IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07 Şubat 2007, 23:43   #191
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Gasp ettikleri gencin telefonuyla ailesini aradılar: Oğlunuzu dövdük


Metin İLİKSOY/GAZİANTEP, (DHA)

GAZİANTEP’in Nizip İlçesi’nde kimlikleri henüz belirlenemeyen 3 zanlı, otomobile zorla bindirdikleri 16 yaşındaki İbrahim Halil Şinikçi’yi döverek cep telefonunu gasp etti. Zanlılar daha sonra Şinikçi’nin telefonuyla ailesini arayıp, “Oğlunuzu dövdük, gidin alın'' diyerek, bulunduğu yeri söyledi.
Belkıs Mahallesi’nde önceki akşam İnternet kafeye giden İbrahim Halil Şinikçi, çıkışta tanımadığı 3 kişi tarafından zorla bir otomobile bindirildi. Cebindeki telefonunu isteyen bu kişilere direnen Şinikçi, dövülüp, telefonu gasp edilerek Kaymakamlık lojmanlarının bulunduğu sokağa bırakıldı. İddiaya göre zanlılardan biri İbrahim Halil Şinikçi’nin cep telefonunun rehberinde kayıtlı bulunan ev numarasından ailesini arayarak, “Oğlunuzu dövdük, kaymakamlık lojmanlarının orada baygın yatıyor, gidin alın'' dedi. Tarif edilen yere giden baba 50 yaşındaki Seydi Şinikçi, oğlunu baygın halde buldu. Mehmet Cankesen Acil Ünitesi’ne götürülerek tedaviye alınan İbrahim Halil Şinikçi, polise verdiği ifadesinde tanımadığı 3 kişi tarafından zorla bir otomobile bindirilerek dövüldüğünü, daha sonra bu kişilerin cep telefonunu da alarak kaçtıklarını söyledi.
Polis, zanlıları arama çalışmalarına başladı.
MİLLİYET

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 07 Şubat 2007, 23:44   #192
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla'nın İstanbul ve Ankara'da yaptığı araştırmaya göre, seçmenlerin sadece yüzde 15'i seçmen bilgilerini güncellerken, yüzde 55 oranında seçmenin muhtarlara asılan seçmen listeleri ile ilgili haberi bulunmuyor.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tanla, araştırması ile ilgili olarak ANKA'ya yaptığı açıklamada, muhtarlara gönderilen seçmen listelerine ilginin son derece düşük olduğunu belirterek, "Dolayısıyla 4 Kasım 2007 seçimlerinde seçmen listelerinin tam ve eksiksiz olabilmesi, demokrasinin, halkın tam katılımının eksiksiz biçimde gerçekleşmesi için halkın bilgisi ve ilgisinin en yüksek düzeyde olması gerekir. Halkın seçmen olabilmek için kendi bilgilerine sahip olabilmesinin tek yolu hükümetin medya aracılığıyla bilgilendirmesi" dedi.

TELEVİZYONLARDAN DUYURULMALI

Tanla, bu bilgilendirmenin kampanya şekline dönüştürülerek, TRT ve özel televizyonlardan yapılması, bilboardlardan da yararlanılması gerektiğini söyledi. Tanla, gerekirse Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) seçmen bilgilerinin askıda kalma süresinin 1 Mart'tan sonraki tarihe uzatılmasının da yararlı olacağını belirtti.

TANLA: SORUMLU HÜKÜMET

Tanla, "Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle gündeme gelen eksik temsil ve TBMM'nin halkı temsil edip etmediği gibi konuların gelecek yıllarda tekrar yaşanmaması için hükümeti ve yetkili kurulları göreve davet ediyorum. Bu gerçek karşısında eldeki imkanları kullanmamak ve halkı bilgilendirmemek, demokrasi dışı ve cumhuriyet karşıtı davranış anlamına gelecektir. Egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olabilmesi, halkın tam katılımının sağlanması için önce halkın bilgilendirilmesi gerekir. Halkın yüzde 55'inin bu konuda bilgisinin olmamasının sorumlusu hükümettir" dedi.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:44   #193
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




ABD Büyükelçisi Ross Wilson MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. Bahçeli görüşmede PKK terörünü gündeme getirerek: "terör koordinatörlere havale edilemez" dedi..

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, MHP lideri Devlet Bahçeli'ye görüştü. Görüşmede, Wilson milliyetçilik konusunda Bahçeli'nin düşüncelerini sordu. Bahçeli, PKK nedeniyle Türk kamuoyunda ABD'ye güvenin sarsıldığını belirtti. MHP Genel Merkezi'ndeki görüşme yaklaşık bir saat sürdü. Wilson'un talebiyle gerçekleşen görüşmede, ABD Büyükelçisi'nin Bahçeli'ye son günlerin tartışma konusu olan "milliyetçilik-ırkçılık" konusunu sorduğu öğrenildi. Bahçeli partisinin bu konudaki görüşlerini anlatırken, Türk Milliyetçiliği'nin ırk esasına dayanmadığını, parti olarak vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk kabul ettiklerini söyledi. MHP Genel SekreteriCihan Paçacı ve Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural'ın da katıldığı görüşmede Kuzey Irak ve PKK terörü de konuşuldu.

