmeye başladı. Kızların omuzları hafifliyor, yüzlerindeki donuk ifade çözülüyor gibiydi. Musallat adım adım geri çekiliyor gibiydi… ama bu sadece bir sessizlik anıydı. Fırtınanın öncesi.

Duaların ardından, bir anda kızların arkasındaki gölgeler dalgalandı. Soğuk bir rüzgâr, sanki insan olmayan bir nefes gibi Asaf’ın boynuna dokundu.

Ve ses geldi. İnsan olmayan, çamura bulanmış bir gürüldemeyle, boğuk ve nefret dolu:
“Pis Çamur… Bırak o kızları!”

Asaf başını kaldırdı, karanlığın içinden kırmızı gözleriyle onu izleyen Ezra’yı gördü. Korku değil, öfke vardı Asaf’ın gözlerinde. Ezra devam etti:
“Bırak dedim, Pis Çamur! Bu kızları kurtaramazsın. Onlar benim! Çekil yoksa aileni yok ederim!”

Derin bir nefes aldı. Berrak’ın yüzü, Mercan’ın gülüşü ve ailesinin güveni bir anda aklına geldi.
“Cesaretin varsa dokun bakalım. Ben buradayım.” dedi sessiz ama kararlı bir sesle.

Karanlık bir öfke patlamasıyla yükseldi, taşlar havaya fırladı, sis yoğunlaştı. Kızlar çığlık attı ama Asaf onları arkasına alarak ileri adım attı. Kadir ve Sabur, görünmez bir kalkan gibi enerjiyi dengelemeye çalışıyordu.

Asaf’ın kararlılığıyla musallat adım adım parçalandı. Kızlar nefes aldı, karanlık geri çekildi. Ama Berrak, uzaktan gelen enerji sızıntısını hissetti ve karnındaki bebeğin artık yaşamayacağını fark etti.

Evde sessizlik hâkim oldu. Süleyman, Melike ve Asaf, Berrak’ın acısını paylaştı. Kalplerinde yoğun bir öfke, gözlerinde biriken yaşlarla derin bir yas vardı. Berrak hayatta kalmıştı, ama bebeğini kaybetmişti. Süleyman, yorgun ama güçlü bir baba olarak elini omzuna koydu, sessizce gözyaşlarını tutuyordu. Melike Berrak’ı sıkıca sararak acısını paylaştı.

Bir yıl sonra ev yeniden neşelenmeye başladı. Berrak tekrar hamileydi. Süleyman, Mercan ile vakit geçiriyor, Asaf ise artık bağımsız bir Hüddâm olarak köyde musallatları çözüyor, insanlara yardım ediyordu. Kadir ve Sabur yanındaydı; görünmez güçleriyle evdeki düzeni ve güveni sağlıyorlardı.

Melike, Berrak’ı alıp Mercan’ı Berzah’a götürdü; güvenlikleri, bebeğin sağlığı ve Mercan’ın merakı tamamen korunuyordu. Asaf ve Süleyman evde kaldı, düzeni sağlıyor ve köydeki musallatları kontrol ediyordu.

Adıyaman’da uzun yıllar Hüddâmlık yapmış olan Süleyman, artık karanlıkları aydınlatma görevini tamamen oğluna, Asaf’a devretmişti. Asaf, babasının öğrettikleri, kendi bilgeliği, sabrı ve Allah’ın izniyle artık güçlü ve kudretli bir Hüddâm olarak öne çıkıyor, yardıma ihtiyacı olan herkese adalet ve bilgelikle destek oluyordu. Süleyman ise biraz kenara çekilmiş, hayatının en değerli parçası olan torunu Mercan’la vakit geçiriyor, onun gülüşünde ve küçük adımlarında huzuru, sevgiyi ve hayatın değerini yeniden buluyordu. Evdeki güven ve düzen artık Asaf’ın ellerinde şekilleniyor, Süleyman ise gözleriyle yeni neslin yükselişini izlerken huzurla gülümsüyordu.


Süleyman, torunu Mercan’a bakarken derin bir nefes aldı, gözleri geçmişin acılarını ve yaşanmış tüm sınavları yansıtıyordu. Sessiz ama kararlı bir sesle, “Hiçbir karanlık, Allah yolunda yürüyen bir kalbin aydınlığını söndüremez; iman ve Kur’an ile donanmış bir yürek, gölgelerin en derinini bile aydınlatır,” dedi. O an, evin içini saran huzur ve umutla birleşti; geçmişin yasları, geleceğin zaferine dönüşüyordu. Işık her zaman gecenin ardından doğacak, karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, sevgi, inanç ve adaletle yürüyenlerin yolu asla sapmayacaktı.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.

Konu Tanem tarafından (14 Kasım 2025 Saat 12:33 ) değiştirilmiştir.
 
Alıntı ile Cevapla

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
KARANLIKLARI AYDINLATAN HÜDDÂM SÜLEYMAN – 99. Bölüm Sessiz Bir Ayın Ardından: Acının Uyanışı ve Bir Babadan Oğluna Devr Tanem Tanem 0 14 Kasım 2025 10:52
Karanlıkları Aydınlatan Hüddâm Süleyman – 93. Bölüm: Berzah’tan Gelen Uyarı ve Karanlığın Uyanışı Tanem Tanem 0 09 Kasım 2025 20:07
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 18. Bölüm: Sessiz İntikamın Fısıltısı Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:26
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 17. Bölüm: Süleyman’a Mahir’in Sessiz Sadakati Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:11

×