IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Şubat 2007, 04:15   #171
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Bu da küresel ısınmanın MEYVESİ
Küresel ısınma nedeniyle yeryüzü son 400 yılın en sıcak dönemini yaşarken, bu değişim mevsimleri ve bitkileri de etkiliyor. Sinop’un Durağan ilçesinde, kış mevsiminde meyve veren incir ağacı görenleri hayrete düşürüyor. İlçeye bağlı Boyabükü Köyü eski Köy Deresi mevkiinde incir ağacının Şubat ayında meyve vermesi büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. İlk defa böyle bir olayla karşılaştığını belirten 35 yıllık ziraat teknisyeni Lütfi Şimşek, şunları söyledi:

Bir an önce tedbir alınmalı
“Bunca yıllık meslek hayatımda böyle bir olay görmedim. Gerçekten inanılmaz bir durum. Mevsimine aylar varken aşırı sıcaklar yüzünden kara kışın tam ortasında ağaçlar çiçek açıp meyve veriyor. Dünyayı tükenmez ve bozulmaz zanneden insanoğlu, doğanın dengesini bozdu. Ve bunun olumsuz örneklerini burada olduğu gibi görüyoruz. İleride bizleri nelerin beklediğini artık tahayyül bile edemiyorum. İnsanoğlu acilen doğaya verdiği zararı görüp önlemini alsın. Yoksa dünyanın çivisi çıkacak.”

Mevsimine aylar varken aşırı sıcaklar yüzünden kara kışın tam ortasında ağaçlar çiçek açıp meyve veriyor. Sinop’un Durağan ilçesinde ağaç dallarında yeşil inciri gören köylüler, “Hayatımızda böyle bir şeye rastlamadık” diyerek şaşkınlıklarını dile getirdiler


yeniçağ

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 07 Şubat 2007, 04:15   #172
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Bahçeli'den Erdoğan'a: ''Patolojik hasta''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisiyle AKP arasındaki kavgaya yeni bir boyut daha kazandırarak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için, “Ruh hali klinik tablo", kangren haline gelen patolojik hasta" nitelemelerinde bulundu. Bahçeli, Erdoğan’ı PKK ve Abdullah Öcalan ile aynı resmin içinde yer almak ve aynı söylemlerde buluşmakla suçladı.
Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın “Türk Milliyetçiliğini hedef alan saldırılarının ağırlaşarak ve seviye kaybederek sürdüğünü kaydederek, “Türk Milliyetçiliği düşmanlığının AKP’nin seçim kampanyasının ana teması ve taşıyıcısı olacağı anlaşılmıştır" dedi.

TEDAVİ OLMALI

Erdoğan’ın Türk Milliyetçiliğini ırkçılık, ayrımcılık ve kafatasçılık olarak suçlamaları için “hezeyan" nitelemesini kullanan Bahçeli, şöyle dedi:
“Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin varlığına, milli onuruna ve geleceğine sahip çıkılmasından, Türk milletinin birliğinin ve milli kimliğinin üzerinde titrenmesinden rahatsızdır.
Bu konuda konuştukça batan Başbakan, sözleri ve fiilleriyle hakiki hüviyetini açığa vurmaktadır. Şuur altında artık bastıramadığı ön yargılar, kompleksler ve düşmanlık duyguları bu şekilde ortaya dökülmekte ve temsil ettiği siyasi zihniyetin anatomisi gün ışığına çıkmaktadır. Türk Milliyetçiliğini karalamak ve aşağılamak için çok tehlikeli bir kışkırtıcılık misyonu üstlenen Başbakan’ın içinde bulunduğu ruh hali, bu anlamda çok vahim bir klinik tablo oluşturmaktadır.
Bu kangren haline gelen patolojik hastalığın yegâne tedavi yolu seçim sandığıdır. Türk milletinin sandık başında tecelli edecek siyasi iradesi, bunun en etkili tedavi reçetesi olacaktır."