Bahçeli, terörün bir türlü önlenememesi konusunda rahatsızlıklarını dile getirerek, Türk kamuoyunun ABD'nin terörün ortadan kaldırılması konusundaki tavrına güveninin kalmadığını ifade etti. Bahçeli, ABD'nin "stratejik ortak" olarak Türkiye'nin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Görüşmede ayrıca, PKK ile mücadele koordinatörlüğü gündeme geldi. Edinilen bilgilere göre Bahçeli, "Bu konu, önemli ve koordinatörlere havale edilmemesi gereken bir konudur" dedi.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:46   #194
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Kerkük ve Musul'un kaybedilen en son topraklar olduğunu savunan DYP lideri Mehmet Ağar, derin devlet iddialarıyla ilgili de çarpıcı açıklamalar yaptı

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''Türkiye'nin en son kaybettiği toprakların Kerkük ve Musul olduğunu'' kaydederek, ''Bundan sonra milletin iradesinde bir daha toprak kaybetmeme iradesi teşekkül etmiştir'' dedi.

Ağar, Cevahir Alışveriş Merkezi'nde gazeteci Hasan Taşkın'ın yazdığı ''Demirel'in Kara Kutusu Orhan Keçeli'' adlı kitabın tanıtım kokteyline katıldı.

Mehmet Ağar burada yaptığı konuşmada, bu kitabın içinde uzun yıllar süren bir siyasi çizgiye yönelik hatıraların anlatıldığını belirtti. ''Bundan 20-25 sene sonra belki bugünkü iktidarın nasıl değiştiğinin kitapları yazılacak'' diyen Ağar, Orhan Keçeli'yi tebrik ederek uzun yıllar partiye hizmet etmesi dileğinde bulundu.

Konuşmasının ardından soruları da yanıtlayan Ağar, son günlerdeki ''derin devlet'' ve ''İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki görevden alınma'' ile ilgili soru üzerine, ''Hükümetin, her olayı olduğu gibi, bu olayı da siyasi kriz haline getirmeyi başardığını'' savundu.

Türkiye'de Hrant Dink suikastine benzer olayların daha önce de yaşandığını ama hiçbir olayda böyle bir yönetim zafiyetinin görülmediğini öne süren Ağar, ''Burada meseleyi devlet memurlarının sırtına yıkmak ve birtakım memurları cezai sonuçlar içine sokmak siyasi sorumluluktan kurtulma hevesidir ve komik olmaktır'' dedi.

''Dink soruşturmasından emniyet ve jandarma arasında çatışma olduğu izleniminin çıktığını'' kaydederek yorumunu soran bir basın mensubuna Ağar, ''tüm bu kurumların siyasi otoriteye, Hükümete bağlı olduğu'' yanıtını verdi. Ağar ''Hükümete bağlı olmayan bir tek yargı organları vardır. Geriye kalan bütün organlar doğrudan doğruya Başbakanlığa bağlıdır. Bunların altından kalkamayan bir siyasi kademenin zaten Türkiye'nin yönetimine devam etme imkanı yoktur'' diye konuştu.

-''DERİN MİLLET İRADESİ''-

''Derin devlet olup olmadığını'' soran bir gazeteciye de Ağar şu karşılığı verdi: ''Ben derin devleti tarif ettim. Türkiye'de herşey demokrasi ve hukuk içinde olacaktır. Öyle de olmuştur. Bu konularda yasaların verdiği yetki dışında davranan varsa idari ve adli makamlarca gerekli soruşturmalar yapılır ve ihtiyaç duyulursa ceza verilir. Bu hep ola gelmiştir. Mesele burada yönetim iradesizliğidir. Türkiye'nin en son toprak kaybettiği yer Kerkük ve Musul'dur.

Bundan sonra milletin iradesinde bir daha toprak kaybetmeme iradesi teşekkül etmiştir. Birilerinin derin devlet zannettiği bu irade, derin millet iradesidir. Millette var olan bu irade, yönetimde sorumluluğu olanların beka, sınırların muhafazası, ülkenin birliğinin güçlendirilmesi gibi kavramları kendiliğinden getirmiştir. Ama bu kavramların varlığına rağmen Türkiye her zaman hukuk devleti olmuştur.''

