IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 31 Ocak 2007, 17:37   #61
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




GENELKURMAY Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Girit ve Sisam adalarında yaşanan ayrılıkçı terör eylemlerine ait belgeleri gün ışığına çıkardı

Kitapta, 19'ncu yüzyıl sonu ile 20'nci yüzyıl başında "Akdeniz" adalarından Sisam ve Girit'teki terör olaylarının iç yüzü ortaya çıkarılırken, söz konusu eylemlerin "dış bağlantılarına" dikkat çekiliyor. ATASE Başkanı Korgeneral Eyüp Kaptan, kitabın sunuş bölümünde, Girit ve Sisam adalarında meydana gelen ayrılıkçı terör eylemlerinin, yöntem ve amaçlarının çağlar geçse de değişmediğini göstermesi bakımından çarpıcı örnekler ve belgelerin bulunduğunu belirtti. Kaptan, "Özellikle dış kaynaklı desteklerin, bu tür hareketlerin gelişiminde, Girit ve Sisam adasındaki eylemlerde ne denli önemli rol oynadığı da tespit edilmektedir" dedi.


Korgeneral Kaptan, Girit Genel Meclisi'nin Müslüman üyelerinin yayımladığı "24 Mayıs 1896'da Meydana Gelen Girit Olayları" broşürü ile aynı Meclis'in Hıristiyan üyelerinin isteklerine ilişkin bildirilerin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi durumunda önemli tespitlerin ortaya çıkacağının altını çizerken, "Böylece tarih araştırmalarındaki dün-bugün mukayesesinin belgelere dayanan bilimsel açıklamaları yapılmış olacaktır" dedi.


Yunanistan'dan silah yardımı

Kitapta, Girit ve Sisam adalarında yaşanan olaylara ilişkin çok sayıda belgeye yer verildi.

Kandiye Sancağı Kaymakam Vekili Hamdi'nin Girit Yüksek Memurluğu'na yazdığı dilekçede, Girit'e Yunanistan tarafından sağlanan silahların ve teröristlerin karaya çıkarılışı şöyle anlatılıyor:


"İki gün önce Şira'dan, Panayama ve Hidra adlı iki Yunan gemisi Resmo ve Kandiye arasındaki kıyılardan birisine gelmiştir. Bu gemilerden 1000-2000 tüfekle 800 kadar ada dışından gelen terörist karaya çıkarılmıştır. 1200 varil kadar da barut çıkardıktan sonra salimen geriye döndüklerini bugün Kandiye'ye gelen Avusturya Posta Vapuru Kaptanı'ndan naklen Fransa'nın Kandiye'deki konsolos vekili Mösyö Aimable özel olarak bana gelip açıklamıştır. Avusturya vapuruyla gelen yolcular da bu haberi aynen anlatmışlardır. Hatta bu Yunan gemilerinin Şira'ya doğru giderken gördüklerini de söylemişlerdir."


Yunanistan'ın Girit'e silah ve terörist çıkarmasına ilişkin diğer bir belgede ise, şunlar kaydediliyor:

"İki Yunan vapurunun kıyıya yanaşarak ada dışından gelen teröristlerle birlikte patlayıcı maddeleri çıkardıkları duyumunun alınması üzerine gerekli mevkilere asker sevk edilmiştir. Meydana gelen çatışmada 32 terörist öldürülmüş, 30 kadar tüfek ve bir takım elbise ele geçirilmiştir. Oradaki kıyıların tamamını layıkıyla korumak ve teröristlerin girişlerine engel olmak üzere Fuat adlı vapurun Kandiye'de bulundurulmasının lüzum ve önemine dair yazınız alınmış ve karakol vapurlarına, kıyıların gerektiği şekilde korunmasına nezaret ve dikkat edilmesi konusunda Bahriye Komutanı Mustafa Paşa tarafından gerekli uyarılar yapılmıştır. Fuat vapurunun da o tarafa gönderildiği arz olunur."


İtalyan isyancı: "Rumlar'ın yüzüne bir daha bakmayacağım"

İki arkadaşıyla beraber Yunan isyancılarına katılarak Girit adasına gelen ve Kandiye'de sığınma isteyen İtalyan Yovan Papalli'nin ifadeleri ise olayın diğer bir boyutunu ortaya koyuyor.


