IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Mart 2007, 19:38   #471
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Atatürk’e hakareti YouTube engelledi


Ender TÜRKKAN/MARMARİS, (DHA)

YouTube, eşcinsel kovboyların aşkını konu alan filmin oyuncularının yer aldığı kareye Atatürk’ün fotoğrafının da konulduğu videonun görüntülerini kısa sürede yayından kaldırdı.

Türkiye’den gelen tepkiler üzerine, denetimlerini artıran YouTube, ahlak dışı ve hakaret içerikli görüntüler ile sözler taşıyan videoları, kısa sürede yayından kaldırmaya başladı. YouTube, son olarak iki eşcinsel kovboyun aşkını anlatan ’Brokeback Mountain’ isimli filmin oyuncularının yer aldığı kareye Atatürk’ün fotoğrafının da konulduğu hakaret amaçlı videoyu, yüklendikten kısa sürede farkederek yayından kaldırdı. ’Had3s33’ koduyla dün saat 01.25’te yüklenen ve beş eşcinselin yanına Atatürk’ün fotoğrafının montajlandığı giriş görüntüsünü 39 kişinin izlediği belirlendi. Görüntü daha fazla kişiye ulaşmadan yayından kaldırıldı. YouTube, dün de Türk Bayrağı’na hakaret eden başka bir videoyu yayından kaldırmıştı.

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 12 Mart 2007, 19:38   #472
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Maliye Bakanlığı, motorlu taşıtlarda ''taşıt tanıma sistemini'' devreye sokmaya hazırlanıyor. Yeni sistem, mali takibin yanı sıra çalıntı araçların bulunmasında da kullanılacak.

Yeni sistem için akaryakıt istasyonlarında taşıt kimlik birimleri kurulacak.
Oluşturulacak sistemde, motorlu kara taşıtlarına monte edilen ve hafızasında taşıta ait çeşitli bilgileri muhafaza eden elekronik cihazlar, akaryakıt alımı sırasında bu bilgileri otomatik olarak pompalara bağlı yazar kasalara iletecek.

Sistem, akaryakıt alımı sırasında, pompa tabancasının taşıtın yakıt
deposunun girişine yaklaştırılmasıyla çalışmaya başlayacak ve taşıt kimlik
birimindeki programlı bilgiler, taşıt ve pompadaki cihaz vasıtasıyla yazar kasaya aktarılacak.

HANGİ BİLGİLER BULUNACAK ?

Taşıt kimlik biriminde, öncelikle taşıtın plaka bilgisi ile motor ve şasi
numarası bulunacak. Bu amaçla araçların ön camına ya da depo kapağının yanına, çipli mikro kartlar yapıştırılacak. Söz konusu kartlar, ödeme kaydedici cihazlarla iletişim yapabilecek özellikte olacak.

Bu kartlar, taşıta kolaylıkla çıkartılamayacak şekilde monte edilecek ve
çıkartılmak istendiğinde bir daha kullanılamayacak şekilde tahrip olacak. Kartın üzerine kaydedilen bilgiler silinemeyecek ve yetkili kişiler dışında da
değiştirilemeyecek.

Her taşıt kimlik birimi, yurt genelinde bütün ödeme kaydedici cihazlarla
iletişimi sağlayacak özelliklere sahip bulunacak.

Taşıt kimlik birimi sistemine otomobil, motosiklet, minibüs ve midibüs,
otobüs, kaptıkaçtı, arazi taşıtı, panel van, motorlu karavan, kamyonet, kamyon, çekici, traktör ve özel amaçlı taşıtlar 'itfaiye, cankurtaran, cenaze aracı vb) dahil olacak.

Bu taşıtlara takılacak kimlik birimleri ile bunlarla iletişimi sağlayacak
cihazların üretim, ithalat, montaj, programlama ve servislik hizmetleri, Maliye Bakanlığından onay alacak üretici veya ithalatçı kuruluşlar tarafından yerine getirilecek.

Taşıtların satılması ya da plaka değişikliği durumunda, taşıt kimlik
biriminde yapılacak güncelleme de, üretici veya ithalatçı kuruluşlarca
gerçekleştirilecek.

TAŞITLARA KİMLİK BELGESİ

Yeni sistem uyarınca taşıtlarına programlanmış kimlik birimi takılan taşıt
sahiplerine, üretici veya ithalatçı kuruluşlar tarafından birer taşıt kimlik
belgesi verilecek.