''Emniyet içinde belli siyasi gruplaşmalar olup olmadığına'' yönelik bir soru üzerine Ağar, bu sorunun muhatabının ilgili bakan ya da emniyet müdürü olduğunu belirtti. Kokteyle DYP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Keçeli ve diğer partililer de katıldı.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:46   #195
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CHP lideri Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Sezer'in kısmen veto ettiği Türk Petrol Kanunu hakkında hükümeti eleştirdi. Baykal, düzenlemenin Türkiye'nin milli menfaatleriyle çeliştiğini savundu.

CHP Genel Başkanı, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, düzenlemenin, uluslararası şirketlerin karlarını artırması sonucunu doğuracağını ifade etti.

Baykal, "gümrükten mal kaçırır"gibi yapıldığını öne sürdüğü düzenlemede hükümetin ısrarcı olması durumunda, Anayasa Mahkemesi’nde dava açacaklarını belirtti.

Laiklik ve Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı

CHP lideri konuşmasında, laiklik ilkesinin Anayasa’ya girişinin 70’nci yıldönümü dolayısıyla bu konuda değerlendirmelerde bulundu.

Deniz Baykal, milliyetçilikle birlikte inancın da, toplumun en temel değeri ve ana çimentosu olduğunu söyledi.

Batı dünyasının, çok uzun bir tarihi süreç içinde ağır mücadeleler vererek laiklik konusunu çözebildiğini belirten Baykal, İslam dünyasında bu konuyu akıllı ve doğru bir kararla ilk kez çözmeye teşebbüs edenin, Türkiye'nin milli mücadele kadrosu olduğunu söyledi.

“Hepimiz, inancımızla, kimliğimizle, dinimizle imanımızla iftihar ediyoruz” diyen CHP lideri, siyasetin tartışmaya açık olduğunu, muhalefeti beraberinde getirdiğini; sorgulamanın esas olacağını anlattı.

Baykal, inancın ise tartışma kaldırmayacağını, teslimiyet ve hak bildiğine kendini teslim etmek olduğunu vurguladı.

''Değişen siyaseti, değişmeyen iman anlayışı ile iç içe soktuğunuz zaman, dine de zarar verirsiniz siyasete de zarar verirsiniz'' diyen Baykal, bu ayrımı gerçekleştirmenin çok temel bir olay olduğunu; bunu Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının başardığını kaydetti.

Laiklik ilkesine vurgu yapan Baykal'a göre, cumhurbaşkanlığı tartışmasının altında da laiklik tartışması yatıyor.

Baykal, ''Ne var cumhurbaşkanlığı tartışmasının altında? Şu ya da bu kişinin cumhurbaşkanı olup olmaması değil. Elbette birisi olacak ama Türkiye'nin bu 70 yıllık çizgisini gizli gizli değiştirmeye kararlı bir anlayışın eline cumhurbaşkanlığı yetkileri verilirse yanlış olur'' dedi.

Derin devlet tartışması

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hrant Dink suikastıyla ilgili tartışmalara da dikkat çekti.

Trabzon'da emniyetin himayesinde bir çete olduğunu belirten Baykal, Başbakan ve İçişleri Bakanı'nın olayın siyasi ve hukuki sorumlusu olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı, derin devlet tartışmasının, ''aciz başbakanların bahanesi olamayacağını'' ifade ederek, ''Ortada senin atadığın insanların himayesinde, yeşertilmekte olan bir çete var. Onun siyasi sorumlusu da sensin. Elini, siyasetini çek emniyet teşkilatından'' dedi.

Baykal, Hrant Dink cinayetinin ardından yaşanan tartışmalar sonucunda, emniyet teşkilatının içinde bulunduğu manzaranın inkar edilemez şekilde görülmeye başlandığını söyledi.

"İçişleri Bakanı ayağa kalk"

Emniyet teşkilatının, bir toplumun en sağlam, güçlü ve güven verici olması gereken kurumların başında yer alması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ancak bu anlayışın, gerçeklerle bağdaşmadığını gördüklerini belirtti.

CHP Genel Başkanı Baykal, saldırıda failin kısa sürede yakalanmasından mutlu olduklarını belirterek, failin, özel güvenlik kameraları ve failin babası sayesinde yakalandığını anımsattı.

Failin elini kolunu sallayarak, ortada dolaşmasını yadırgadıklarını vurgulayan Baykal, bu tablo karşısında yapılan açıklamalara inanmanın, güvendirici olmaktan uzak olduğunu söyledi.

CHP lideri Baykal, bu hafta içinde konuyla ilgili soruşturma önergesi vereceklerini bildirerek, ''Başbakan ve İçişleri Bakanı ayağa kalk, bu işin siyasi ve hukuki sorumlusu sensin'' dedi.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:46   #196
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Derin devlet var biz önüne geçemiyoruz” sözleriyle milleti devlet düşmanlığına ittiğini savunarak tepki gösterdi.

