IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  odeaweb

>
+
Etiketlenen Kullanıcılar

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Kasım 2025, 21:09   #1
Çevrimdışı
~ TeFeCi’nin KıZı ~
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (0)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Karanlığın Gelini – 9. Bölüm: Mesajla Gelen Sinsi Tuzaklar ve Gölgelerin Uğultusu




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabaha karşı, tam uykuya dalmak üzereyken, yastığın altındaki telefon titredi. Yezra, gözleri yarı kapalı bir halde ekrana uzandı. Ekranda beliren isim karşısında donakaldı: Gamze. Nihayet ona bir mesaj gelmişti. Heyecan ve tedirginlik içinde telefonu eline aldı ve mesajı açtı.

Mesaj kısa ve acil görünüyordu; sanki alelacele yazılmış bir yardım çağrısı gibiydi:
“Kuşum, biliyorum seni çok uzun süre merakta bıraktım. Benim için endişelendiğini biliyorum. Telefonum bozuldu, bu yüzden arayamadım. Sana çok ihtiyacım var. Acilen Bursa’ya gelmen gerekiyor. Buraya geldiğinde neler olup bittiğini sana anlatacağım.”

Yezra bir an yatağında doğruldu. Parmakları titriyordu, kalbi hızla atıyordu. Gamze’nin adı, o karanlık gecenin ardından bir anda içini umutla doldurmuştu. Mesajın gerçek olup olmadığını düşünmeden, endişesi ağır bastı. Aramak istedi ama telefonu açtığında sadece çalma sesi vardı; birkaç saniye sonra sessizlik çöktü.

Bir yanım koşmak istiyordu, diğer yanım o şehri bir daha görmek istemiyordu. Yıllar önce kaçtığım şehir beni yine bulmuştu… Gamze’nin sesiyle çağırıyordu şimdi.

Sabah olduğunda kararını vermişti. Ne olursa olsun gitmeliydi.

Küçük bir valiz hazırlamaya başladı; hızlı ama titiz hareketlerle, ihtiyacı olacak birkaç eşyayı yanına aldı. İçinde bir yandan heyecan, bir yandan endişe dolaşıyordu.

Gazeteye vardığında koridorlar her zamanki gibi kalabalıktı. Kahve kokusu, ayak sesleri ve bilgisayar tuşlarının tıkırtısı birbirine karışıyordu. Yezra valizini sıkıca kavradı, nefesini düzenlemeye çalışarak Ebru Hanım’ın odasına doğru ilerledi. Kapının önünde bir an durdu, elleri terlemişti. Derin bir nefes alıp içeri girdi.

Ebru Hanım masasında oturuyor, önündeki dosyalara göz gezdiriyordu. Yezra çekingen bir adım attı, utangaç bir sesle konuştu.
“Ebru Hanım, günaydın. Küçük bir isteğim olacak… Şehir dışında birkaç gün kalmam gerekiyor. Acil bir durum var.”

Ebru Hanım gözlerini bilgisayar ekranından kaldırdı, gözlüklerinin üzerinden Yezra’ya baktı.
“Yeni işe başladın, Yezra. Şu anda izin vermem mümkün değil. İşler yoğun, senin de burada olman gerekiyor.”

Yezra bir an sessiz kaldı. Dudaklarını ısırdı, ellerini birbirine kenetledi.
“Bu bir tatil değil,” dedi titreyen bir sesle. “Arkadaşım Gamze’den mesaj aldım. Uzun zamandır haber alamıyordum. Yardıma ihtiyacı olabilir. Bursa’ya gitmem gerekiyor.”

Bursa… kelimesi dudaklarından çıkarken istemsizce titredi. İçinde, yıllardır bastırdığı bir uğultu yeniden kıpırdanmıştı. Ebru Hanım bunu fark etti ama bambaşka bir anlam yükledi; genç bir muhabirin, izin istemekte zorlanmasından doğan bir çekingenlik sandı.

Ebru Hanım derin bir nefes aldı, kalemini masaya bıraktı.
“Bazen duygularımızı mantığımızla karıştırırız, Yezra. Ama şu an gitmen doğru değil. Gazetede sana ihtiyacımız var.”