Belgede, araca ait bilgilerin yanı sıra üretici veya ithalatçı firmanın
unvanı ile montaj ve programlama işlemlerini yapan servis elemanının kimliği de yer alacak.

Maliye Bakanlığı, uygulamaya ilişkin Tebliği, bu yılın ilk yarısında
çıkaracak. Tebliğin ardından üretici ve ithalatçı firmaların başvuruları
alınacak.

Başvuruların incelenmesinin ardından Maliye Bakanlığınca gerekli
koşulları taşıyan firmalara yeni sistem için onay verilecek.
Bu sürecin tamamlanmasından sonra da söz konusu cihazlar temin edilecek ve montaj işlemine başlanacak.

Taşıt kimlik sistemi, ilk aşamada trafiğe yeni çıkacak araçlar için devreye
girecek. Halen trafikte olan araçlara da, yeni sisteme uyum sağlamaları için 1 yıllık bir süre verilecek.

Yeni sistemin akaryakıt istasyonlarına ortalama maliyeti 1.500 dolar olacak. Çip maliyeti ise 2 doları aşmayacak.

ÇOK YÖNLÜ KULLANILACAK

Bu arada Maliye Bakanlığının başlangıçta akaryakıt sektöründe mali takip
amacıyla uygulamaya koymayı planladığı kimlik tanıma sistemi, diğer kamu kuruluşlarının talebi üzerine çok amaçlı hale dönüştürüldü.

Alınan bilgiye göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Karayolları Genel
Müdürlüğü, Maliye Bakanlığına yeni sistemden kendilerinin de yararlanmaları için başvuruda bulundu.

Emniyet Genel Müdürlüğü, çipli kartlara yüklenecek ek bilgi ile çalıntı
taşıtların bulunabileceğini belirtti. Karayolları ise yeni kartların köprü ve
otoyollardan geçişte kullanılan Otomatik Geçiş Sistemi (OGS) kartlarının yerini almasını talep etti.

Yapılan görüşmelerde, söz konusu kartlara mali takiple ilgili bilgilerin
Maliye Bakanlığınca yüklenmesi, hırsızlara yönelik takip ve OGS için de Emniyet ve Karayollarınca yükleme yapılması kararlaştırıldı.

Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bazı ilçe belediyeleri, çipli
kartların belediyelerin kurduğu kamuya ait otoparklara giriş-çıkışlarda da
kullanılması talebinde bulundu. Maliye Bakanlığı, bu talebe de olumlu yanıt verdi.

Maliye yetkilileri, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
''Radyo frekansı sistemi (Radio Frequency Identification-RFID) ile çalışan
çipli kimlik kartları araçların ön camına ya da yan tarafına yapıştırılacak.
Karayolları için ön cam daha pratik görünüyor. O yüzden çok amaçlı sistemde bu kartlar, aracın ön camına takılacak. Mali takip için bize kart kapasitesinin yüzde 10'u yetecek. Geri kalan yüzde 90'lık bölümün bir kısmına Emniyet ayrıca yükleme yapabilecek. Emniyet, belirli yerlere bu kartlarla bağlantılı alıcılar da koyabilir. Aynı şekilde Karayolları Genel Müdürlüğü, kartların bir bölümüne OGS bilgilerini yükleyebilecek. Belediyeler de, özellikle İstanbul'da şehrin belirli merkezlerinde inşa edilecek otoparklara giriş-çıkış için bu kartları kullanabilecek. Bütün bunların detaylarını ilgili kuruluşlarla görüşeceğiz.Kartların kalan bölümünü de özel sektör kuruluşları, kendi merkezlerine giriş-çıkış için kullanabilir. Biz, buna da açığız.''

İSTASYONLAR ARTIK YAZAR KASALI

Öte yandan Maliye Bakanlığı'nın 2005 yılı ortasından bu yana kademeli olarak hayata geçirdiği pompalara yazar kasa uygulaması sonucu, pompalara yazar kasa takılmayan sadece bin dolayında istasyon kaldı.

Maliye Bakanlığının tespitlerine göre, 11 bin istasyondan 9 bin 811'i bugüne kadar sisteme dahil oldu. Geri kalan istasyonların da, teknolojik alt yapılarını uyumlu hale getirmesinin ardından, yazar kasa uygulamasına geçeceği bildirildi.