Erdoğan’ı, “Sürekli elini böğrüne koyup ‘hastaneden yeni çıktım bana yardım edin abi’ diyen adamlara” benzeten Mumcu, “AKP’nin de Recep Tayyip Erdoğan’nın de yaptığı siyasetin özeti budur. Sürekli bir mağduriyet edebiyatı. Derin devlet var biz ona erişemiyoruz... Bundan bir millet, bir devlet mağdursa sen kendini mağdurmuş gibi gösteremezsin, mücadele edeceksin” dedi.


Erkan Mumcu partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde Türkiye’nin milliyetçilik, millet kavramı etrafında kavga edip, tartışmasının, devlet kavramı etrafında tartışıp, kavga etmesinin kendisini kahrettiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan’ın yıllardır alıştığı mağduriyet edebiyatı içinde milletin değerlerini istismar ederken, milleti devlet düşmanlığına ittiğini kaydeden Mumcu, “Başbakan ‘Derin devlet var biz önüne geçemiyoruz’ diyor. Bu bir şekilde devleti bir suç örgütü olarak tanımlayan bir şey değil mi? Devleti bir çete gibi gösteren bir anlayışın önünü açmıyor mu?” diye sordu. Mumcu, devlet içinde birilerinin suç işlediğinin bilinen bir şey olduğunu ama devletin bunun için varolmadığını dile getirirken, şöyle dedi:

“Mağduriyetten geçinmeye alıştılar. Sürekli işi elini böğrüne koyup ‘hastaneden yeni çıktım bana yardım edin abi’ diyen adamlar vardır. AKP’nin de Recep Tayyip Erdoğan’nın de yaptığı siyasetin özeti budur. Sürekli bir mağduriyet edebiyatı. Derin devlet var biz ona erişemiyoruz... Ne demek o? Erişemiyorsan olduğunu nereden biliyorsun? Bundan bir millet, bir devlet mağdursa sen kendini mağdurmuş gibi gösteremezsin, mücadele edeceksin.”

Mumcu, bir milletin emniyetini emanet ettiği kurumların adeta açıktan birbirlerini açığa düşürme savaşı verdiklerini ifade ederken, “Bu güç kavgasını neyin adına, kimin adına veriyorlar. Sürekli birbirini açığa düşürme çabası. Bu en bariz şekilde Şemdinli’de ortaya çıktı. Kurumlar birbirlerine tezgah kurmaya çalışıyorlar. Bu tezgahtan zarar gören kim? Milletin ta kendisi” diye konuştu.

Türkiye’de bugün yaşanan hakim duygunun “endişe” olduğunu, toplumda endişe duymayan kimse bulunmadığını belirten Mumcu, “Bir ülkede tek başına anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip iktidar olacak, onun beş yıllık iktidar dönemi geçmiş olacak. Bu dönemde dünya ekonomisinde uluslar arası sermaye artacak. Türkiye’nin büyüdüğü söylenecek ama Türkiye’de herkes derin bir endişe içinde olacak. Dünya tarihinde ekonomisi büyüdüğü halde suç oranları astronomik olarak artan bir ülke var mı?” diye sordu.

UTANMAZ SÖZ

Mumcu, Başbakan Erdoğan’ın “İstanbul’a vize” önerisine de tepki gösterirken, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ülkenin başbakanı utamazca İstanbul’a gelen adamı kovmak lazım diyor. Ben hayatımda bunun kadar utanmaz bir söz duymadım. Bu söz mağdurlara değil firavunlara yakışan bir sözdür. Bu sözü söyleyen dönüp milletine kendisinin de mağdur olduğunu söylüyor. Bu söz gerçek olsa bu kentte olamayacak kişiyi bu millet o şehre belediye başkanı yaptı. Gariban çıksa sana dese ki bana İstanbul’a gelirken paran var mı diye soran başbakan ben askere giderken karnın tok mu diye sordun mu? Beni İstanbul’a yasaklayacaksın, paran var mı diyeceksin ama beni Cudi Dağı’na gönderirken, sınıra gönderirken, beni ateşlerin içine gönderirken cebinde paran var mı, karnın tok mu diye sormayacaksın. Sonra da diyeceksin ki ben başbakanım. Yazıklar olsun.”

Erkan Mumcu, Türkiye’de cinayetler olduğunu, bu cinayetler üzerinde kavgalar yaşandığını, valilerin, emniyet müdürlerinin, istihbarat daire başkanının görevden alındığını ama İçişleri Bakanı’nın hala koltuğunda oturduğunu ifade etti.