İMRALI’DAKİYLE AYNI RESİMDE

Bahçeli, Erdoğan’ın söylemleriyle PKK’nın ve Öcalan’ın son dönemdeki kampanyalarının örtüştüğünü de savundu. Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğunda oturan Erdoğan, Türk Milliyetçiliğine karşı husumet manifestosu niteliğindeki sözleri ve saldırılarıyla, sadece yeminli milliyetçilik düşmanlarıyla aynı safta yer almamış, daha da vahimi terör örgütü PKK ve İmralı’daki elebaşı cani ile de ‘teşhis ve ağız birliği’ içine girmiştir" dedi.
Erdoğan’ın Türk milliyetçilerine yönelik ırkçılık,ayrımcılık ve kafatasçılık suçlamasının “PKK ve İmralı canisi ile aynı resmin içinde yer almaktan aynı çizgiye düşmekten rahatsızlık duymadığının göstegesi olduğunu" kaydeden Bahçeli, Erdoğan’ için şu ifadeleri kullandı:
“PKK’nın yayın organlarını izleyenler, Başbakan’ın devleti suçlu gösterme ve Türk milliyetçiliğini karalama yarışında bu çevrelerle aynı yörünge içinde olduğunu göreceklerdir.PKK’nın son dönemde başlattığı kampanyada Türkiye Cumhuriyeti “tetikçi devlet" olarak suçlanmakta, Türk milliyetçiliği inkârcı ve ayrımcı ırkçılıkla karalanmakta ve Türkiye’nin ‘kanserli bünye&’ olarak görülen rejiminin tasfiyesinin önündeki en büyük engel olarak gösterilmektedir.
Terör örgütünün bu söylemleriyle Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Türk Milliyetçiliğini hedef alan sözleri ve devletin organlarını yıpratmak için ürettiği senaryolar arasında özde bir fark bulunmamaktadır Başbakan Erdoğan ve AKP sözcülerinin asıl rahatsızlık duymalarını ve namuslu bir vicdan muhasebesi yaparak bu açıdan ‘nereden nereye geldiklerine’ bakmalarını gerektiren husus budur.

MAKYAVEL’İ BİLE KISKANDIRIR

Bahçeli, Erdoğan’ın siyaset anlayışı için, “karanlık hedeflerine varmak için her gayri meşru yolu mübah görmede Makyavel’i bile kıskandıracak çürümüş siyaset anlayışı" nitelemesinde bulundu. Erdoğan’ın Türk Milliyetçiliğini, “mayınlamış yasak bölge" ilan etmeye çalıştığını da belirten Devlet Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:
Türk milliyetçiliği, Türkiye’nin milli birliğinin korunmasının en önemli sigortası ve Türkiye’nin önünü, ufkunu ve yolunu sürekli aydınlatan temel bir siyasi ve kültürel değer olarak ebediyen yaşayacaktır.
Başbakan Erdoğan’ın ve manevi fedailerinin Türk milliyetçiliğini ve Milliyetçi Hareket’i hedef alan hezeyanları, Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidar yürüyüşü kervanını etkileyemeyecektir.
Yeni bir milli birlik ruhu ve şuuruyla ayağa kalkacak olan Aziz Milletimiz, ortak paydası Türkiye düşmanlığı olan ve husumetten beslenen bu şer cephesinin Türkiye’yi maruz bırakmaya çalıştığı hain suikastı her şart altında boşa çıkaracaktır.
Siyasi, vicdani ve ahlaki yörüngesini kaybedenler bu gerçekleri unutmamalıdır."

ANKA

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:17   #173
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CNN TÜRK

Kuzey Irak'taki bölgesel Kürt yönetiminden, Türkiye'ye Kerkük resti... Yerel Kürdistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Kemal Kerküki, komşu ülkelerin, Kerkük başta olmak üzere, Irak'ın içişlerine karışmasını kabul etmeyeceklerini belirtti.
Mesud Barzani'ye bağlı bir internet sitesinin haberine göre, Kerküki, Irak Daimi Anayasası'nın bütün maddelerinin öngörüldüğü gibi uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Kemal Kerküki, 140'ıncı maddenin de bunlardan biri olduğunu ifade ederek, başta Irak hükümeti ve parlamento olmak üzere, bütün tarafların bu kararlara uygun davranması gerektiğini vurguladı.
Irak Anayasası'nın 140'ıncı maddesiyle, Kerkük'te yıl sonuna kadar kentin Kuzey Irak'taki bölgesel yönetime bağlanıp bağlanmaması konusunda referandum yapılması öngörülüyor.
140'ıncı maddeyi uygulama yüksek komisyonu, dün, Baas rejimi tarafından Kerkük'e yerleştirilen Arapların eski yerlerine dönmeleri için arsa ve 15'er bin dolar tazminat vermeyi kararlaştırmıştı.
Kürt yetkililer, söz konusu kararların onaylanmak üzere Irak Başbakanlığı'na sunulduğunu belirtti.

Türkiye'nin tavrı
ABD'de bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Beyaz Saray'da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile görüştü. Görüşmelerde Kerkük'te referandumun ertelenmesi konusu da gündeme geldi.
Irak'ın bütünlüğü ve huzurunun Türkiye için çok önemli olduğunu belirten Dışişleri Bakanı, ''Bugün gördüğünüz mezhep çatışmaları maalesef çok büyük boyutlarda. Bunun başka şekle sıçramaması gerekir. Kerkük, bir Irak şehridir. Herkesin orada barış, huzur içinde yaşaması çok önemlidir. Bununla ilgili görüşlerimizi paylaştık. Bütün söylediklerimin dikkatle dinlendiğini ve hak verildiğini gördüm'' dedi.