Papalli ifadesinde, Girit'in köylerinde kadınlara yapılan tecavüz olaylarından, erzak hırsızlıklarına kadar pek çok olayı üzülerek anlatıyor. Papalli'nin ifadeleri şöyle: "Daha sonra Abzolo Manastırı'na geldik. Bir haftadan beri açtık. Zorla bu manastırda iki günlük erzak aldık. İki gün sonra Selya adlı köye ulaştık. Elimizde bulunan erzakı şiddetle saklayarak birbirimizden erzak çalmaya başladık?


Selya köyü halkını üç günlük erzak tedarik etmeleri için tarif edilemeyecek derecede baskı altına aldık. Köyde kaldığımız altı günlük sürede bir şeyler alamadığımız hiçbir yer kalmadığı gibi, rastladığımız koyun, sığır, tavuk ne varsa kesiyorduk. Yoldaşlarımızın Selya'da yapmadıkları hiçbir kötülük kalmadı. Sağlam hiçbir kadın kalmamıştı. Eşlerin önünde kadınlara zorla çok kötülük yapıyordular?


"Rumların iğrenç ve kabul edilemeyecek seviyedeki karakterleri gerek eski çağlarda ve gerekse yeni çağlarda açıkça görülmektedir. Eski çağlarda teorik olarak bildiğimi bu kez de canlı olarak gözlemlediğim için sağ kaldığım sürece Rumların bir daha yüzlerine bakmayacağım. Onlarla hiçbir yere gitmemeye karar verdim. Müslümanların yaygın bir şekilde bilinen merhametlerini kendim için kurtuluş bilerek iki arkadaşımla isyancıların arasında geceleyin ayrılarak uzaklaştık. Tanrı'ya şükürler olsun Osmanlı Devleti'ne sığındık. Eğer memleketim İtalya'ya sağ salim varırsam Rumların bu hallerini anlatacağımı açıkça ifade ederim."


Müslüman halk katlediliyor

Girit Komutanı Mareşal Abdullah'ın Başkomutanlığa yazdığı 3 Ağustos 1896 tarihli dilekçede, Müslüman halkın köylerini terk ettiği ve göçe zorlandığı şu ifadelerle belirtiliyor:

"Bir süreden beri Girit'teki Hıristiyanların azgın bir şekilde yaptıkları terörist eylemlerin yavaş yavaş bütün Adaya yayılmasıyla Osmanlı askerleri ve Müslüman halka uyguladıkları meşru olmayan hareketlerden dolayı Müslümanlar tek sığınacak yerler olan küçük kalelere ve şehirlere göç etmektedirler. Göçler esnasında, eşyalarının, hayvanlarının büyük kısmı Hıristiyanlar tarafından yağmalanmaktadır. Bu sırada Müslüman halktan pek çok erkek, kadın hatta masum çocuklar bile katledilmektedir"


Buna benzer çok sayıda belgenin yer aldığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi'nin kitap formatındaki özel sayısı ATASE Başkanlığı tarafından satışa çıkarıldı.


 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 31 Ocak 2007, 17:38   #62
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




ANKARA Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Dairesi Şube ekiplerinin, başkente 100 kilometre uzaklıktaki Balâ İlçesi Büyük Boyalık Köyü’nde hasat dönemi tarlada çalışan traktöre kırmızı ışık cezası gönderdiği öne sürüldü.
Balâ İlçesi'ne bağlı Büyük Boyalık Köyü'nde çiftçilikle uğraşan Birol Karakılıç, Trafik Denetleme Dairesi Şube Müdürlüğü’nden gönderilen trafik ceza tutanağı tebligatını teslim aldı. Karakılıç, tebligattaki ‘Trafik idari para cezası karar tutanağında’ yazılı ceza maddesi 47/1-b'den 06 VRY 35 plakalı traktörüne 101 YTL para cezasını görünce buna anlam veremedi. Karakılıç, Fahri Trafik Müfettişi tarafından Ankara’nın en lüks semti olan Gaziosmanpaşa Mahallesi Reşit Galip Caddesi'nde 47/1-b maddesinin ‘Işıklı trafik işaretlerinden kırmızı renkte geçmek veya sesli trafik işaretlerine uymamak' olarak öğrendiğinde şaşkınlığının arttığını söyledi. Birol Karakılıç, traktörü 2005 yılı mart ayında satın aldığını anlatırken, şöyle dedi:
“Satın aldığım bayii bunu Ankara'dan 100 kilometre uzaklıktaki köyümüze kamyonet kasasında götürdü. O günden sonrada bir daha Ankara'ya gelmedi. Trafik cezasının yazıldığı tarih hasat zamanı olan 13 Haziran 2006 olarak belirtilmiş. Hasat döneminde Ankara'da benim traktörümün ne işi var, böyle bir saçmalık olur mu?'' Karakılıç, geçen yıl da 06 VBK 35 plakalı traktörüne Gimat kavşakta ‘usulsüz park etmekten' ceza geldiğini ancak, Kurtuluş Trafik Ekipler Amirliği'ne bu tutanağı götürerek düzelttirdiğini belirtti. Karakılıç, üst üste gelen bu tür yanlış cezaların çevresindeki diğer kişilerin de başına geldiği için basına yansıttığını söyledi. Birol Karakılıç, şöyle konuştu:
“Köyümüzde yaşayan yaklaşık 400 kişiyi traktörünün cezanın yazıldığı tarihte köydeki tarlada çalıştığına dair şahit gösterebilirim. Zaten bu konuyu da mahkemeye intikal ettirerek, cezanın mahkeme kararıyla iptalini isteyeceğim ve neden bu tür hatalar yapıldığının sorgulamasının yapılmasını sağlayacağım. Bunu Türkiye’de yaşayan ve haksız yere trafik cezasına çarptırılan tüm vatandaşlar adına yapacağım.''