İHANETİN BELGESİ

Mumcu, geçtiğimiz günlerde Meclis’ten geçen ve bugün Cumhurbaşkanı Sezer tarafından veto edilen Petrol Yasası ile petrol çıkan şehre pay verilmesini öngörüldüğünü anlatırken, tam da bunun Türkiye’nin Kerkük’ten çıkan petrolün Irak’ın ulusal malı olduğu tezini söylediği bir dönemde yasalaştırıldığını anımsattı. Bu yasayla Türkiye’nin milli kaynaklarının yerelleştirildiğini kaydeden Mumcu, bu yasanın tam da Diyarbakır Belediye Başkanı bunu talep ettikten iki hafta sonra çıkarıldığını söyledi. Mumcu, “Bu ihaneti belgelemek için başka bir şey lazım mı?” diye sordu.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:47   #197
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Başkent'te çökertilen dev fuhuş çetesinin telefonda yaptıkları rezil konuşmalar ortaya çıkmaya devam ediyor. Çeteyle işbirliği yapan Yargıtay hakimi ise tam uçmuş.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Başkent'te polisin fuhuş çetesine yönelik olarak altı ay önce başlattığı ve önceki gün sonuçlandırılan "Orkide Operasyonu" kapsamında, fuhuşa aracılık ettiği gerekçesiyle adı Adalet Bakanlığı'na bildirilen hákim M.H.Ç.'nin, yurtdışından gelen kadınlara kendi adına kira kontratı yaparak ev tuttuğu ortaya çıktı. Hákimin, Çankaya'da bulunan başka bir evi ise fuhuş şebekesinin liderlerinden olan Zara Ç.'yle birlikte kullandığı ve operasyonun yapıldığı gün bu evde yakalandığı ifade edildi.

Çeçenistan uyruklu olan ancak Türkiye'de formalite evlilik yaptıktan sonra Türk vatandaşlığını kazanan Zara Ç.'nin, eşinden boşandıktan sonra, iki yıl önce mahkemeye başvurarak hákim M.H.Ç.'nin soyadını aldığı öğrenildi. Zara Ç. ve hakimin soyadı benzerliğiyle bazı kişilere kendilerini karı-koca gibi tanıttıkları ve fuhuş yapan kadınlar üzerinde baskı kurdukları ileri sürüldü.

Fuhuş amacıyla Türkiye'ye Ukrayna, Moldova, Kırgızistan, Çeçenistan ve Azerbaycan gibi ülkelerden getirtilen kadınların havaalanından yine hakim M.H.Ç. tarafından karşılandığı ve tutulan evlere götürüldüğü de iddia edildi.

DİNLEMEYE TAKILDI

Polisin altı aylık çalışması sırasında, çete lideri kadınla hakimin yaptığı telefon konuşmaları da kaydedildi. Bu konuşmalardan bazıları şöyle:

- Çete lideri: Ben bir süre buralarda olmayacağım kızları kontrol et.

- Hákim: Tamam ben onlara bakacağım. Sen merak etme.

- Çete lideri: Yeni kızlar geliyor. Sanırım birkaç güne burada olurlar.

- Hákim: Tamam gelsinler bir bakarız. İyiler değil mi?

- Çete lideri: Evet evet güzeller.

- Hákim: Arkadaşa güzel olanlardan birini yönlendirelim.

- Çete lideri: Tamam, sen rahat ol.

Hakimlikten atıldı Yargıtay'da göreve geldi

Polisin 6 ay önce başlattığı operasyona adı karışan hákim 38 yaşındaki M.H.Ç., Kırklareli Kofçaz'da hákim olarak çalıştığı dönemde "görevi suiistimalle" suçlanınca hakkında Hákimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, Kofçaz'dan alınarak, Yargıtay Tetkik Hákimliği'ne getirildi. HSYK, M.H.Ç'ye 2006 başında "meslekten ihraç" cezası verdi. Bu aşamada M.H.Ç'nin görevinden istifa ettiği ve avukatlık yapabilmek için de HSYK İtirazları İnceleme Kurulu'na başvurarak, cezaya itirazda bulunduğu belirlendi.

Afla Yargıtay'a döndü

Kurul da "ihraç" cezasını bir alt ceza olan "Yer değiştirmeye" çevirdi. Bu süreçte çıkan Sicil Affı'ndan faydalanan M.H.Ç'nin cezası ortadan kalktı ve Yargıtay Tetkik Hákimliği görevine geri döndü. 2006 yılı sonlarına doğru HSYK'den gelen yazı ile bu gelişmeleri öğrenen Yargıtay Başkanlığı ise M.H.Ç ile çalışmak istemedi. M.H.Ç, HSYK'nin 11 Ocak 2007 ve 01 sayılı kararıyla Mardin Hákimliği'ne atandı.