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:17   #174
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




ANKA Haber Ajansı'nın, Hrant Dink cinayetinde azmettirici olduğu iddia edilen polis muhbiri Erhan Tuncel'in polis muhbirliğinden JİTEM’e de çalıştığı için atıldığı yönündeki haberi, Emniyet tarafından yalanlandı. ANKA Ajansı ise hemen bir açıklama yaparak, "Bilgi kirliliği tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde yayınladığımız haberlerin gerçekliğine azami özeni göstermekteyiz." dedi.

TARTIŞMA YARATAN HABER...

ANKA Ajansı'nın bu sabah servise sunduğu haberde, Hrant Dink cinayetinde azmettirici olduğu iddia edilen polis muhbirinin durumunu inceleyen Mülkiye Başmüfettişleri'nin, korkunç bir gerçeği ortaya çıkardığı belirtildi. Emniyet ile ANKA Haber Ajansı'nı ters düşüren haber şöyle:
"Tuncel’in Polis Muhbirliğinden JİTEM’e de çalıştığı için atıldığını ifade eden İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, “Bizden de jandarmadan da para alarak kazancını katlamıştı" dedi.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun emriyle ilk olarak Trabzon’da incelemelerin tamamlayan Mülkiye Başmüfettişlerinden ikisi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giderken, ikisi de Ankara’da bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nda Gazeteci-Yazar Hrant Dink cinayetini araştırmaya başladılar.
İstihbarat’taki Yasin Hayal ve grubuna ilişkin yapılan tüm çalışmaları inceleyen müfettişler Y.İ.E (Yardımcı İstihbarat Elemanı) olarak kayda giren ve olayın azmettirici olduğu iddia edilen Erhan Tuncel’e ilişkin kayıtları da mercek altına aldılar.

“EYLÜL SONUNA KADAR"

Bu arada Tuncel’in halen İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek tarafından Muhbir yapıldığı anlaşılırken, 2006 yılının Eylül sonuna kadar da kullanıldığı belirlendi. Aynı tarihe kadar Tuncel’in irtibatlı olduğu Yasin Hayal ve beraberindekilerin telefonlarının 3 aylık süreçte dinlendiğini anlayan müfettişler, Akyürek’e ilk olarak ne kadar Tuncel’e ne kadar para aktarıldığını ve karşılığında ne tip bilgiler alındığı soruldu. Akyürek ve bu kişiye zaman zaman gerek Trabzon Emniyet Müdürlüğü döneminde gerekse, İstihbarat Daire Başkanlığı döneminde yüklü rakamlar olmamakla beraber para verildiğini doğrularken, “Ancak Eylül sonunda bunu kestik" dedi.

“JİTEM’E GEÇTİ"

Tuncel’den alınan bilgilerin sürekli olarak resmi kaynaktan yetkili mercilere aktarıldığını ifade eden Akyürek’e Başmüfettişler, “Eylül 2006 sonunda muhbirlikten neden attınız" diye sordu. Akyürek, bu kişinin son dönemde düzenli görüşmelere gelmediğine dikkat çekerek, “Görüşmelerde de artık eskisi gibi ciddi bilgiler vermemeye başlayınca şüphelendik. Ardında da telefon trafiğini inceleme aldık. Aldığımız bilgi ise tamamı jandarma istihbarat çıkınca görevine son verdik" dedi.
Bir süre Tuncel’in her iki istihbarat kuruluşunu da idare etmeye çalıştığının altını çizen Akyürek, “Atıldıktan sonra Trabzon’daki istihbaratçı arkadaşlara (Onlar daha iyi ücret ödüyor) gerekçesiyle böyle yaptığını söylemiş. Bizimkilerde yapılan telefon incelemesinde kullandığı numaranın aradığı telefon numaralarının yüzde 70’nin JİTEM’e ait olduğunu bildirdiler" dedi.
Müfettişlere, “Polis istihbarat yönetmeliği'ni de hatırlatan Akyürek, “Bizde bir başka istihbarat kurumu tarafından kullandığı anlaşılan elamanın işine son verilir. Bizden de jandarmadan da para alarak kazancını katlamıştı" dedi.
Bu gelişme üzerine Mülkiye Başmüfettişleri, Tuncel ve beraberindekilerin kullandıkları cep ve sabit telefonların dökümlerinin alınması ve irtibatlı olduğu jandarma istihbarat elemanlarının belirlenmesini istediler.

EMNİYET'TEN YALANLAMA

Haberim yayımlanmasının ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, yazılı bir açıklama yaparak iddiaları yalanladı. Açıklamada şöyle denildi:
“Anka Haber Ajansı tarafından bugün ‘Tuncel Polis Muhbirliğinden Jitem’e Çalışınca Atılmış’ başlığıyla servise konulan gerçekleri yansıtmayan haber ile ilgili olarak açıklama yapılmasına gerek duyulmuştur.
Haberde yer aldığı şekilde İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’e atfen verilen ifadeler doğru değildir. Atfen yayınlanan ifadelerin gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur."