AA

 

Alt 12 Mart 2007, 19:38   #473
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




AKP’li vekil toprak satışını övdü
Toprak satışına övgüler yağdırıp, eleştirenleride hukuk bilgisinden yoksun olarak tanımlayan Kılıç, mülk satışlarının ülke ekonomisini ve piyasayı olumlu etkilediğini söyledi



AKP’li vekil toprak satışını övdü
AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Suat Kılıç, iktidara susamış kesimlerin yabancılara gayrimenkul satışını istismar ettiğini söyledi. Yabancılara toprak satışıyla ilgili yasayla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde konut veya arsa sahibi olabilmelerine imkan sağlandığını belirten Kılıç, ancak özellikle bu tür konuları istismar edenlerin iddialarının aksine bu yasanın sınırsız bir şekilde mülkiyet edinme imkanını hiçbir ülkenin vatandaşına vermediğini dile getirdi.

“Bağımsızlık mı ilan ettiler”
Kılıç, “Öncelikle belirtelim ki yabancıların mülk edinmek suretiyle bir ilimizdeki arazilerin büyük çoğunluğunu ele geçirmeleri ve sonrasında orada kendi bayraklarını dalgalandıracak bir hakimiyete erişebilmeleri mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye dışında 190 bin parça mülkü bulunuyor. Bizim vatandaşlarımız mülk edindikleri ülkelerin toprakları üzerinde bağımsızlıklarını mı ilan ettiler? Hayır” diye konuştu. (İHA)

YENİÇAĞ

 

Alt 12 Mart 2007, 19:39   #474
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Biz 15 bin hektar sattık
Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, “Gelmiş geçmiş iktidarlar bizden daha fazla toprak sattı” diyerek AKP’yi temize çıkarmaya kalktı



‘Biz az sattık’
YabancIlara mülk ve toprak satışları sebebiyle yükselen tepkilere karşı savunmaya geçen Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, “Gelmiş geçmiş iktidarlar bizden daha fazla toprak sattı” diyerek AKP’yi temize çıkarmaya kalktı.

Biz 15 bin hektar sattık
Bayındırlık Bakanı Faruk Özak, tepki çeken yabancılara gayrimenkul satışlarıyla ilgili olarak AKP’yi böyle savundu: Gelmiş geçmiş iktidarlar bizden daha fazla toprak sattı

Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, kamuoyunda oldukça tepki çeken ve Yeniçağ’ın “Vatan toprağı namusdur, satılamaz” diyerek günlerdir bu konudaki ısrarlı yayınlarıyla ilgili oldukça ilginç açıklamalarda bulundu. Bakan Özak Gümüşhaneliler Derneği’nce düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, yabancılara gayrimenkul satışı konusunda çok eleştirildiklerini, ancak kendilerini eleştiren partilerin geçmişteki iktidarları döneminde daha fazla gayrimenkul sattıklarını ve bu uygulamanın Osmanlı döneminde başlayan bir uygulama olduğunu söyledi.

“Sınırlandırdık”
Atatürk zamanında, 1934’te çıkan yasayla 30 hektarlık bir alanın yabancılara satılabildiğini, kendilerinin ise bunu 2005’te değiştirerek 2.5 hektarla sınırlandırdıklarını ifade eden Bakan Özak, şöyle devam etti: “Gelmiş geçmiş tüm hükümetler yabancılara gayrimenkul satmıştır. Bizi eleştiren, eskiden iktidarda olan partilerin hükümetleri de bizden daha fazla gayrimenkul satmıştır. Menderes, İnönü, Ulusu, Erbakan, Çiller, Demirel döneminde de satış yapılmıştır. Örneğin, eski cumhurbaşkanlarımızdan, Atatürk’ün silah arkadaşı İnönü zamanında, 1962-1964 yılları arasında 25 bin hektar gayrimenkul yabancılara satılmıştır. Ama bizim dönemimizde satılan miktar 15 bindir.” (AA)

YENİÇAĞ

 

Alt 12 Mart 2007, 19:39   #475
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




İsrail 10 ilde toprak aldı!
İstanbul, İzmir ve Antalya’yı tercih eden İsrailliler, Türkiye’nin 10 iline yoğunlaştı.