Yargıtay'ın açıklamaı

Yargıtay Genel Sekreteri Uğur İbrahimhakkıoğlu da dün Hürriyet'e yaptığı açıklamada, "Haberlerde adı geçen hákim M.H.Ç suç tarihinde Yargıtay'da görevli değildir. Kendisinin Yargıtay'da çalışmaya uygun nitelikleri taşımadığının belirlenmesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararı ile Yargıtay dışında görevlendirilmesi istenmiş ve ayrılmıştır. Kurumumuzla anılan hákimin herhangi bir görev ilişkisi bulunmamaktadır" dedi.

Japon yok Kırgız var, ne fark eder ki

Telefon görüşmelerine, fuhuş yapan bazı kadınların hamile kaldığı ve kürtajdan sonra sancı çektikleri için doktora gitmesi gerektiği yönünde konuşmalar da yansıdı. İsmi açıklanmayan doktorla ilgili soruşturma başlatılırken, fuhuş tacirlerinin elinden kurtarılan 16 yabancı uyruklu kadın sınır dışı edildi. İşte telefonla yapılan fuhuş pazarlıklarından örnekler:

- Müşteri: Geçen gönderdiğin bir kadın vardı ya?

- Çete lideri: Hangisi o?

- Müşteri: İki gün önceki. Onu yeniden istiyorum.

- Çete lideri: O kız şu an işe çıktı. Başkasını göndereyim.

- Müşteri: Sen bana dört-beş tane göndersen de ben içlerinden birini seçsem olmaz mı?

- Çete lideri: Hayır böyle olmaz. Sana bir tane göndereyim beğenmezsen iade edersin (...)

- Müşteri: Bak biz her hafta dört-beş kişi geliyoruz. Bize indirim yap.

- Çete lideri: Yok bu konuda yardımcı olamam. Tek fiyat 100 YTL.

- Müşteri: Bari 90 YTL'ye düşsen. Arkadaşlarım için istiyorum.

- Çete lideri: 100 YTL'den istiyorsan gönderirim yoksa kapatıyorum.

- Müşteri: Tamam tamam alacağız (...)

- Müşteri: Ben japon istiyorum sizde var mı?

- Çete lideri: Kırgız var. İkisi de çekik gözlü fark eder mi?

- Müşteri: Olabilir.

( Hürriyet )

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:51   #198
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Irak Çöllerinde yapılan aramalar sonucunda Saddam Hüseyin Döneminde gömülmüş uçaklar bulundu

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Irak işgalinden sonra Saddam'a ait sığınakların ve mühimatların arama çalışmaları kesintisiz devam etti. En son yapılan aramalarda Irak çöllerinde Irak Devrik Lideri Saddam Hüseyi'nin Körfez Savaşında kullandığı iddia edilen uçakların gömülü olduğu bir yer bulundu.

Amerika ve müttefikleri 2003’de Irak’ı işgal ettiğinde körfezin en güçlü hava kuvvetini oluşturan Irak savaş uçaklarına ne olmuştu?

Saddam olası bir savaşta hava gücünün önemini iyi bildiğinden hava kuvvetlerine özel bir önem verdi. Envanterinde bulunan MİG23, MİG25, SU25 ve MİG29 ları hep bakımlı güncellenmiş halde tuttu. Özellikle zamanın en hızlı uçakları MİG25'leri, Rus-Fransız ortak yapımı elektronik savaş (ECM) cihazlarıyla donattı. MİG25 (FOXBAT)ler sesten 3 kat hılı uçabilen, 20 bin metrenin üstüne çıkabilen Irak Hava Kuvvetlerinin en güvendiği uçaklardan biriydi. Saddam uçakları 1977 de sipariş etmiş 19980-82 arası teslim almıştı. Bu uçaklar, 1990'ların başında ve en son 2000 başlarında elden geçirilmiş güncellenmişti.

MİG25’lerden biri ilk Körfez savaşında efsane olmuştu. 17 Ocak 1991 de Amerikan Uçak Gemisi Saratoga’dan havalanan Yarbay Michael Scott Speicher’in kullandığı FA/18 Hornet savaş uçağını vurarak düşürmüştü. Bu olay Amerikan Hava Kuvvetlerinde şok etkisi yaratmıştı.

Ancak Saddam İkinci körfez savaşında bu savaş uçaklarını savaş meydanına süremedi. Büyük kısmını Irak çöllerine gömdü. Bir kısmı da imha edilmiş olarak bulundu. Aşağıdaki fotoğraflar, 6 Ağustos 2003 günü çekildi. Amerikalılar çölü didik didik ettiler ve bu uçaklardan 30 tanesini buldular. Amerikan askerleri toprağa gömülü MİG25’leri Bağdat’ın 250km Batısında El Takaddüm Hava Üssü yakınlarında 2 metre toprağın altındaydı. Uçaklar kanatları sökülmüş, özel plastik koruyucular içinde toprağa gömülmüştü. İş makinalarıyla toprağı kaldırdılar, kuyumcu titizliğiyle uçakları temizlediler. Sonrası malum, bu uçaklar C5 uçaklarıyla Amerika’ya taşındı.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:51   #199
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