REŞİT GALİP CADDESİ NERESİ
Hatalı trafik cezası mağduru Karakılıç, trafik cezasını kesen fahri trafik müfettişi ve yetkililere seslenerek, “Ankara’da Reşit Galip Caddesi'nin nerede olduğunu dahi bilmiyorum ve merak ettim ilk fırsatta bu caddeyi görmek istiyorum'' dedi.
Traktör sahibi Birol Karakılıç, sahte plakalı araçlara dikkat çekerek bu konuda da suç duyurusunda bulunacağını bildirdi. Karakılıç, “Traktörümün tam hasat zamanı 100 kilometre uzaktaki bir tarladan Başkent'in en lüks caddelerinden biri olduğu belirtilen yolda kırmızı ışıkta geçmesi mümkün değil. Burada aklıma tek gelen ‘06 VRY 35’ yazılı sahte plakalı aracın Ankara trafiğinde dolaşıp- dolaşmadığı oldu. Lütfen yetkililer böyle sahte bir plakalı aracın olup olmadığını araştırsınlar'' diye konuştu.

Kaynak: DHA

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:38   #63
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Hatay'da yapılan arazi çalışmaları sırasında yeni bir yılan türü keşfedildi.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

Adnan Menderes Üniversitesinden (AD&#220
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
bir ekip, Hatay'ın Dörtyol ilçesi yakınlarında TÜBİTAK tarafından desteklenen proje kapsamında yaptıkları arazi çalışmaları sırasında yeni bir yılan türü keşfetti.

ADÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun ve çalışma arkadaşları, TÜBİTAK
tarafından desteklenen, ''Eirenis'' cinsi yılanların Türkiye'deki dağılımının araştırıldığı 2006 yılındaki arazi çalışmaları sırasında, Hatay'ın Dörtyol ilçesi yakınlarında incelemelerde bulundu.

Bu bölgede aynı türden iki yılan yakalayan ekip üyeleri, laboratuvar
ortamında yaptıkları incelemeler sonucu, bu yılanların bilimsel olarak tespit
edilmiş yılan türlerinden farklı olduğunu keşfetti.

Türkiye'de ve dünyada yeni bir yılan türünü keşfetmenin mutluluğunu yaşayan
Prof. Dr. Olgun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk kez Türkler tarafından bir
sürüngen türü keşfedildiğini belirtti.

Daha önce Türkiye'de yaşayan kurbağa, kertenkele, kaplumbağa ve yılan
türlerinin ya sadece yabancı araştırıcılar ya da Türk ve yabancı araştırmacıların
ortak çalışması sonucu keşfedildiğini anlatan Prof. Dr. Olgun, şunları söyledi:

''ADÜ Zooloji Müzesinde yaptığımız ayrıntılı incelemeler sonucunda
yakaladığımız iki yılanın ağzındaki diş sayısının az olduğunu (6-8 tane), baş
plaklarından birinin geniş ve kısa olduğunu tespit ederek bu türün araştırma
yaptığımız 'Eirenis' cinsinden farklılık gösterdiğini belirledik.