ANKA: HABERİN GERÇEKLİĞE ÖZEN G&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
TERİYORUZ

Hrant Dink cinayetinde azmettirici olduğu iddia edilen Erhan Tuncel’in polis muhbirliğinden Jandarma İstihbaratı’na da çalıştığı için çıkarıldığına ilişkin haberimize Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından doğru olmadığına ilişkin bir açıklama yapılmıştır.
ANKA bilgi kirliliği tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde yayınladığı haberlerin gerçekliğine azami özeni göstermektedir.
Bu haberimiz de gereken özen gösterilerek bültenimize konulmuştur. Ajansımız kaynağına güvendiği bu haberin bültende kalmasına karar vermiştir.
Yazıişlerinin bilgisine saygıyla sunulur.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:17   #175
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Fransa'nın başkenti Paris'te polisin dün terör örgütü PKK yandaşlarına yönelik operasyonlarından sonra, Belçika'da da çeşitli sorgulama ve operasyonlar yapılıyor.

Fransa'da tutuklanan "üst düzey" örgüt üyeleri arasında, terör örgütünün "Avrupa sorumlusu" olarak tanıtılan Rıza Altun'un da bulunduğu, Belçika'daysa "terör örgütü komutanlarından" Canan Kurtyılmaz'ın tutuklandığı öğrenildi. Bu teröristin, Fransa'nın talebi üzerine tutuklanarak Paris'e gönderildiği belirtildi.

Belçika'da, terör örgütü üyelerinden eski DEP milletvekilleri Remzi Kartal ve Zübeyir Haydar'ın sorguya çekildikleri de bildiriliyor.

Paris'teki operasyonlar sonunda, aralarında terör örgütünün "önemli yöneticilerinin" bulunduğu 13 kişinin gözaltına alındığı, bazı belge ve bilgisayarlara el konulduğu, çeşitli silahlar ele geçirildiği belirtiliyor.

Gözaltına alınanlara, teröre mali kaynak sağlama dışında, “organize suç” ve “kara para aklama” suçlamaları yöneltiliyor.

Terör örgütü yandaşlarının, örgüte karşı düzenlenen operasyonlara Fransa, Belçika ve çeşitli ülkelerde tepki çağrıları yaptıkları gözlemleniyor.

PKK yandaşları Fransa'da gösteri yaptı
Terör örgütü PKK yandaşları, Fransa'nın başkenti Paris'te gösteri yaptı. Gösterinin, örgüte yakınlığıyla bilinen "Kürt Kültür Merkezi"ne polisin dün baskın yapmasını protesto etmeyi amaçladığı bildirildi. Söz konusu merkezin önünde başlayan ve Republique Meydanı´nda sona eren gösteride, terör örgüt elebaşı lehine sloganlar atıldığı görüldü.

Paris'in çeşitli banliyölerinde dün düzenlenen operasyonda, terör örgütüne mali destek sağladıkları şüphesiyle 13 kişi gözaltına alınmıştı. Operasyon çerçevesinde Paris'te yaşadığı belirlenen bir kadın, Brüksel'de gözaltına alınmıştı. Polisin "Kürt Kültür Merkezi"ne baskının, terör örgütüne maddi destek sağlayan ve örgütün Avrupa´daki üst düzey sorumluları olduğu tahmin edilen kişilere karşı Paris'in çeşitli banliyölerinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde yapıldığı tahmin ediliyor.

'organize suç' ve 'kara para aklama' suçlamaları
Gözaltına alınanlara, teröre mali kaynak sağlama dışında, 'organize suç' ve 'kara para aklama' suçlamaları yöneltiliyor. Fransız basını, gözaltına alınanların uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları olasılığının da ciddi biçimde araştırıldığını belirtiyor.

Paris'teki operasyon, geçen yıl iki PKK'lı teröristin döviz bürosunda kaynağını açıklayamadıkları 200 bin avroyu dolara çevirmek isterken gözaltına alınmaları sonucu başlatılan soruşturma çerçevesinde düzenlenmişti. Fransa'da terör örgütü PKK´nın faaliyetleri 1993 yılında yasaklanmıştı.

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:18   #176
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Son aylarda su seviyesinin düşmesiyle gündeme gelen Sapanca Gölü'nün kıyı kesimlerinde görülen kızıllık, Çevre ve Orman Müdürlüğü ekiplerini harekete geçirdi.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Çevre ve Orman İl Müdürü Nurettin Taş, "Araştırıyoruz. Erkenden konuşmak yorum yapmak yanlış olur" dedi.