5 yılda domates % 304, peynir % 82, ekmek % 46 zamla mutfak şampiyonu Hükümet ‘tek hane’ dese de vatandaşın filesindeki enflasyon 3 hane yazıyor

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

HÜKÜMETİN enflasyonu iktidara geldikleri 2002’den bu yana iki haneden yani yüzde 30’lardan yüzde 9’lar seviyesine çektiğini söylemesine rağmen, halkın direkt bütçesine yansıyan mutfakta yaşanan enflasyonun ortalama yüzde 50 ile, yüzde 300’ler seviyesinde seyrettiği ortaya çıktı. En yüksek fiyat artışı son 4 yılda dometes, salatalık ve patlıcanda gerçekleşti. Yoksulun ve ortadireğin sofrasında karnını doyurmak için tükettiği ekmekteki fiyat artışı, 2002 aralık ayından bugüne yüzde 45’i aşarken, peynir ve zeytindeki ortalama fiyat artışı yüzde yüzde 80 ile yüzde 112 arasında.


Fiyatlar çığ gibi

2002 aralık ayında ekmek 24 kuruştan satılırken, bugün 35 kuruş. Beyaz peynirin kilosu 2002 aralık ayında 3.85 YTL’den satılırken, bugün beyaz peynirin kilosu 7 YTL. Özellikle yoksul kesimin yemek için Kurban Bayramı’nı beklediği etin kilosu da 50 ayda 7.82 YTL’den 15.99 YTL’ye çıkarak yüzde 100’den fazla arttı. Yemeklerin vazgeçilmez malzemesi domatesdeki fiyat artışı da rekor kırmış durumda. 2002 aralık ayında 1.40 YTL’den satılan domates, bugün 2.79 YTL’den alınabiliyor. Yoksul kesim ise domatesi almak yerine karşıdan seyrediyor.

Meyveler ateş pahası

Türk sofrasının vazgeçilmezlerinden olan salatanın ana malzemesi olan salatalık ise, 2002 aralık ayında 62 kuruştan satılırken bugün 2.00 YTL’den sofralara ulaşabiliyor.

Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezlerinden olan meyve fiyatları da 4 yıl da hızlı bir artış gösterdi. 2002 aralık ayında 1.05 YTL’den satılan elma bugün 2 YTL’den portakal da 86 kuruştan 1.79 YTL’ye çıktı. Artış elmada yüzde 90, portakalda yüzde 108.

Baklagil ve tahıl

Özellikle yoksul ve ortagelir grubunun sofrasında tükettiği baklagillerden nohut 2002 aralık ayında 1.73 YTL’den satılırken, bugünkü fiyatı 2.90 YTL’ye çıktı, 50 aydaki fiyat artışı yüzde 67.6. Kuru fasulyedeki fiyat artışı 2002’den bu yana yüzde 42.5 olarak gerçekleşirken, tozşekerdeki fiyat artışı yüzde 45’e çıktı.

Buğdaydan elde edilen undaki fiyat artışı da yüzde 54.2 olurken, ekmekteki fiyat artışı yüzde 45.8 olarak gerçekleşti. 2006 ekiminden itibaren yaşanan kuraklık nedeniyle, buğday rekoltesinin düşebeliceği ekmekte fiyatın daha da yükselebileceği tartışmaları yyeniden başladı. Yemek pişirmenin temel harcı olan ayçiçek yağının 50 aydaki fiyat artışı da yüzde 24 oldu. Bu rakamlar da gösteriyor ki halkın mutfağında yaşadığı enflasyon, resmi kurumlar tarafından açıklanan yıllık yüzde 9’lar seviyesinde değil. En az yüzde 50-60 seviyesinde gerçekleşiyor.

Merkez Bankası uyardı

Bu arada, gıdadaki fiyat artışının diğer kalemlere göre çok daha yüksek olmasının enflasyonun beklenenin üzerinde çıkmasında en önemli etken olduğunu Merkez Bankası da açıklamasında vurguladı. 2007 yılında enflasyonun yüzde 4 hedeflenmesine rağmen, ocak ayında TÜFE yüzde 1 olarak açıklanmıştı. TÜİK, ocak ayı enflasyonunun yüzde 1 gibi yüksek bir rakam çıkmasında, gıda maddeleri fiyatlarındaki artışın ocakta yüzde 4.4 gibi yüksek çıkmasının etkili olduğunu belirtmişti. Merkez Bankası da kendi araştırmasını yayınladı ve ocak ayı enflasyonunun yüksek çıkmasında gıda fiyatlarındaki artışın etkili olduğunu belirtti.