Tapu ve Kadastro emekli müfettişlerinden Hüseyin Önder, yabancılara toprak satmayan İsrail’in, kendi vatandaşlarını Türkiye’de arazi ve konut satın alması için teşvik ettiğini açıkladı. Önder, 10 ilde arsa, arazi edinen Yahudilerin resmi kayıtların dışında da toprak satın almış olabileceklerini belirtti.

İsrail’e 80 bin metrekare toprak satıldı
İstanbul, İzmir ve Antalya’yı tercih eden İsrailliler, Türkiye’nin 10 iline yoğunlaştı. Yahudiler, taşınmazların yüzde 87.5’ini, 2000-2004 yılları arasında satın aldı
Tapu ve Kadastro emekli müfettişlerinden ve Yabancılara Toprak Satışı kitabının yazarı Hüseyin Önder, İsrail uyruklu gerçek kişilerin 31 Aralık 2004 tarihi itibariyle Türkiye’nin 10 ilinde arsa, arazi ve konut edindiğini söyledi. Bu taşınmazların toplam yüzölçümünün 7 Ağustos 2006’ya kadar 80 bin 487 metrekare olarak belirlendiğini kaydeden Önder, İsraillilerin en fazla İstanbul, İzmir ve Antalya’yı tercih ettiğini belirtti. Önder, İsraillilerin resmi kayıtların dışında da toprak satın olmış olabileceklerini belirtti. “Yabancıların 2003 yılından önce ve daha sonra edindiği taşınmazlar, genel toplama oranlandığında ortaya çarpıcı rakamlar çıkıyor” diyen Önder, yabancıların 1923 yılından bu yana Türkiye’de edindiği toplam taşınmaz sayısının yüzde 52’si, yüzölçümü olarak da yüzde 48’i son dört yılda edindi” dedi.

Arsa alıyorlar
İsrallilerin çoğunlukla arsa nitelilkli taşınmaz edinmeye çalıştığını dile getiren Önder, ” Bu taşınmazların yüzde 87.5’inin 2000-2004 yılları arasında satın alındığını kaydetti. 1923 yılından AKP’nin iktidara geldiği 18 Kasım 2002 yılına kadar 16. 603. 963 metrekarelik 28 bin 338 adet taşınmazın yabancıların eline geçtiğini kaydeden Önder, “Sadece 58. ve 59. hükümetler döneminde yabancılar tarafından satın alınan taşınmaz sayısı 30 bin 491... Bu taşınmazların yüzölçümü toplamı ise 15 milyon 502 bin metrekare” dedi.



Haber : Selda Öztürk Kay

 

Alt 12 Mart 2007, 19:39   #476
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Türkiye'de 6.5 milyon Kürt var 12 Mart 2007




Türkiye'nin etnik yapısının mozaik olmadığını savunan Hasan Celal Güzel, Radikal Gazetesi'ndeki köşesinde ülkede en fazla 6.5 milyon Kürt nüfusun bulunduğunu yazdı. Güzel "Ana dilini Türkçe bildirenlerin oranı yüzde 93. Ancak kalan yüzde 7'de kardeşimiz" dedi.

RADİKAL Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel "Türkiye, Yüksek Yoğunluklu Psikolojik Harekátın Hedefi-1" başlığıyla dün Radikal Gazetesi'nde yayınlanan köşe yazısında Türkiye'de yaşayan Kürt nüfusunun en fazla 6.5 milyon olduğunu savundu.

P. A. Andrews'in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'deki Kürt nüfusu oranının yüzde 8.36 olduğunu, TÜİK'in (Türkiye İstatistik Kurumu) ana dili esas alarak yaptığı sayımlarda bu oranın yüzde 7.07, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü'nün araştırmalarında ise yüzde 6.2 olduğunu söyleyen Güzel, Ali Tayyar Önder'in de Kürt ve Zaza nüfus oranını yüzde 7.84 olarak hesapladığını anlattı. Türkiye'de yaşayan Kürt nüfusunun en fazla yüzde 8.5 oranında olduğunu belirten Güzel, bunun 6.5 milyon kişiye denk geldiğini söyledi.