Kuraklık ve yanlış su kullanımı nedeniyle su seviyesi en düşük değerlere inen Sapanca Gölü'nün Sapanca İlçe merkezindeki sahil kesiminde suyun kızıl renk aldığı farkedildi. Sahil şeridinde yaklaşık 10 metrelik bölümde görülen kızıllık özellikle gölün dalgalı olmadığı saatlerde uzun süre kaldı. Durumun Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine Çevre ve Orman Müdürlüğü'nden gelen ekip, gölde inceleme yaptı. Çevre ve Orman İl Müdürü Nurettin Taş, göldeki bu durumun araştırılacağını belirterek, “Herşey olabilir. Araştırıyoruz. Erkenden konuşmak yorum yapmak yanlış olur'' dedi.

Bu arada Sapancalılar da bu durumun göldeki su seviyesinin düşmesinden sonra kaynaklanmış olabileceğini belirterek, “Göldeki kızıllık yetmiyormuş gibi bir de göle martılar gelmeye başladı'' dedi.

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:18   #177
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




''Türklüğü aşağılayan kim? Hrant Dink mi? Yoksa onu öldüren aptal mı'' diye soran ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried, ''Ben de Abdullah Gül gibi 301’inci maddenin değişmesi gerektiğini söyleyenlerle hemfikirim'' dedi.

ABD’nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Fried, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın Washington buluşması öncesinde CNN TÜRK'ün sorularını yanıtladı.

Görüşmede öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

"Türkiye, Hrant Dink’in anısına şimdi Ermenistan'a el uzatmak için sıradışı adımlar atmalı"
"Türkiye Irak’a girerse ciddi riskler doğar"
"Kerkük konusunda Irak Anayasası’na saygı duymalıyız"

Daniel Fried mülakanın tam metni:

Yasemin Çongar: Sayın Fried, iyi günler CNN TÜRK'e konuk olduğunuz için teşekkür ederiz. Siz Hrant Dink için Washington DC’de St Mary’s kilisesinde yapılan törende hazır bulundunuz. Orada çok güzel bir konuşma yaptınız. Bildiğiniz üzere Dink, 301'inci maddeden dolayı geçtiğimiz yıl “Türklüğü aşağılamak” suçundan hüküm giymişti. Bu yaşananlar ışığında, ABD hükümetinin 301'inci madde hakkındaki görüşü nedir?

Dan Fried: Ben, Dışişleri Bakanı Gül dahil, 301’inci maddenin değişmesi zamanı geldiğini söyleyen Türklerle hemfikirim. Nihayetinde, Türkiye bir demokrasi. Bu yasa bir anakronizm gibi görünüyor. Başka bir zamanda başka bir ülkeye uygunmuş gibi görünüyor. Üstelik, Türklüğü aşağılayan kim? Hrant Dink mi? Yoksa onu öldüren aptal mı? Hrant Dink, Türklüğü aşağılamadı. O, Türk tarihinin ve kültürünün en iyi yüzünü temsil ediyordu; çok kültürlü geçmişi, kozmopolitan değerleri, muazzam tarihsel derinlik hissini temsil ediyordu.

Benim Türkiye’yle özdeşleştirdiğim şeyler bunlardır, ucuz, katil bir milliyetçilik değil. Milliyetçilik küçük halkların ürünüdür, kendine güvenen halkların ürünü değildir. Bence Türkler yüce bir halktır. Yüce bir halkın 301 gibi yasa maddelerine ihtiyacı olmaz. Ama benim ne düşündüğüm önemli değil. Türklerin ne düşündüğü önemli. Ben de, Abdullah Gül gibi Türkiye’nin bugününü ve yarınını temsil eden Türklerle hemfikirim.

YÇ: Bu bağlamda suikastten sonra bir çok yazar, tanınmış romancılar ki, buna Türkiye’nin yegane Nobelli yazarı Orhan Pamuk da dahil, polis koruması altına alındı. İstanbul’dan ayrılmasından kısa bir süre önce, Orhan Pamuk, suikast zanlılarından biri tarafından doğrudan tehdit edildi. Siz de, Amerika’da, yurttaşlık hakları konusunda zorluklar yaşamıştınız; sizde de suikastler yapılmıştı. Türkiye, bu milliyetçi nefretten ve korkudan kurtulmak için ne yapabilir?

DF: Milliyetçilik Türkiye’nin tekelinde değil. Bütün ülkeler şu ya da bu zamanda bu hastalığa yakalanmıştır. Mesele, Türkiye’de milliyetçiliğin olup olmaması değil, iyi liderlerin bu konuda ne yapacağıdır. Liderlerin daha iyi bir vizyon adına ayağa kalkması gerekiyor. Biz, bunu kendi ülkemizde Yurttaşlık Hakları Hareketi sırasında yaşadık. Siyahıyla beyazıyla büyük liderler ayağa kalkıp “Amerika, bu değil, olamaz” dediler. Zamanla, bir kuşak sonra değiştik; en kötü halimziden en iyi halimize geldik. Bunu yapabilmek, ahlaki liderlik gerektiriyor.