Yezra başını eğdi. Gözleri dolmuştu, yanaklarından süzülen yaşları gizlemeye çalıştı. Sessizce teşekkür etti ve odadan çıktı. Masasına geldiğinde oturdu, valizine baktı. Çaresizliğin ağırlığıyla bir süre öylece kaldı.

Tam o sırada Alkar Bey’in asistanı Aslı yanına yaklaştı.
“Yezra Hanım,” dedi yumuşak bir sesle. “Alkar Bey sizi odasına çağırıyor.”

Yezra şaşırdı. Gözyaşlarını hızlıca sildi, başını kaldırdı.
“Tamam, hemen geliyorum,” dedi. Valizini masanın kenarına bıraktı ve ağır adımlarla Alkar Bey’in odasına yöneldi.

Kapıyı tıklatıp içeri girdiğinde, Alkar Bey her zamanki sakin duruşuyla masasında oturuyordu. Başını kaldırıp Yezra’ya baktı. Yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı; sanki biraz önce Ebru Hanım’dan her şeyi duymuş gibiydi.

“Yezra Hanım,” dedi nazik bir sesle, “Bursa’ya gitmek için izin istemişsiniz. Sebebini öğrenebilir miyim?”

Yezra boğazını temizledi, sesi neredeyse fısıltı gibiydi. Hem ağlamaktan hem de yorgunluktan kelimeler zor çıkıyordu ağzından.
“Sabaha karşı arkadaşım Gamze’den bir mesaj aldım,” dedi. “Telefonu bozulmuş, bana ulaşamamış. Haber verememiş haliyle ben de ona ulaşamadım. Endişelendim… yardıma ihtiyacı olabilir. Attığı mesajda bir adres paylaşıp ‘Acil gel’ demiş. Bursa’ya gitmem gerekiyor. Muhtemelen yardıma ihtiyacı var o yüzden izin istemiştim.”

Alkar Bey kısa bir süre sessiz kaldı. Ardından sandalyesine yaslandı, gözlerini Yezra’ya çevirdi.
“Bunun için mi ağladınız?” diye sordu. Sesinde yumuşak bir gülümseme vardı. “Madem bu kadar önemsiyorsunuz, gidin. Ama yalnız gitmenize izin veremem. Ben de geliyorum.”

Yezra bir an ne diyeceğini bilemedi. Gözleri dolu doluydu, ama içinde tuhaf bir rahatlama hissetti.
“Beraber mi?” diye sordu fısıltıyla.
“Evet,” dedi Alkar Bey. “Arkadaşınızı bulacağız. Merak etmeyin.”

Alkar Bey hemen masasının üzerindeki telefona uzandı, asistanı Aslı’yı aradı.
“Aslı, bugün için Yezra Hanım ve benim adımıza en kısa uçuşla Bursa’ya iki bilet ayırt,” dedi.
“Aslı’nın sesi telefondan geldi: “Hemen ayırtıyorum efendim.”

Bir saat sonra ikisi birlikte gazeteden çıktılar. Hava bulutluydu, rüzgâr hafifti. Şehir sessizleşmiş, yollar boşalmıştı. Arabaya bindiler, motor çalıştı. Havaalanına vardıklarında Yezra’nın içi garip bir heyecanla karışık huzursuzlukla doluydu.

Kısa bir bekleyişin ardından uçağa bindiler. Yol boyunca ikisi de sessizdi. Uçak gökyüzüne yükselirken Yezra, camdan dışarı baktı. Bulutların arasından süzülen güneş ışığı gözlerini kamaştırsa da içindeki karanlık düşünceleri dağıtamıyordu.

Eskişehir’den her uzaklaşan kilometre, beni geçmişe biraz daha yaklaştırıyordu… diye düşündü Yezra. Uçak, bilinmezliğe doğru ilerlerken kalbi hızla çarpıyordu.