Yaptığımız araştırmalar sonucu söz konusu yılanların 'Rhynchocalamus'
cinsine ait yeni bir tür olduğunu ve dünyada 'R. Arabicus' ve 'R. Melanocephalus'
olmak üzere iki yakın akrabasının bulunduğunu tespit ettik.''

Buldukları yeni türde vücudun sırt tarafında 17, karın bölgesinde 163-173
arasında pul bulunurken diğer iki yakın akraba türde bu sayıların sırasıyla 15 ve
180-240 arasında değiştiğini anlatan Prof. Dr. Olgun, ayrıca başın üstü ile baş
altındaki renk ve desen farklılığının, yeni türde oldukça değişiklik gösterdiğini
anlattı.

YENİ TÜRE PROF. DR İBRAHİM BARAN'IN ADI VERİLDİ

Prof. Dr. Olgun, yakalanan yılanların Türkiye'de yeni bir tür olduğunu,
dolayısıyla sadece Türkiye'de yaşadığının ortaya çıktığını belirterek, sözlerini
şöyle sürdürdü:

''Türkiye ve dünya için yeni olan bu yılana kurbağa ve sürüngen bilimine
uzun süredir emek veren, Dokuz Eylül Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden geçen
hafta emekli olan Prof. Dr. İbrahim Baran'ın adını verdik. Böylece yılanın
bilimsel adı 'Rhynchocalamus Barani' oldu.

İnsanlara zararı olmayan zehirsiz bu yılan türüne ait iki örnek, ADÜ Fen
Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Müzesinde daha sonraki araştırmalara
ışık tutması için koruma altına alındı.

30 santimetre uzunluğundaki bu yılanın ilk kez Türk araştırmacılar olarak
benimle birlikte Araştırma Görevlisi Aziz Avcı, Dr. Çetin Ilgaz, Dr. Nazan Üzüm
ve doktora öğrencisi Can Yılmaz tarafından bulunması ayrı bir anlam ifade
ediyor.''

''TÜRK EKİBİN BAŞARISI, DÜNYAYA DUYURULDU''

Rhynchocalamus Barani'ye ait bilgileri içeren makalenin 29 Ocak 2007
tarihinde uluslararası bilimsel çalışmaların yer aldığı ''Zootaxa'' dergisinde
yayımlanmasıyla Türk ekibin başarısının dünyaya duyurulduğunu anlatan Prof. Dr.
Olgun, Rhynchocalamus Barani'nin yeni bir yılan türü olarak kabul edildiğini
vurguladı.

Prof. Dr. Olgun, bu türün, Türkiye'de yaşadığı tahmin edilen 46 yılan türüne
47. tür olarak eklendiğini de kaydederek ''Türk araştırmacılara gerekli desteğin
verilmesi durumunda yapılabileceklerin bundan daha fazla olduğunu rahatlıkla
söyleyebilirim. Bu çalışma bunun iyi bir kanıtı oldu. TÜBİTAK'a bir kez daha
teşekkür ederim'' dedi.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:38   #64
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yüzde 10 seçim barajının "serbest seçim hakkını ihlal etmediğine" hükmetti.



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yüzde 10'luk seçim barajıyla ilgili açılan davada Türkiye'yi haklı buldu.Mahkeme, kararı 2'ye karşı 5 oyla verdi.

AİHM'nin ilgili dairesi, Türkiye'de uygulanan yüzde 10'luk seçim barajına
karşı açılan davada insan hakları ihlalinde bulunulmadığı görüşüne vardı.
AİHM'in gerekçeli kararında, ''Türkiye'de özellikle 1970'li yıllardaki
istikrarsızlığı göz önünde tutulduğu'' ifade edilerek, ''bu barajın TBMM'nin
aşırı şekilde bölünmesine ve işlevsiz hale gelmesini önlemeye yönelik olduğu'' belirtildi.

Türkiye'de 3 Kasım 2002 tarihindedüzenlenen genel seçimlerde DEHAP'ın Şırnak milletvekili adayları olan Resul Sadak ve Mehmet Yumak, partilerinin kentte yüzde 45,95 oranında oy almasına rağmen milletvekilli seçilemedikleri gerekçesiyle 2003 yılında AİHM'ye başvurmuşlardı.