’TÜRKİYE MOZAİK' KGB SLOGANI

Türkiye'nin Kürtler, Kuzey Irak, peşmergeler, Türkmenler ve PKK konularında yüksek yoğunluklu bir psikolojik harekátın hedefinde bulunduğunu söyleyen Güzel, "Türkiye bir mozaiktir" iddiasının bir zamanlar KGB'nin Türkiye üzerinde yürüttüğü bir psikolojik harekát sloganı olduğunu belirtti. Güzel, "Ne yazık ki, ülkemizde cumhurbaşkanları, başbakanlar bile bu sloganın tuzağına düşmüştür. Bu sloganda vurgulanan esas nokta, Türkiye'nin etnik yapısıdır" dedi.

HİÇBİRAYRIMYAPMAYIZ

Bu konudaki asıl hedefin, federatif sisteme ve bölünmeye giden yolu açmak olduğunu iddia eden Güzel, şunları anlattı: "Halbuki, çeşitli araştırmalara ve istatistiklere göre, Türkiye'de yaşayan insanların en az yüzde 85'i Türk kökenlidir. Bu derece homojen bir yapıyı, hiç bir milli devletin bünyesinde kolay kolay gösteremezsiniz. ABD'de 'Ethnologue Data from Languages of the World' adlı araştırma kurumunun hazırladığı 'Türkiye'de Etnik Dağılım' başlıklı raporda, 2001 yılı içinde Türkiye'de etnik nüfus oranı yüzde 13.79 olarak gösterilmiştir (Yani, yüzde 86.21 Türk asıllıdır). Gene Eylül 2005'te AB Eurobarometer Anketi'nde, ana dilini Türkçe olarak bildirenlerin (yani Türk kimliğini benimseyenlerin) oranı yüzde 93 olarak tesbit edilmiştir. Böyle bir topluluğa 'mozaik' diyebilir misiniz? Bu arada, geri kalan yüzde 7'lik kısmın da bizim kardeşimiz olduğunu ve hiçbir ayrım yapmadığımızı belirtmeliyiz."

 

Alt 12 Mart 2007, 19:40   #477
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Şifre çözücülerimizi kim öldürdü
11.03.2007

--------------------------------------------------------------------------------

Askeri silah ve teçhizat üreten elektronik devi ASELSAN´da Hüseyin Başbilen, Evrim Yançeken ve Halim Ünsem adlı mühendislerin intihar değil planlı bir cinayetle ortadan kaldırıldığı öne sürülüyor


--------------------------------------------------------------------------------


ESRARENGİZ olaylar ABD'yi işaret ediyor. ASELSAN mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin ''millileştirilmesi'' konusundaki başarısından sonra, benzer bir başarıyı ABD güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahalesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün millileştirilmesi için çalışıyorlardı. Böylece ABD'nin havadaki tahtı sallantıya girmişti.

ELİNDEN tüm kozlarıı alınmak üzere olan ABD'nin 3 gencimizi ortadan kaldırdığı öne sürülüyor. ABD aynı sistemi Eşref Bitlis Paşa'nın şehit edilmesinde de içinde bulunduğu helikopterde kullanmıştı. 3 mühendisin yaşamlarına 'intihar' ederek son verdiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturma dosyaları olayların 'normal intihar' olduğu gerekçesiyle kapatıldı. Ancak, ölen mühendislerin aileleri, bu kararı temyiz ederek yeniden incelemeye aldırdı.

Son 6 ay içinde ülkemizin savunma sanayii ve teknolojisi açısından stratejik önemde bulunan ASELSAN'daki intiharların perde arkası aydınlanıyor . Hüseyin Başbilen, Evrim Yançeken ve Halim Ünsem, adlı mühendislerin esrarengiz biçimde intiharının altından da ABD'nin çıktığı belirtiliyor.

ASELSAN'da son 6 ayda yaşanan 3 intihar olayı TBMM gündemine taşındı. CHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Tomanbay, Başbakan Tayyip Erdoğan'a yazılı bir soru önergesi vererek, Aselsan'da yaşanan intihar olaylarını sordu. 6 ay gibi kısa bir sürede ODTÜ mezunu 3 değerleri mühendisimizin arka arkaya intihar etmesi dikkat çeken bir olaydır." Tomanbay soru önergesinde, "Aselsan adlı şirketimizde bu intiharları besleyen bir ortam söz konusu mudur?" diye sordu.