Ben, İstanbul’daki cenazede, “Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” diyenlere bakınca, bu ahlaki liderliğin Türkiye’de mevcut olduğunu görüyorum. Bu, “Daha iyi bir yol var ve biz onu temsil ediyoruz” demektir. Bu Türklüğe hakaret değildir. Bu yüce bir tavırdır. Bu Türklüğün potansiyeli konusunda harika bir mesajdır.

YÇ: Abdullah Gül o cenazeye katılamadı, ama Ermeni diasporasından ve Erivan’dan bir çok kişiyi davet etti. Bazıları da geldi. Türkiye’deki atmosferi düşününce, Ermenistan ve Türkiye için ilişkilerini normalize etmek mümkün mü? Ankara ve Erivan’a mesajınız nedir?

DF: Bence bu hem mümkün, hem de şart. Türkiye büyük bir ülke ve Ermenistan’dan çok daha büyük ve güçlü bir ülke. Bence siz onlara el uzatmalısınız. Bu Hrant Dink’in ve onun çabasının ruhuna çok uygun olur. Dink, hem Türk, hem Ermeni olmakta ısrarlıydı. O Türkiye’nin gururlu bir vatandaşı ve Ermeni halkının evladıydı. İkisi arasında tercih yapması gerektiğini söyleyenleri reddediyordu. Bence Türkiye, Hrant Dink’in anısına şimdi Ermenistan’a el uzatmak için sıradışı adımlar atmalı.

YÇ: Bu tartışmanın bir ucu da Türkiye’nin tarihine uzanıyor. Şimdi Kongre’nin önünde soykırım tasarısı var. Hükümetinizin bu karara karşı olduğunu biliyorum. Bunu durdurmak için hükümetiniz ne yapmayı planlıyor? Ve Türkiye bu konuda ne yapabilir?

DF: Bu tartışma daha önce de ortaya çıktı, çıkmaya devam edecek. Ne yazık ki, Hrant Dink’in katli de bu konuda yaraya tuz basacak. Biz, Kongre’ye, bu tasarının, Ermenistan ile Türkiye arasında umduğumuz türden bir uzlaşma sürecini ilerletmeye yaramayacağını anlatacağız. Ortak tarihlerine dikkatle bakmak Ermenistan ve Türkiye’ye kalmış bir şey. Özellikle Türkiye, kendi tarihini sıkıca gözden geçirmeli. Bu tasarı, bu sürece hizmet etmez. Türkiye’nin bu süreci tamamlayabilmek için cesaretlendirilmesi gerekiyor. Peki Türkiye ne yapabilir?

Bence, Türkiye’nin ABD Kongresi istediği için, yabancılar için değil ama, kendi iyiliği için, kendi içine iyice bakması ve kendi tarihi konusunda dürüst olması gerekiyor. Ve Ermenistan’a el uzatıp ileriye dönük bir yol önermesi gerekiyor. Türkiye, bu konuda liderlik gösterebilir ve göstereceğini umuyorum.

YÇ: Şimdi de Irak’a geçelim. Geçenlerde General Ralston Mahmur Kampı’nı gezdi. Kampın eninde sonunda kapanmasına yönelik adımlar atılıyor gibi görünüyor. Kamp sakinlerinin geri dönmesi için Türkiye ne yapabilir?

DF: Türkiye’nin yapabileceği bazı şeyler var. Ve ben (Gül-Rice görüşmesinde) bu konunun gündeme gelmesini bekliyorum. Ama PKK konusunda başarılı bir strateji hem baskı unsurunu, hem de PKK’ya asla değil ama, Kürt nüfusa el uzatma unsurunu içermelidir.

YÇ: Türkiye’deki Kürtlere mi?

DF: Evet, Türkiye’dekilere, ama aynı zamanda Irak Kürt Bölgesel Hükümeti’ne. Onlar, sizin komşunuz olacaklar; dostunuz ve ortağınız da olmalılar. Dolayısıyla, bu ciddi bir strateji gerektiriyor. Ama haklısınız... General Ralston çabalarını yoğunlaştırdı. Ben de, siz bana bunu daha önce sorduğunuzda, size adımlar attığımızı anlatmıştım. Şimdi bunları görüyorsunuz, ve daha fazlasını göreceksiniz.

YÇ: ABD’nin Ulusal İstihbarat Tahmini’ne ilişkin bir soru sormak istiyorum. Irak Tahmini’ne bakınca, ABD istihbarat örgütleri Kerkük’teki riskleri anlıyor gibi görünüyor. “Burası bölgesel bir çatışmanın merkezine dönüşebilir. Kürtler Kerkük’ü tamamen kontrol altına almaya kalkarsa, Türkiye de Irak’a çekilebilir.” ABD Kerkük’ün böyle bir çatışmanın merkezi olmaması için ne yapmayı planlıyor?