Sadak ve Yumak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) özgür seçimlerle ilgili Ek Protokolünün 3. maddesini gerekçe göstererek, ''yüzde 10'luk seçim barajının seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiğini'' ileri sürmüşlerdi.

Başvurunun 26 Mart 2006 tarihinde kısmen incelenmeye alınmasının kabul
edilmesinden sonra, AİHM'de 5 Eylül 2006 tarihinde bir duruşma yapılmıştı.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Türk hükümetinin avukatı, duruşmada, ''seçim barajının siyasi istikrar için
gerekli olduğunu'' savunmuştu.

Yüzde 10'luk barajla birlikte siyasi istikrarın dışında ekonomik büyüme
sağlandığını ve demokrasinin güçlendiğini kaydeden avukat, tek parti iktidarının demokratik reformları daha kolay ve hızlı biçimde uyguladığını belirtmişti.

Hükümetin avukatı, seçimlerde yüzde 10'luk baraja Anayasa Mahkemesinin de onay verdiğini hatırlatmış, AİHM'nin Anayasa Mahkemesinin kararına müdahale etmemesini istemişti.

Baraj yüzünden sadece DEHAP üyelerinin meclis dışında kalmadığını, önceki koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin de meclise üye sokamadığını anlatan avukat, baraj sisteminin Türkiye'deki diğer partiler tarafından da kabul gördüğünü söylemişti.

DEHAP'ın avukatı ise savunmada, ''barajın çoğulcu demokrasi açısından temsil ve meşruiyet sorunu yarattığını'' öne sürmüştü.

''Seçim barajı yüzünden Güneydoğu Anadolu'daki seçmenlerin siyasi
tercihlerinin meclise yansıtılmadığını'' savunan avukat, ''bu durumun demokrasi ve çoğulcu parlamenter sistem açısından sorun teşkil ettiğini'' söylemişti.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:39   #65
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Olay mahallindeki kameralar
Olay mahallinde, katilin kaçtığı söylenen güzergah üzerindeki kameralar incelendiğinde; medyaya servis edilen görüntüler açısından sadece iki kamera sözkonusu.

Zanlı olduğu iddia edilen kişinin Rumeli Caddesi üzerindeki tepeden çekilen görüntüsü bir ayakkabıcı ile saatçinin ortasında, birinci katta, tepeden çekim yapan bir kamera. Kameranın teknik özellikleri ve açısı net bir görüntü vermeye müsait değil.

Cumartesi günü medyaya servis edilen ve zanlı olduğu iddia edilen kişiyi bir köşeyi dönerken gösteren görüntüler ise; Şafak Sokağın, ilk solda Matbaacı Osman Bey sokağı ile birleştiği noktada yeralan Saray Kumaş'ın görünürdeki iki kamerasından biri.

Bu iki kamera teknik özellikleri ile çevredeki diğer kameralara göre daha gelişmiş ve net resim çekebilme özelliğine sahip.

Yalnız burada herkesin gözünden kaçan önemli bir ayrıntı sözkonusu.

Cumartesi günü medyaya servis edilen görüntülerde zanlı, Matbaacı Osman Bey sokaktan yukarı Şafak sokağa doğru dönerken gözüküyor. Halbuki eğer gazetelerin iddia ettiği gibi bu görüntüler saldırı sonrasında çekilen görüntüler ise; zanlının aşağıdan yukarı gelirken ki görüntülerini görmemiz lazım; Matbaacı Osman Bey sokaktan yukarı doğru saparken ki görüntülerini değil.
Servis edilen görüntülerde zanlının hareket yönü ile; Dink suikastinin coğrafyası birbirine uymuyor.

Daha da önemlisi, zanlının koşarken çekilmiş görüntüsü veren, sağ ayağının havada olduğu görüntü ayrıntılı incelemeye tabi tutulduğunda şüphe uyandırıyor. Özellikle sol ayak tabanının yerde kesiştiği noktadaki piksel ayrıntıları fotomontah şüphelerini arttırıyor.

Fotomontaj emareleri gösteren bir kare ile karşı karşıyayız. Zanlının başka bir yerde koşarken ki fotoğrafının çekilip monte edilip edilmediğini sorgulayan bir gazetecilik lazım fakat ne yazık ki aşağıda daha da ayrıntılandırdığımz üzere medya en basit soruların üzerine bile gitmiyor.