 

Alt 07 Şubat 2007, 23:51   #200
Çevrimdışı
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S ile meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş için başvurular, 12 Şubat Pazartesi günü başlıyor.

2006-&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S'ye lise son sınıf öğrencileri, lise son sınıfta beklemeli durumda olanlar, ortaöğretim kurumlarının dışardan bitirme sınavına girenler, lise mezunları ve ortaöğretimlerini yabancı ülkelerde yapanlar başvurabilecek.

Ayrıca durumları bu şartlardan birine uyan yabancı uyruklu ve uyruksuz adaylar da başvuruda bulunabilecekler. Ancak bu adaylar, &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S puanlarına göre 2007 &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu´nda yer alacak yükseköğretim programlarına yerleştirilemeyecek.

Lise son sınıfta okuyan öğrenciler, okullarının bağlı olduğu başvuru merkezlerinden, mezun durumda olanlar istedikleri herhangi bir başvuru merkezinden, içinde 2007 &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YS Aday Bilgi Formu da bulunan 2007-&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YS Kılavuzu´nu 2 YTL karşılığında alabilecekler.

2007-&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S´ye başvurulara (sınavsız geçiş dahil) ilişkin başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili kurallar ve işlemler, 2007-&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YS Kılavuzu´nda yer alıyor.

Başvuru merkezleri
Lise müdürlükleri, &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YM Sınav Merkezi Yöneticilikleri ve &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YM büroları &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YS´de başvuru merkezi olarak görev yapacaklar. Ancak aynı adreste birden çok ortaöğretim okulunun olduğu durumlarda, bu okulların hepsine hizmet veren bir başvuru merkezi bulunacak. Sürekli yurt dışında bulunma, hastalık, tutukluluk gibi nedenlerle başvuru merkezine gitme imkanı bulunmayan adaylar, başvurularını postayla yapabilecekler.

Başvurularını mektupla yapacaklar dışındaki adaylar, başvuru merkezinden randevu alacaklar. Lise son sınıftakiler okullarının bağlı olduğu başvuru merkezinden, mezun durumdakiler ise istedikleri herhangi bir başvuru merkezinden randevu alabilecekler.

Randevuyu aday ya da adayın bir yakını alabilecek. Adayların &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S için 40 YTL, &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S ve YDS için 50 YTL sınav ücretini mutlaka yatırmaları gerekiyor. Adaylar randevu gününden en az 2 gün önce sınav ücreti yatıracaklar.

Ücretini yatırmayanların başvuru işlemi gerçekleştirilmeyecek. Adayların, kılavuzla birlikte alacakları aday bilgi kontrol formunu da doldurarak, okul müdürlüklerine onaylatmaları gerekiyor. Mektupla başvuracaklar, aday bilgi formu ve eklerini bir zarf içine koyarak, başvuru süresi içinde &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
YM´ye ulaştıracaklar.

Fotoğraf
Adayların başvuru merkezine giderken yanlarında doldurulmuş şekilde aday bilgi formu, fotoğraflı ve onaylı bir kimlik belgesi, diploma sureti (mezunlar için) ve banka dekontu bulunması gerekiyor.

Başvuru merkezi görevlisi, adayın aday bilgi formundaki bilgiler ile birlikte web kamerayla fotoğrafını çekerek elektronik ortama aktaracak. Bu fotoğrafın cepheden, başı açık ve adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde çekilmiş bir fotoğraf olması gerektiğinden, başvuru merkezine giderken adayların bu durumu dikkate almaları isteniyor.

Sınav günü bu fotoğraftaki saç, bıyık, makyaj gibi tanınmada önemli rol oynayacak görünüm özelliklerinde bir değişiklik bulunmaması gerekiyor. Sınav günü salon başkanı fotoğraftan kimlik belirlemede güçlük çektiği takdirde adayı sınava almayabilecek. Meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş yapmak isteyen adayların da kılavuzda yer alan kurallara göre başvurularını yapmaları gerekiyor.

&#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S´ye başvuru süresi, 23 Martta sona erecek. &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S, 17 Haziranda il ve ilçelerdeki 159 merkezde gerçekleştirilecek. Sınav, tek oturumda iki aşamalı yapılacak. Üniversitelerin ön lisans programlarını tercih edecek adayların sınavın ilk aşamasındaki soruları, lisans programlarını tercih etmek isteyen adayların da ilk aşamadaki soruların yanı sıra sınavın ikinci aşamasındaki soruları da yanıtlamaları gerekiyor.

Üniversitelerin yabancı dil ile ilgili bölümlerinde okumak isteyen adaylar, &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S´nin yanı sıra 24 Haziranda yapılacak Yabancı Dil Sınavı´na (YDS) da katılacaklar. bu yıl ilk defa &#214
Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.
S ve YDS başvuruları tek form üzerinden yapılacak.

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20