IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Ekim 2025, 12:30   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — Bölüm 77: Sessiz Kapan: Gölgeler Arasında Ölümün Görünüşü




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Gece, Berzah’ın sisli gölgeleri arasında ağır bir sessizlikle çökmüştü. Padişah Mürre’nin huzurunda bekleyen Müslüman cinler sabırlı ve dikkatliydi; Sabur’un yüzündeki çizgiler daha derin, Hamza’nın gözleri keskin ve tetikteydi. Secran kısa durmuş, içindeki gerginliği saklamaya çalışıyordu. Hepsi Süleyman’a bakıyordu; o bakış, hem bir öğretmen hem de bir son kez rehber olan bir babanın sessiz emri gibiydi.

Süleyman yorgundu; sadece fiziksel değil, ruhsal olarak da yorgun. Bu yorgunluk, onu koruma ve fedakârlık planının merkezine yerleştirmişti. Gözlerindeki bilgelik, yüzündeki çizgilerle birleşince bir kararlılık ışığı oluşturuyordu.

“Buraya savaşmak için gelmedik,” dedi, sesi hem net hem de ağır bir bilgelik taşıyordu. “Buraya planlı bir fedakârlık için geldik. Bazen bir ışığın sönmüş gibi görünmesi, diğerlerini korumak içindir.”

Toplantıda sessizlik çöktü. Mürre başını eğdi, Sabur ve Hamza birbirine baktı; aralarında söylenmemiş bir anlayış vardı. Burada alınacak kararlar, sadece ritüelin başarısını değil, insanların güvenliğini de belirleyecekti.

Süleyman Asaf’a yaklaştı, ellerini genç adamın omuzlarına koydu. “Evlat,” dedi, gözleriyle sessiz ama güçlü bir emir verdi, “bilmeni istediğim tek şey: bu gece ne yapacak olursak, sebebi insanları korumaktır. Senin yapman gereken; öğütlerimi, Anahtarı, Berrak’ı ve Sabur’la olan kardeşliğini unutmamaktır.” Gözleri birkaç saniye daha Asaf’ın gözlerinde kaldı. “Bazen kayboluş, kalmak kadar değerlidir.”

Plan sessizce ilerledi. Ritüel başladı; kutsal sözler Berzah’ın havasında titreşti, etraflarındaki cinler dua taşlarını usul usul çevirdi. Enerji, Süleyman’ın ellerinde yoğunlaştı; her adım, planlı bir feda, bir örtü, bir tuzak anlamına geliyordu.

Dışarıda, insanlar farkında olmadan güvenli bölgelere çekilmişti. Köyler sessizdi, kasabalar habersiz. İçerideyse, her hareket ölçülmüş ve kontrollüydü; küçük ayrıntılar—kilitler, anahtarlar, tılsımlar—planın bütünlüğünü koruyordu.

Ancak musallat beklenenden daha hızlı ve güçlü şekilde ortaya çıktı. Karanlık bir dalga Berzah’ın kıyısından sızdı; Süleyman gözleriyle dalgayı tarttı. O an, planın sınırları zorlanıyordu. Sabur, Hamza ve Secran sınırları tuttu, Mürre ritüeli güçlendirdi; Asaf yanındaydı, hazır ama hâlâ genç bir Hüddam adayı olarak.

Enerji merkezde toplandı; Süleyman dalgayı çekti. İlk olarak zeminden yükselen uğultu, taşların içinden geçerek etraflarına yayıldı. Musallatın özü bir akıntı gibi Süleyman’ın etrafında dönüyordu. O, tüm yoğunluğu üzerine çekti; dizleri titredi, gözleri anlık bir ateşle parladı. Dualar daha yüksek ve keskin okundu.

Bir süre sonra değişim belirginleşti: derisi soluklaştı, yüz hatları sanki mum gibi eriyormuş gibiydi. Tılsımların ışığı etrafında dans ederken, içten gelen bir sessizlik yayılıyordu. Sabur aceleyle nabzını kontrol etti; parmakları bir an terledi, sonra dondu; nabız yoktu. Hamza, göğsünden yükselen hafif bir dumanı gördü, Secran meşalesini daha sıkı tuttu. Asaf, elini babasının alnına koyduğunda sıcaklık yerine soğuk bir boşluk hissetti.

Süleyman’ın son nefesi, ince bir fısıltı kadar hafifti; dudakları kıpırdadı: “Berrak’ı koru. Anahtarı bekle. Geri gelirsem… gelmemiş gibi davranın.” Ardından göğsü durdu; sessizlik çöktü. Yüzünde, yorgun ama kabul dolu bir ifade kaldı—sanki uzun zamandır beklenmiş bir sona teslim olmuştu.

Köylüler ve ekip için görüntü kesin ve acıydı: ölmüştü. Ancak ayakta kalan birkaç kişinin gözünde, bedenin yüzeyinde dolaşan gizemli izler, ritüelin bıraktığı ince mühür gibi işaretler, örtülü bir sırrın varlığını fısıldıyordu. Sabur, Hamza ve Secran’ın yüzlerindeki donukluk, Asaf’ın dizlerinin titremesiyle birleşti; bir sonun resmi konmuştu meydana.

Gece boyunca herkes sessizce fırtınasını dinledi. Asaf, babasının öğütlerini hatırladı, gözyaşlarını sildi ve kendi nefesiyle yüzleşti: artık liderlik ve Hüddam olma sorumluluğu tamamen onun omuzlarındaydı. Gerçekten de, gelecek artık onun ellerindeydi.

Ve o anda Asaf, babasının yokluğunun ağırlığını omuzlarında hissetti; ama aynı zamanda içinde, hiç bilmediği bir güç ve kararlılık filizlendi. Artık sadece bir öğrenci değildi; artık sorumluluk, cesaret ve adalet onun yolunun ışığıydı. Gelecek belirsizdi, tehlikeler her köşede pusudaydı, ama Asaf biliyordu ki, Süleyman’ın mirası ve öğütleriyle donanmış bu kalp, karanlığı aydınlatacak kudrete sahipti.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman: 75. Bölüm – Savaşın Ateşi ve Hüddam’ın Büyük Mirası Tanem Tanem 0 26 Ekim 2025 21:05
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman – 62. Bölüm: Rüya Kapısında Hain Gölgeler Mirza’nın Gerçek Yüzü Tanem Tanem 0 21 Ekim 2025 16:14
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 18. Bölüm: Sessiz İntikamın Fısıltısı Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:26
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 17. Bölüm: Süleyman’a Mahir’in Sessiz Sadakati Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 23:11
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman — 16. Bölüm: Yakındaki Sessiz Pusu Tanem Tanem 0 02 Ekim 2025 22:57

×