Saray Kumaş'ın Şafak Sokak'tan aşağısını (Halaskargazi Caddesine doğru bakan) görüntüleyen kameranın fotoğrafını basıp, üzerine "İstanbul Polisi en kareyi Akbank kamerasından yakaladı" ibaresini yazan Yeni Şafak'ın bu basit hatası ise Hrant Dink suikastinde ki katilleri ortaya çıkarmak için sorulması gerekli en basit ve temel soruyu perdeliyor:

"Madem Emniyet katilin en net görüntüsünü Akbank kamerasından elde etti;
medyaya neden bizzat Halaskargazi caddesi üzerinde bir kameradan - mesela Akbank - görüntü verilmedi de, hep ara sokak görüntüleri verildi



Sabah'ın 1. gün yayınında; görgü tanığı Tunç Erden Yakar'ın ifadesi şu şekilde haberleştirilmiş:

"Şişli'den Kurtuluş'a doğru yürürken birden silah sesleri ile irkildiğini anlattı. Cinayeti işleyenlerin iki kişi olduğunu söyleyen Yakar, 'Dink'i vurduktan sonra sakin adımlarla yürüdüler. Sonra da hızla koşmaya başladılar. Çevredekiler dondu kaldı' diye konuştu."

Sabah'ın 2. gün haberinde ise "İkinci Kişi Var İddiası" başlığı altında şu haberler yer aldı:

"İki el silah sesi duyduklarını anlatan görgü tanıklarından bazıları; saldırganın yanında 25-30 yaşlarında bir kişi daha olduğunu ve birlikte kaçtıklarını ileri sürdü. Bu arada olay yerinin yakınında bulunan restoranda görevli aşçı koşarak önüne gelen saldırganın olayın ardından kendilerini konuşmayın diye tehdit ettiğini açıkladı. Aşçı saldırganın kırmızı beyaz bir kazak giydiğini ifade etti."


Görüldüğü gibi bir tarafta beyaz bereli; diğer tarafta kırmızı-beyaz kazaklı saldırgan. Ve bu çok önemli konu üzerine gitmeyen bir medya.


Trabzon Emniyeti'nde Susturulan Şahıs
Olaydan sonra ikinci gün diğer gazetelerde yeralmayan ama sadece Radikal'in satır arasında gördüğü; Ogün Samast'la birlikte Trabzon'da altı kişinin daha gözaltına alınmasından sonra gerçekleşen önemli bir ayrıntı mevcut. Radikal'den aynen aktarıyoruz:

"Bu arada Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltında bulunan kişilerden birinin pencereye çıkarak 'Komplo var. Bunlar bir oyun' diye bağırdığı görüldü. Bu kişi daha sonra güvenlik görevlilerince içeri alınarak, ışıklar söndürüldü"

Yakalanmak için özel bir özen gösteren Ogün Samast'la birlikte gözaltına alınan bu şahsın bu feryadının arkasını araştıracak bir basın ahlakı ve merakı olmadığı için; bu feryadı boşluğa atılan bir çığlık olarak kayda geçiyoruz.



Trabzon ve Hrant dink Cinayetin önemi ;

cumhuriyetimiz kuruldugundan bu yana medya “5. Kol “ faaliyetlerinin içinde olmuştur. Bu 5. Kol faaliyetlerini en önemli organı “Gizlenen Siyon Protokolleri”nde belirtildiği gibi, günümüzde Medya denen Kitle İletişim araçları ve kaynakları olmuştur. Yani Psikolojik Harpte: “Kitle psikolojisi”, “Toplum Mühendisliği”, “Toplum tasarımı” olarak adlandırılan bu çalışmalarla Türkiye halkı üzerinde istedikleri tasarımı ürettikleri sözde fikir adamı, senaristler, köşe yazarları, akademisyenleri, diziler ve dizi oyuncuları üzerinde hatta insanları güldürerek komedyen, Talk şovcu, stendapçı dedikleri Ortaçağ tarihinin günümüz soytarılarıyla gerçekleştirmektedirler