Dost-düşman ayırımı

Meclis'ten bir çözüm çıkmazken bundan bir kaç yıl öncesine kadar F-16 üretim merkezi TAI'de uçakların dost-düşman tanımlamasını yapan elektronik sistemi bir tane dahi Türk mühendisin giremediği bir bölümde üretiliyordu.Bu sistem Türk F-16 sının bir uçak ile karşılaştığında karşıdakinin dost mu düşman mı olduğunu pilota iletiyordu. Yalnız burada bir sorun vardı. Bir Türk F-16'sı stratejik kadim dostlarımızdan (!) ABD, İngiliz veya Yunan uçaklarından biri ile karşılaştığında onları ''DOST'' görüyordu. Bu da bir savaş halinde Bu kadim dostlarımızın (!) bizi sinek avlar gibi avlayabilmesi anlamını taşıyordu. Aselsan mühendisleri 6 ay gibi kısa bir sürede ABD tarafından bize güdülen bu uçak tanıma sisteminin hakimiyetini lehimize çevirmeyi başardı. ABD'nin yıllarca çalışarak kurduğu tezgah, dahi Türk mühendisleri tarafından kısa bir zamanda bertaraf edilmişti.Peki dahi mühendislerimiz şimdi ne ile uğraşıyorlardı?

Uydudan emir

Kadim dostumuz (!) ABD, sadece uçak tanıma sistemini elinde tutma kozunu elinde bulundurmuyordu. Bundan daha vahim ve önemli bir kozu var:

ABD, herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında ABD tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik sisteme sahip uçak, helikopter, tank, zırhlı birlikler, izleme sistemleri gibi hayati araçları uydusundan verdiği bir emir ile saf dışı bırakabiliyor.

Yani, kendi yaptığı bu elektronik sistemler istendiği anda uzaktan kumanda misali uydulardan kontrol edilebiliyor. Bu Türk Ordusunun savaş başlamadan yenilgisi anlamına geliyor.

İşte 3 dahi mühendisin katlinin nedeni

ASELSAN mühendisleri, uçak tanıma sistemlerinin ''millileştirilmesi'' konusundaki başarısından sonra, benzer bir başarıyı bu ABD güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılması, uydu müdahakesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemlerin geliştirilerek silahlı gücümüzün millileştirilmesi için çalışıyorlardı. Bunlardan 3 gencimiz kadim dostumuz (!) tarafından ŞEHİT edildi.

Dostumuz bu sistemi Eşref Bitlis Paşa'nın şehit edilmesinde de içinde bulunduğu helikopterde kullanmıştı.

 

Alt 12 Mart 2007, 19:40   #478
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Rumların bulduğu ’Türk bülbül’ün yeni saçmalıkları


Ömer BİLGE / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum medyası son bir haftadır 1974 Barış Harekatı’ndan bir yıl sonra onbaşı rütbesiyle Kıbrıs’ta askerlik yapan Mehmet Mercan’ın ’çarpıcı’ iddialarını manşetlerine taşıyor.

1974’te kaybolan 5 yaşındaki Rum çocuk Hristakis Yeorgiu’nun Türkiye’ye götürüldüğünü iddia eden Mercan, şimdi de "Gözlerimin önünde Türkler bir çukur önünde 4 Rum’u sorgulayıp öldürdü" dedi ve Rum medyasının manşetlerine çıktı. Mercan, Hıristiyanlığı tanımak için sürekli İncil okuduğunu da belirtti.

Politis gazetesinin Ankara muhabiri Anna Andreu ve Lefkoşa’dan gelen editörü Andreas Parashos üç gün önce İstanbul’a giderek Mehmet Mercan ile röportaj yaptı. Politis gazetesinin dün manşetine taşıdığı habere göre, Mercan şöyle konuştu: "22 Temmuz 1975 günü Mersin’den bir helikopter ile Dikmen’e indik ve birliğime katıldım. Bir ara yiyecek aramak için arkadaşlarımla birlikte bölgeyi gezmeye başladık. Onbaşı rütbesiyle Dikmen askeri hastanesinde görevliydim. Dikmen yakınlarındaki Güngören köyünde bir askeri üs bulunuyor. Burada Türklerin 4 Rum sivili sorguladıklarını gördüm. Daha sonra Rumları bir çukur önüne dizdiler ve vurdular. Bir tanesi kaçmaya çalıştı onu da vurup çukura attılar. Bu kayıpların kemikleri şimdi hala Güngören’dedir."