DF: Biz belki federal, ama birleşik bir Irak’ı desteklemek için Irak hükümetiyle, Kürt Bölgesel Hükümeti ile Türk dostlarımızla birlikte çalışmak istiyoruz. (Irak’ta) Petrol gelirinin eşitlikçi biçimde dağıtıldığı tek bir devlet istiyoruz ki, zaten Kerkük meselesi de büyük ölçüde petrolle ilgili. Bu, çok zor koşullarda, çok çaba harcamayı gerektiriyor. Ama Türkiye’nin burada herhangi bir şeyin içine çekilme durumu yok. Türkiye büyük ve güçlü bir ülke. Kendi kararlarını alacaktır ve bu kararlardan sorumlu olmalıdır. Bence Türkiye, Irak’a çok iyi bir komşu olabilir; Irak’ı istikrarsızlaştıracak birşey yapmayacaktır.

YÇ: Sizce (Kerkük’te) referandum ertelenmeli mi?

DF: Irak Anayasası'na saygı duymalıyız. Iraklıların kararlarının ve bu konudaki mücadelerinin sonuca ulaşmasına izin vermeliyiz.

YÇ: Hangi şartlar altında Türkiye’nin bir askeri müdahalesi yararlı olabilir?

DF: Bence askeri müdahaleden söz etmek, yararlı bir askeri müdahale yapmaktan çok daha kolay. Bence, Türkiye’nin (Irak’a) girmesi halinde ciddi riskler ortaya çıkar. Umarım, Türkiye ile işbirliği yaparak bu seçeneğin önlenmesini sağlayabiliriz.”
(cnnturk)

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:18   #178
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Kıbrıs Rum yönetimi Sözcüsü Hristodulos Paşardis, Lübnan veya Mısır'ın Güney Kıbrıs ile yaptığı petrol aranmasına yönelik anlaşmalardan vazgeçmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

Paşardis, konuya ilişkin olarak Rum gazetecilere yaptığı açıklamada, ihale sürecinin ilk aşamasının 15 şubatta başlayacağını ve bu sürecin sonbahara kadar tamamlanmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Planladığımız şekilde ilerleyecek
Rum yönetiminin, ihale olmaksızın, çalışmaları, seçeceği bir şirketin yürütebilmesi amacıyla ihale yasasını değiştirme ihtimali üzerinde durup durmadığı sorusuna, 'hayır' yanıtı veren Paşardis, ihale sürecinin yasayla uyumlu olacağını kaydetti. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, Amerika Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ile yapacağı görüşmeye de değinen Paşardis, petrol konusunun ele alınması durumunda bunun kendi tutumlarını değiştirmeyeceğini ve planladıkları şekilde ilerleyeceklerini ifade etti.

'Kıbrıs Cumhuriyeti'
KKTC'nin petrol yataklarından yararlanmak istemesine ilişkin bir soru üzerineyse Paşardis, KKTC'nin kıta sahanlığı ve kara sularına sahip olmadığını iddia ederek, "sahte devlet, sahte devlet olarak kıta sahanlığına ve kara sulara sahip değildir. Tüm bunlar yasal olan 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ne aittir, sonuç olarak ilan ettikleri gibi bu gidişata yönelik olarak ilerlerlerse, sadece bugüne kadar yaptıkları birçok yasa dışılığa bir yenisini ekleyecekler" dedi.

Avrupa Birliği'nin bu konuyla ilgili tutumunu olumlu olarak nitelendiren Paşardis, AB'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarından bahsettiğini söyledi. Bu arada, Rum basını, Beyrut ve Kahire'nin, imzaladıkları anlaşmalardan vazgeçmelerinin söz konusu olmadığı konusunda Güney Kıbrıs'a bilgi verdiklerini ve anlaşmaların hayata geçirilmesi konusunda hazır olduklarını bildirdiklerini yazdı.

Haberlerde, AB dönem başkanı Almanya'nın, Güney Kıbrıs'ın petrol aranması konusunda Mısır ve Lübnan ile anlaşmalar yapması konusuna destek belirttiği de duyuruldu.

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:19   #179
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Halkbank özelleştirmesi kapsamında bankanın yüzde 25’i halka arz edilecek. Halka arzın Mayıs’a kadar tamamlanması planlanıyor.

Hükümet sivil toplum kuruluşlarının önerisini dinleyerek, Halkbank özelleştirmesinde blok satıştan vazgeçti. NTV’ye konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Halkbank’ın yüzde 25’inin halka arz edilmesine karar verildiğini söyledi. Şener, “Özelleştirmeye karşı tereddütlü olan çevreler de zaten halka arza daha sıcak bakıyorlardı” dedi.

Abdüllatif Şener, halka arzdan beklenen gelir konusunda bir açıklama yapmadı ve fiyatın piyasada belirlenmesinin daha doğru olacağını kaydetti.