Uçak Bursa’ya indiğinde, Yezra’nın aklına sabah gördüğü mesaj geldi. Telefonunu çıkarıp ekrana baktı. Ama mesaj yoktu. Sanki hiç gelmemişti. Bir an nefesi kesildi. Parmaklarıyla ekranı kaydırdı, mesaj kutusunu tekrar kontrol etti. Hiçbir şey yoktu.
“Belki yanlışlık oldu,” diye fısıldadı kendi kendine…

Tam o sırada, yeni bir mesaj belirdi. Ekrana gelen yazı Yezra’yı hem şaşırttı hem de ürküttü:
“Sonunda kavuşuyoruz… Çok az kaldı. Seni bu adreste bekliyorum, gelinim.”

Yezra mesajı açarken fark etti ki, adres sabah aldığı Gamze mesajındaki adresti.
“O sokağı tanıyordum… O evin ışıkları hâlâ aklımdaydı. Yıllar önce kaçtığım her şey bir anda zihnime döndü.”

O an kalbi hızla çarpmaya başladı, nefesi daraldı. Korku, merak ve tuhaf bir heyecan dalgası bir arada içini sardı.

Alkar Bey, yoldaki sessizliği fark ederek yan gözle onu süzdü.
“Bir şey mi oldu?” diye sordu.

Yezra başını iki yana salladı.
“Yok… sadece yorgunum,” dedi. Telefonunu cebine soktu ve sessizce gözlerini tekrar yola çevirdi. Mesajın gizemi, yol boyunca onlara eşlik eden sessiz, soğuk bir gölge gibiydi.

Kısa bir sessizlikten sonra, gözlerini kaçırmadan Alkar Bey’e bakarak,
“Benimle buraya kadar geldiğiniz ve beni yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim. Arkadaşımı bulmam konusunda izin verip destek olmanız… gerçekten çok kıymetli,” dedi.

Alkar Bey hafifçe gülümsedi, bavulları eline aldı.
“Rica ederim Yezra Hanım,” dedi. “Bu kadar endişeliyken sizi tek başınıza göndermek doğru olmazdı.”

Uçaktan indikten sonra havaalanının çıkış kapısına yöneldiler. Dışarıda rüzgâr serin ve keskin esiyordu. Alkar Bey etrafa kısa bir bakış attı, sonra Yezra’ya dönerek,
“Buradan bir araba kiralayacağım. Bursa’da rahatça dolaşabilmemiz için en iyisi bu,” dedi.

Yezra sessizce başını salladı.

Bursa’da kiraladıkları arabayla şehir merkezine doğru ilerlediler. Kısa bir yolculuğun ardından nihayet kalacakları otelin önüne gelmişlerdi. Alkar Bey, otelin ilerisindeki otoparka arabayı park etti ve ikisi de arabadan indi. Valizleri alarak otelin içine doğru yürüdüler; Yezra, belli etmemeye çalışsa da çok gergin ve korkmuştu.

Resepsiyona geldiklerinde, Alkar Bey iki ayrı oda ayırttı; odalar yan yanaydı. Otel görevlisi, valizlerine yardım ederek onları odalarına çıkardı.

Yezra ve Alkar Bey odalarına yerleştikten yarım saat kadar sonra birlikte otelin restoranına indiler. Yezra’nın yüzü neredeyse kireç gibi solgundu. Alkar Bey, endişeyle ona baktı:
“Bir şey mi oldu? Neyiniz var?”

Yezra hafifçe başını salladı, sesi yorgun ama sakin:
“Sanırım yol beni biraz yordu,” diyerek geçiştirdi. Ama içten içe, tüm olup bitenleri Alkar Bey’e nasıl anlatacağını düşünüyordu. Mesajın gizemi, korkusu ve merakı bir arada zihnini meşgul ediyordu; bu sırada yorgunluğu ile birlikte bir tuhaf, rahatsız edici bir gerginlik de hissediyordu.

“Gamze’ye yardım etmeye geldim… ama içimde bir ses, başka bir şeyin beni çağırdığını söylüyor,” diye düşündü.

Beraber bir şeyler atıştırıp biraz dinlendikten sonra Alkar Bey,
“Şimdi arabayla verilen adrese gidelim,” dedi.

