|
|
| | #1 | |
| Çevrimdışı ~ TeFeCi’nin KıZı ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 49. Bölüm: Işığın Zekâsı, Karanlığın Yeminini Bozdu [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Gece, evin üzerine ağır bir sessizlik çökmüştü. Hava soğuk ve karanlıktı, rüzgâr neredeyse hiç esmiyordu. Ama Süleyman, odasında oturmuş, dikkatle etrafı gözlemliyordu. Gözleri karanlığın derinliklerine takılı kalmıştı; yalnızca dua halkasındaki mühürlerin ışığı, odanın içindeki cisimleri soluk bir şekilde aydınlatıyordu. Uzun süre boyunca sessizce oturdu, ellerini dua halkasının üzerine koydu ve derin bir nefes aldı. Son birkaç gündür aklını meşgul eden şey, Sevda’nın illüzyonuydu. Zuzula kabilesinin insan kılığına girme yeteneğini kullanarak yarattığı bu tuzak, sadece Süleyman’ın duygularını sarsmakla kalmıyor, evin içindeki çocukları da etkilemeye başlamıştı. “Sabur…” dedi Süleyman alçak bir sesle, “onları hâlâ görebiliyor musun?” Sabur, Müslüman cin, sessizce başını salladı. “Evet efendim. Ama bunu fark etmeniz ve sakin kalmanız gerek. Sevda illüzyonu gerçek değil.” Süleyman, gözlerini kapadı. Kalbi sıkıştı, bir an için geçmişe, kardeşinin ölümüne geri döndü. Ama zekâsı hâlâ yerindeydi; gözlemlerini, sezgilerini ve duygularını bir arada kullanarak bu illüzyonu çözeceğini biliyordu. “Hissettiğim acı gerçek, ama bunun bana olan etkisi… kontrolüm altında olmalı,” diye mırıldandı kendi kendine. Tam o anda, odanın köşesinden bir siluet belirdi. Sevda kılığına giren Cinnia, kısa bir süre için orada durdu ve gözleri Süleyman’ı arıyormuş gibi parladı. Süleyman derin bir nefes aldı, sessizce gözlemledi. Küçük bir işaret fark etti: yürüyüşü, duruşu, nefes alışları — bunlar gerçek Sevda’ya ait olamazdı. Akıllı ve dikkatliydi; tuzağı hemen sezdi. “Bu senin oyunların, Zuzula…” dedi Süleyman alçak bir sesle, “ama sen benim aklımı ve kudretimi küçümsemişsin.” Zuzula kabilesi, Berzah’da ihanet planlarını konuşuyordu. Daha önce yapılan anlaşma, insanlara ve Süleyman’a zarar vermemek üzerineydi. Ama sözlerini tutmayacak, planlarını sürdürmeye kararlıydılar. Onlar için anlaşma sadece bir aldatmacaydı; insanları korkutmak, Süleyman’ı meşgul etmek ve kendi güçlerini göstermek istiyorlardı. Süleyman, Müslüman cinleri çağırdı. “Sabur, Cabir… Zuzula kabilesinin üyelerini tespit edin ve etkisiz hâle getirin. Her biri sırayla avlanacak. Hiçbiri kaçamayacak.” Sabur başını salladı, gözleri ateş gibi parladı. “Emredersiniz efendim.” Kısa süre içinde, Berzah’da bir sessizlik hâkim oldu. Süleyman’ın işaretleriyle, Müslüman cinler Zuzula üyelerini tek tek tuzaklarından çıkarmaya başladılar. Cinler, karanlık ve gölgeler arasında saklanıyor, insan kılığına girmiş düşmanları avlamak için pusuya yatıyordu. Evde, Berrak ve Asaf, bu yoğun enerji değişimini hissediyordu. Gözleri gölgelerde, kulakları sessiz fısıltılarda takılıydı. Ama Süleyman onları sakinleştirdi: “Korkmayın. Bu karanlık, ışığın karşısında eriyecek.” Zuzula üyeleri, tuzaklarının farkına varmadan birer birer Süleyman’ın Müslüman cinleri tarafından etkisiz hâle getirildi. Bir sahne vardı ki, gölgeler arasında gizlenmiş bir Zuzula üyesi, Süleyman’ın akıllı işaretlerini fark etmeden yaklaşmıştı. Cabir ani bir hareketle onu yakaladı; süzülen gölge, yavaşça şekil değiştirdi ama artık kaçacak yeri kalmamıştı. Kan dondurucu bir sessizlik hâkim oldu; sadece Müslüman cinlerin nefes alışları ve Süleyman’ın keskin bakışları vardı. Sevda illüzyonu da tamamen ortadan kalktı. Süleyman derin bir nefes aldı, kalbinde hâlâ bir hüznün izleri vardı ama zekâ ve kudretini doğru şekilde kullanmış olmanın verdiği güvenle dik durdu. “Gerçek ve yanılsamayı ayırt etmek için bazen acı duygular da gerek,” diye fısıldadı. Anlaşmanın ihanet boyutu açığa çıkmıştı. Zuzula kabilesi, verdikleri sözü tutmayarak insanlara zarar vermeye ve Süleyman’a karşı sinsi hamleler yapmaya devam edecekti. Ama artık Süleyman hazırdı. Müslüman cinleriyle birlikte, bu ihanetin ve kötülüğün kökünü teker teker kazıyacak, karanlık her yerde çözülecekti. Gece, uzun bir sessizlikten sonra yavaş yavaş dağıldı. Evde ve Berzah’da denge yeniden sağlanmıştı. Süleyman, derin bir nefes aldı; kalbindeki hüznü hafiflemiş, zekâsını ve kudretini doğru kullanmanın verdiği huzuru hissetmişti. Ama Zuzula kabilesi hâlâ bir tehdit unsuru olarak oradaydı — gölgelerin içinde bekliyor, bir sonraki hamlelerini hazırlıyordu. Ve böylece, hem duygusal bir düğüm çözülmüş hem de karanlıkla yapılan mücadelede yeni bir sayfa açılmış oldu.
__________________ ''Zamanın Eli Değdi Bize Artık Aynı Değiliz İkimiz de'' Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir. | |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 48. Bölüm: Karanlığın Gölgesinde Sevda | Tanem | Tanem | 0 | 13 Ekim 2025 16:40 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 39. Bölüm: Işık ve Karanlığın Çarpışması | Tanem | Tanem | 0 | 09 Ekim 2025 12:34 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 32. Bölüm: Caminin Huzuru, Karanlığın Sessizliği, Gizemli İşaretler | Tanem | Tanem | 0 | 05 Ekim 2025 09:16 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman 23. Bölüm: Işığın Çocuğu | Tanem | Tanem | 0 | 03 Ekim 2025 14:33 |
| Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 17. Bölüm: Süleyman’a Mahir’in Sessiz Sadakati | Tanem | Tanem | 0 | 02 Ekim 2025 23:11 |