Halka arza ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı bakanların imzasına açıldı. Söz konusu karar, Halkbank’ın yüzde 25’inin 2007 sonuna kadar halka arz edilmesini öngörüyor.

ÖİB: MAYIS’A KADAR TAMAMLANIR
Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, Mayıs’a kadar halka arzı sonuçlandırmayı planladıklarını söyledi. Kilci, Halkbank’ın başarılı bir halka arz olacağını belirterek, seçimin bire bir etkisi olmayacağını ve beklentilerin oldukça olumlu olduğunu kaydetti.

ÖİB Başkanı, daha önceki halka arzlarda olduğu gibi oranla ilgili opsiyon bulunmadığının altını çizerek, yüzde 25’in üzerine çıkılmayacağını vurguladı.

Halka arz sonrası kalan kısımla ilgili belli bir bölümün blok satış yöntemiyle satılması hükümetin gündeminde bulunuyor.

STK’LAR BLOK SATIŞA KARŞI ÇIKIYORDU
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu bankanın blok satış yöntemiyle özelleştirilmesine karşı çıkıyordu.

Diğer bir kamu bankası Vakıfbank’ın yüzde 25’i de halka arz edilmişti. Bu halka arzın başarılı sonuç vermesi, hükümetin halka arz yöntemini seçmesinde etkili oldu.

BÜYÜKBAŞ: EKONOMİK OLARAK YANLIŞ BİR KARAR
Halkbank’ta halka arz yönteminin benimsenmesi “yöntem seçim nedeniyle değişti” yorumlarını beraberinde getirdi. Eski Özelleştirme İdaresi Başkanı Yardımcısı Haluk Büyükbaş, Halkbank’ta halka arzın siyasi olarak risksiz ancak ekonomik olarak yanlış bir karar olduğunu savundu.

CNBC-e’ye konuşan Büyükbaş, halka arzla blok satış arasında çok büyük getiri farkı olacağını belirterek “Asıl prim yapan yönetim devri. Blok satış prim; halka arz iskonto demektir” ifadesini kullandı.

‘HALKA ARZIN BU YIL YETİŞMESİ ZOR’
Büyükbaş, halka arzın seçim ve SPK takviminin çakışması nedeniyle bu yıl yetişmesinin zor olduğunu da kaydetti.

Büyükbaş, “SPK takvimini de dikkate alırsak 2006 sonu itibarıyla geriye dönük 3 yıllık finansalların hazırlanması, bunların denetlenmesi ve road-show dahil 15 Mayıs en son tarih. Ancak bu cumhurbaşkanlığı seçim sürecine denk geliyor. Hazırlıkların daha önce yetişmesi de neredeyse imkansız” dedi.

TOBB: MEMNUNİYET VERİCİ BİR GELİŞME
Halkbank’ın yüzde 25’inin halka arzına ilişkin kararı değerlendiren TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Hükümetimizin vermiş olduğu bu karar, bizim açımızdan memnuniyet verici bir gelişme” dedi.

ATO: GERİ KALAN HİSSELERİ HALKTAN KAÇIRMAYIN
Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ise, halka arz oranının yüzle 25’le sınırlandırmasını eleştirerek, “Madem yüzde 25’ini halka satabiliyorsunuz ve halktan talep olacağını düşünüyorsunuz, geri kalan hisseleri neden halktan kaçırıyorsunuz?” şeklinde konuştu.

(ntvmsnbc)

 

Alt 07 Şubat 2007, 04:19   #180
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, PKK terörü konusunda Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak bazı gelişmelerin söz konusu olabileceğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD ziyaretinin ilk gününde Beyaz Saray’da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile biraraya geldi.

Abdullah Gül, ayrıca, Kerkük’teki referandum konusunda ABD’li yetkililerin, kendisinin söylediği herşeye hak verdiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı, Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili tasarının kabul edilmesine karşı da Washington’ın üstüne düşeni yapacağını söyledi.

Gül’ün, Dick Cheney ile görüşmesinde, enerji konularının özellikle gündeme geldiği ve iki devlet adamının harita üzerinde boru hatları ve enerji güvenliğini ele aldığı bildirildi.

RICE’LA GÖRÜŞECEK
Gül, bugün de Türkiye saatiyle 19:00’da ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ile görüşecek. Rice görüşmesinde, PKK sorunu, Irak’taki gelişmeler, İran ve Ermeni soykırımı tasarısının gündeme gelmesi bekleniyor. Gül, Çarşamba günkü temaslarında da Ermeni tasarısının engellenmesi için kongrenin önde gelen isimleriyle görüşecek.

Bakan Gül, 8 Şubat’ta New York’a geçerek BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile görüşecek ve Dış Politika Konseyi’nde konuşma yapacak. Dışişleri Bakanı Gül’ün 9 Şubat Cuma günü Türkiye’ye dönmesi bekleniyor.
(ntvmsnbc)

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20