Yezra, endişeli ve çekingen bir tavırla, sesi hafif titreyerek,
“Şu an çok geç oldu… Yarın gitsek?” diye geçiştirdi. Ne kadar sakin görünmeye çalışsa da, içten içe korkusu ve tedirginliği her hareketine yansıyordu.

Alkar Bey, derin bir nefes alarak,
“O zaman ikimiz de çok yorgunuz. Yol beni de yordu. Odalarımıza çekilip istirahat edip dinlenelim, yarın gideriz,” dedi.

Yezra hiç düşünmeden, sessizce,
“Tamam,” dedi ve odalarına doğru yürüdüler. Herkes kendi odasına girdi. Yezra yatağa uzandığında, son iki günde yaşadıklarını düşünmeye başladı. Özellikle Gamze’den gelen ilk mesaj ve adres, ardından mesajın kaybolup yerine başka bir mesajın gelmesi ve her iki mesajda da aynı adresin olması zihninde dönüp duruyordu. Bu durumun ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken, hem merak hem de içini saran tuhaf bir korku hissetti.

Yezra bunları düşünürken odanın kapısı sertçe çaldı. Yattığı yerden doğruldu; bu saatte kapının öyle çalınması onu iyice ürkütmüştü. Ürkek bir sesle,
“Kim o?” diye sordu.

Kapının diğer ucunda Alkar Bey vardı.
“Yezra Hanım, ben Alkar. Sizi korkuttuysam özür dilerim, lütfen korkmayın. Sadece bir şeyi söylemeyi unuttum,” dedi.

Yezra derin bir nefes alarak kapıyı açtı.
“Buyurun, Alkar Bey,” dedi.

Alkar Bey, tok bir sesle konuştu:
“Hiç acelemiz yok. Arkadaşınız Gamze’yi bulup neler olduğunu öğrenene kadar Bursa’dayız, endişe etmeyin. Zamanımız bol. Ayrıca herhangi bir şey olursa ben yan odadayım; korkarsınız ya da başka bir şey, bunu hatırlatmak istemiştim.”

Yezra hafifçe gülümseyerek,
“Teşekkür ederim, iyi geceler,” dedi ve kapıyı kapattı.

Yezra tekrar yatağına uzandı. Aklından onlarca düşünce, film şeridi gibi geçip gidiyordu. Can arkadaşı Gamze neredeydi, ona ne olmuştu? O kabuslar neye işaretti? Bu belirsiz mesajlar ne anlama geliyordu?

Tüm bu sorular zihnini meşgul ederken, belki de son kez huzurlu bir uykuya dalmayı başardı. O gece, Yezra ilk defa kabus görmeden uyumuştu.

Belki de şehir, onu içine çekmeden önce huzur veriyordu…
Mesajla gelen sinsi tuzaklar ve gölgelerin uğultusu…
Karanlık bazen bir kelimeyle yaklaşır, bazen bir titreşimle. Bazen de en yakınının sesi gibi görünür, ama altında başka planlar yatar.

Yezra Bursa’da başına geleceklerden habersiz, derin bir uykuya daldı. Ertesi gün arkadaşı Gamze’yi aramaya gideceklerdi; fakat neler yaşayacaklarını henüz kendi bile bilmiyordu.

__________________
''Zamanın Eli Değdi Bize
Artık Aynı Değiliz
İkimiz de''


Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.

Konu Tanem tarafından (28 Kasım 2025 Saat 14:34 ) değiştirilmiştir.
 
Alıntı ile Cevapla

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları sohbet bizimmekan reklamver
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karanlığın Gelini Yezra – 2. Bölüm: Baharın Ardındaki Gölge Tanem Tanem 2 18 Kasım 2025 18:28
Karanlığın Gelini Yezra – 1. Bölüm: Gölgenin İlk Tohumu Tanem Tanem 0 17 Kasım 2025 13:06
Karanlıkları Aydınlatan Hüddâm Süleyman – 93. Bölüm: Berzah’tan Gelen Uyarı ve Karanlığın Uyanışı Tanem Tanem 0 09 Kasım 2025 20:07
Karanlıkları Aydınlatan Hüddam Süleyman: 71. Bölüm – Karanlığın Gelini İnci Tanem Tanem 0 26 Ekim 2025 11:48

×