HÜRRİYET

 

Alt 12 Mart 2007, 19:40   #479
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




KKTC 10 ülkede temsilcilik açacak
23.02.2007

--------------------------------------------------------------------------------

Kıbrıs´la ilgili son gelişmeler Ankara´da masaya yatırılıyor. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül´le görüşerek ortak strateji belirleyecek. Avcı, yıl sonuna kadar 10 ülkede yeni temsilcilik açacaklarını da açıkladı.


--------------------------------------------------------------------------------


Güney Kıbrıs Rum yönetimi'nin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz aranmasına yönelik girişimlerinin yarattığı gerginlik sürerken, KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı Ankara'ya gelerek temaslarda bulundu.

NTV'nin sorularını yanıtlayan Avcı, Rum yönetiminin girişimlerini sürdürmesinin, bölgedeki iyi niyet ortamını zedeleyeceği uyarısında bulundu. Avcı, KKTC'nin yıl sonuna kadar 10 ülkede yeni temsilcilik açacağını da açıkladı.

Kıbrıs'la ilgili son gelişmeler Ankara'da masaya yatırılıyor. KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le görüşerek ortak strateji belirleyecek.

Petrol ve doğalgaz arama girişimi

Gündem maddelerinin başinda, güney Kibris Rum yönetimi'nin doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz aranmasına yönelik girişimleri geliyor.

Avcı, Rum yönetiminin Türkiye ile AB, komşu ülkeler ve uluslararası şirketler arasında kriz yaratmaya çalıştığını söyleyerek, "Böyle bir davranış, bunu sürdürmek bölgede Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta bizim uzun bir süredir ortaya koyduğumuz uzlaşıyı, iyi niyet ortamını ve bir de kapsamlı bir çözüm arayışını zedeleyecektir" dedi.

Ticater tüzüğüne tepki

Avcı, AB'nin gündemindeki doğrudan ticaret tüzüğüyle ilgili gelişmeleri değerlendirirken, Rum yönetiminin "Kıbrıslı Türkler ürünlerini güneydeki limanlardan ihraç etsin" önerisine tepki gösterdi. Avcı, "Bu bizim tarafımızdan kesinlikle kabul edilemez. En önemli çizgiler burada. Kuzeydeki limanların doğrudan ticaret tüzüğü kapsamında olmasını kabul edebiliriz" görüşünü dile getirdi.

Gelecek hafta Brüksel'e gidecek KKTC Cumhurbaşkani Mehmet Ali Talat'ın da bu mesajı vereceğini söyleyen Avcı, Ercan Havaalanı'nın da ihracat yapılırken kullanılması için girişimlerde bulunduklarını belirtti.

Avcı, yıl sonuna kadar 10 ülkede yeni temsilcilik açacaklarını da açıkladı.

ORTADOĞU

 

Alt 12 Mart 2007, 19:41   #480
Çevrimiçi
Cevap: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Kerkük Türkiye´nin güvenlik sorunu
09.03.2007

--------------------------------------------------------------------------------

Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, ´´Kerkük, Türkmenler´in sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye´nin güvenlik sorunu haline gelmiştir´´ dedi.