Başta Genel Kurmayımızı hazırlattığı bir çok harita incelendiğinde Trabzon’un yükselen “AVRASYA ENERJi TRAFİĞİ” içindeki yerini görürsünüz. Bu haritada TRABZON ve arkasındaki iller Ortadoğu-Avrasya ve kuzey Afrika’ya giden enerji hatlarının (petrol-doğalgaz) düğümlendiği birkaç noktadan biridir. Bu düğümde TRABZON LİMANI STRATEJİK BİR ÖNEM ARZEDİYOR! Bu stratejik merkezin bu halkın ve kendi “öz evlatlarının” idaresinden alınması gerekir. Bunu şimdiye kadar Trabzona mübadele yıllarında yerleştirdikleri “DÖNME SÜLALERLE” yapamadılar! Boztepe’de üslenen AMERİKAN &#220
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
LERİNDE YERLEŞEN Askerlerin ..... de yapamadılar! Neyle yapacaklar tüm medyaya vahşi-işsiz- potansiyel suçlu Trabzon halkına iş-aş, refah getiriyoruz diye bir takım yabancı ve taşeron sermaye gruplarını, sözde sivil toplum kuruluşlarını, basın yayın ve televizyonlar sokarak yapacaklar!

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:39   #66
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Arıtman, Dink'in öldürülmesinin ardından, zanlı Ogün Samast'ın memleketi olan Trabzon'da Vali ve Emniyet Müdürünün görevden alındığına işaret ederek, cinayetin Türkiye'yi içte ve dışta ciddi sıkıntıya soktuğunu ve sokacağını savundu.


“Cinayetin işlendiği İstanbul'un Vali ve Emniyet Müdürünü görevden almayı düşünüyor musunuz?” diye soran Arıtman, hedef haline gelen bir kişinin, talep etmese de koruma altına alınıp alınmamasında görev suistimali olup olmadığı, sorumlular hakkında yasal veya idari bir işlem yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi istedi. Arıtman, şu sorularının yanıtlanmasını istedi:

“Hrant Dink, yazıları nedeniyle ciddi risk altında olduğu konusunda İstanbul Valiliğine çağrılarak uyarılmasına rağmen neden koruma altına alınmamıştır?

İstanbul Emniyet Müdürü Celalletin Cerrah'ın, henüz soruşturma devam ederken söylediği 'Cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, cinayeti milliyetçi duygularla işlemiştir' sözüyle ilgili yapılan idari ve yasal işlem var mıdır?”

Trabzon'da son yıllarda meydana gelen olaylar ve cinayetlerde güvenlik ve istihbarat eksikliği olup olmadığını soran Arıtman, Erdoğan'a, “Hükümetinizin sorumlu olduğunu düşünüyor musunuz, İçişleri Bakanını grevden alacak mısınız? İstifa edecek misiniz?” sorularını yöneltti.

Arıtman, Trabzon'un sosyal, ekonomik ve siyasal içeriğini saptayarak gerekli önlemlerinin alınıp alınmayacağı, işsizlik, yoksulluk, eğitimsizlik, halkın can ve mal güvenliğinin olmamasının tüm kentler için tehdit unsuru olup olmadığı konusunda Erdoğan'ın görüşlerini sordu.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:39   #67
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Çıkar amaçlı suç örgütü elebaşı Alaattin Çakıcı'nın, Bebek'te Tevfik Nurullah Ağansoy'un da aralarında bulunduğu 4 kişinin öldürülmesine ilişkin yargılandığı davada, "haksız tahrik altında tasarlayarak insan öldürtmeye azmettirmek" suçundan 18 ile 24 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

MAHKEMEYE BÖYLE SESLENDİ

Mütalaaya ilişkin söz alan Alaattin Çakıcı, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti hala hapishanede yatmamı istiyorsa boynumuz kıldan ince. Devlet daha yatmamı istiyorsa kuzu kuzu yatarım. Ama bu kuzu kuzu yatmak kurallara uymak anlamında. Devlete karşı boynumuz kıldan ince, ama kedi gibi yatmam. Hakkımda vereceğiniz karar ister olumlu, ister olumsuz olsun, kanuni ve vicdani açıdan rahatım. Canınız sağ olsun" dedi.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:40   #68
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Yargıtay Ceza Genel Kurulu,kapatılan DEHAP'ın eski Mardin İl Başkanı Rıdvan Olcasöz'ün, terör örgütü PKK Kongra-Gel'in Avrupa Birliği terör listesine alınması konusundaki sözlerini suç sayarak beraat kararını bozdu.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu,kapatılan DEHAP'ın eski Mardin İl Başkanı Rıdvan Olcasöz'ün, terör örgütü PKK Kongra-Gel'in Avrupa Birliği terör listesine alınması konusundaki sözlerini ''suçu ve suçluyu övme'' olarak değerlendirerek, yerel mahkemenin beraat kararını onayan Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kararını bozdu.

Rıdvan Olcasöz, 13 Nisan 2004'te yaptığı basın açıklamasında, ''Son derece talihsiz olan bu kararın halkımıza hiçbir şekilde fayda getirmeyeceği ve tekrar çatışmalı bir sürecin başlayacağı yönünde bizleri kaygılandırmaktadır... AB'nin, ülkemizi on, on beş yıl öncesinin çatışmalı ortamına götüreceği bu kışkırtıcı kararını şiddetle kınıyoruz...'' ifadelerini kullandı.

Rıdvan Olcasöz hakkında, bu sözleri nedeniyle Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığınca, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, ''suçu ve suçluyu övme'' başlıklı 312/1. maddesi uyarınca kamu davası açıldı. Nusaybin Asliye Ceza Mahkemesi, sadece ''demokratik ortamda düşüncelerini dile getirdiği, herhangi bir şiddette bulunmadığı ve suç unsurlarının oluşmadığı'' gerekçesiyle sanığın beraatine karar verdi. Mardin Cumhuriyet Savcısı'nın kararı temyiz etmesi üzerine dosya, Yargıtay 8. Ceza Dairesine geldi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, oy çokluğuyla hükmü onadı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise karara itiraz ederek, 8. Dairenin kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istedi. İtirazı görüşen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Başsavcılığın itirazını yerinde bularak, yerel mahkemenin beraat kararını onayan Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kararını oy çokluğuyla bozdu.

Genel Kurul, DEHAP Mardin İl Başkanı Rıdvan Olcasöz'ün sözlerini, 765 sayılı TCK'daki ''suçu ve suçluyu övme'' kapsamında değerlendirdi. Genel Kurul'un kararı, bağlayıcı nitelik taşıyor.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:40   #69
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Diyarbakır'da bir jandarma karakoluna terör örgütü PKK üyesi teröristlerce taciz ateşi açıldı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde bulunan Panak Jandarma Karakolu mevzilerine, dün saat 18.10 sıralarında üç ayrı noktadan terör örgütü mensuplarınca taciz ateşi açıldı.

Genelkurmay'ın yaptığı açıklamada Emniyet güçlerince anında karşılık verilmesi sonucu, terör örgütü mensuplarının kaçtıkları, bölgede arama faaliyetlerinin devam ettiği kaydedildi.

Açıklamada, Şırnak'ın Güçlükonak ilçesi dağlık arazi kesiminde dün saat 00.20'de yürütülen faaliyet esnasında da terör örgütü PKK/Kongra-Gel mensuplarınca emniyet güçlerine silahlı saldırı girişiminde bulunulduğu ifade edildi.

Terör örgütü mensuplarına açılan karşı ateşin ardından bölgede yapılan arama tarama faaliyeti sonucunda, 1 adet AK-47 Kalaşnikof piyade tüfeği ile silaha ait 1 adet şarjör ve 1 adet el bombasının bulundu.

 

Alt 31 Ocak 2007, 17:41   #70
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Şanlıurfa'da, Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen mitingde terörist başı Abdullah Öcalan'ın posterlerini açan ve lehine slogan atan 31 kişi savcılığa çıkarıldı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

21 kişi Savcılık tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, 10 kişi tutuklama talebiyle hakim karşısına çıktı.

Haleplibahçe Mahallesi'ndeki şehirler arası otobüs terminalinin yakınlarında gerçekleştirilen miting esnasında ve sonrasında, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atan, posterlerini taşıyan ve yüzlerini poşuyla gizleyen 31 kişiyi miting sonrasında gözaltına almıştı.

Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'nde ifadeleri alınan 31 kişi bugün Şanlıurfa Cumhuriyet Savcılığı'na sevk edildi. Gözaltına alınan 5'i çocuk toplam 21 kişi savcılık tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, 10 kişi ise savcılık tarafından tutuklama talebiyle hakim karşısına çıktı. Adliyeye götürülen 1'i bayan 9'u erkek geniş güvenlik önlemi altında adliyeye çıkarıldı. Şahısların adliyeye çıkarılması sırasında yakalanan 10 kişinin yakınları ve partililer adliye önünde bekledi.

Nöbetçi savcı tarafından tutuklama talebiyle hakim karşısına çıkacak olan şahısların "Terör örgütü propagandası" yapmak suçundan yargılanacakları öğrenildi. Duruşma halen sürüyor.


 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20