--------------------------------------------------------------------------------


Türkmenler'in Irak'ta kültürlerini, yaşantılarını, örf ve adetlerini koruyabilmek için büyük çaba sarf ettiklerini ifade eden Muratlı, ''Türkmenler, adı konulmamış bir soykırım ve asimilasyona tabi tutulmuştur'' dedi. Muratlı, "2007 Türkmenler için kader yılıdır. 2007, bu makus talihi yenmek için son fırsattır. Kerkük, Türkmenler'in sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye'nin güvenlik sorunu haline gelmiştir'' diye uyardı.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi tarafındanTürk Dil Kurumu Konferans Salonu'nda ''Barışa Susayan Irak'ta Türk Kültür Varlığı'' konulu panel düzenledi.Panelde konuşan Muratlı, son günlerde Türkiye'de Türkmenler ve Kerkük konusunda önemli bir hassasiyet gördüklerini ve bunu mutlulukla karşıladıklarını söyledi. Özellikle sivil toplum örgütlerinin bu konudaki duyarlılığına teşekkür eden Muratlı, Türkmenler'in Irak'ta kültürlerini, yaşantılarını, örf ve adetlerini koruyabilmek için büyük çaba sarf ettiklerini ifade etti. Muratlı, ''Türkmenler, adı konulmamış bir soykırım ve asimilasyona tabi tutulmuştur'' dedi.Irak'ta yaşayan herkesin tıpkı Türkmenler gibi ülke çıkarlarından birlik içinde söz etmesi gerektiğini belirten Muratlı, ''Türkmenler, üzerindeki baskıların Saddam dönemini aratacak derecede arttığını ve Kerkük'ün bir barut fıçısına dönüştüğünü belirtmemize ve konuyu gündeme getirmemize rağmen gerçekler nihayet yeni fark edilmiştir. Kimsenin bir karış toprağında gözü olmayan ve kimseye bir husumet beslemeyen Türkmenler'in, Irak'ta barış ve huzur içinde yaşamaktan ve Irak'ın nimetlerinden hakça yararlanmaktan başka beklentisi yoktur.Bu nedenle, 2007 Türkmenler için kader yılıdır. 2007, bu makus talihi yenmek için son fırsattır. Kerkük, Türkmenler'in sorunu olmaktan çıkmış, Türkiye'nin güvenlik sorunu haline gelmiştir.''

-''2007 YILI, KRİTİK DÖNEMEÇTİR''-

Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Prof. Dr. Osman Horata da, ''2007, Irak'taki Türk varlığı, ülkemiz ve bölge ülkeleri açısından kritik bir dönemeçtir'' dedi.Bu dönemeçte, bölgede barışın hakim olup olmayacağının ortaya çıkacağı bir yılın yaşandığını ifade eden Horata, Lozan'da masaya oturulduğunda Musul vilayetiyle ilgili taleplerin gündeme getirildiğini, ancak o dönemde patlak veren Şeyh Sait isyanı ve konjonktürün Türkiye'nin isteklerinin kabul edilmesini engellediğini söyledi.Irak'ta yüzyıllardır birarada yaşayan, aynı inanç ve kültürel değerler etrafından birleşen insanların, birbirini katili olma durumuna geldiklerini belirten Horata, Irak'taki kültür varlıklarının ve barışın korunması için en önemli görevin önce orada yaşayanlara, sonra bütün insanlığa düştüğünü kaydetti.

-''MUSUL, TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİDİR''-

Toplantıda konuşan Emekli Büyükelçi Bilal Şimşir de, İsmet İnönü'nün Lozan'da bazı temel unsurları öne çıkararak taleplerini ilettiğini söyledi.Bunların etnografik, siyasi, tarihi, coğrafi ve ekonomik, askeri ve stratejik unsurlar olduğunu anlatan Şimşir, ''İsmet Paşa'nın bir sözü vardı: Musul, İngilizler için petrol meselesidir, ama Türkiye için vatan meseledir, özellikle de güvenlik meselesidir. Musul, Türkiye için önemlidir. Bu önemi İnönü çok iyi ifade etmiştir'' dedi.Musul'un Türkiye'ye bağlanmamasının o dönemde Büyük Millet Meclisi'nde de şiddetli tartışmalara neden olduğunu kaydeden Şimşir, o dönemde Musul'un elden gitmesi halinde Doğu Anadolu'nun da elden gidebileceği yönündeki fikirlerin dahi ifade edildiğini belirtti.

Atatürk ve İnönü'nün Irak politikasının, iki ana sütun üzerine kurulduğunu ifade eden Bilal Şimşir, ''Bunlardan biri Türkiye'nin güvenliği, diğeri Türkmenler'in güvenliğiydi. Bugün her iki sütun da çökmüştür'' diye konuştu.Doç. Dr. Derviş Kılıçkaya ise, Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan dönemindeki Irak politikasının, ''kime ne veriliyorsa Türkmenler'e de aynı hakların verilmesi'' yönünde olduğunu söyledi.Bu taleplerin Türk kültüründen geldiğini belirten Kılıçkaya, ''Çünkü, bizim kültürümüzde ötekileştirme, bize benzemeyeni dışlama, kendine benzetme hastalığı yoktur. Türk tarihinde bunun örneklerine hep rastlanmıştır'' dedi.

ORTADOĞU

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20