IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  kral sohbet




 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Şubat 2007, 20:04   #251
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Türk oldukları öne sürülen bilgisayar korsanlarının (hackers), Fransa Sağlık Bakanlığı'nın resmi internet sitesini çökerttiği bildirildi.

Kendilerine “Bela” ve “Meçhul” isimlerini veren korsanlar, Sağlık Bakanlığına bağlı sosyal sigortalar internet sitesini çalışamaz hale getirdi.



İnternet sitelerine giren korsanlarla ilgili son bilgileri duyuran ”ZATAZCOM” sitesinden kullanıcılara yapılan uyarıda, daha önce “THT” adlı bir Türk korsan grubunun “siyasi amaçlı” olarak İş Bulma Kurumunun (ANPE) internet sitesini çökerttiği hatırlatılarak, bu sefer siyasi bir amaç gösterilmediğine dikkat çekildi.


Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir.

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
radyo44.com.tr
Alt 09 Şubat 2007, 20:05   #252
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Ermeni soykırımı tasarısının destekçisi ve Bush muhalifi ABD Meclisi Başkanı Nancy Pelosi “Bana büyük uçak verin” dedi. Pentagon “Büyüklük önemsiz” diye reddetti.


ABD’de 11 Eylül saldırılarından sonra, Savunma Bakanlığı güvenlik gerekçesiyle, protokol sıralamasında Başkan’dan sonra gelen Temsilciler Meclisi Başkanı’na askeri uçak tahsis ediyor. Kasım’da yapılan seçimlerden sonra Temsilciler Meclisi’nin ilk kadın başkanı olan Nancy Pelosi, bu kapsamda kendisine Boeing 757 tipi uçağın askeri versiyonu olan C-32 verilmesini talep etti.

Pelosi gerekçe olarak ise “California’da yaşıyorum. Evim ile Washington’un arası 3 bin kilometreyi aşıyor. Güvenli bir uçuş için büyük bir uçağa ihtiyacım var” dedi. Ancak Pentagon, bir önceki Meclis Başkanı Dennis Hastert’in 10 kişilik küçük bir jet kullandığını hatırlatarak, “Güvenli uçuş için uçağın büyüklüğü önemli değildir. Kendisine daha küçük bir uçak tahsis edilecek” cevabını verdi. Demokrat Nancy Pelosi, Beyaz Saray’ın Irak’ta asker artırma planına karşı çıkarak Pentagon’a ek bütçeyi onaylamayacağını açıkladı. Pelosi Kongre’den Ermeni tasarısının geçmesini destekleyeceğini vurgulayarak Bush yönetimini Türkiye karşısında zor durumda bıraktı.

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:05   #253
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Terör örgütü El Kaide'nin, ilkbaharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Fransa'da saldırı düzenlemeyi planladığı iddia edildi.


El Hayat gazetesi, Fransız istihbarat servisinin raporuna dayanarak, El Kaide'nin Fransa'da saldırı düzenleme hazırlığında olduğunu öne sürdü.

Gazete, istihbarat servisinin raporunda mart 2004'te Madrid'de düzenlenen saldırılara göndermede bulunularak, ''İspanya'daki senaryonun Fransa'da tekrarlanacağına dair plan yapıldığına ilişkin birçok ipucu olduğunun'' belirtildiğini yazdı.

Haberde, El Kaide'ye yakın bazı internet sitelerinde, Fransa'daki seçim kampanyalarının fotoğraflarıyla birlikte verilen mesajların Fransa'ya tehdit niteliği taşıdığı ifade edildi.

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:05   #254
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Anna nicole smith otel odasında ölü olarak bulundu. Şu anda ölüm sebebi bilinmiyor. ancak otopsiden sonra kesin olarak belli olacak.

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:07   #255
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




yaşında 40 kilo!..

Kırıkkale’de Holat ailesi, 2 yaşında 40 kilograma ulaşan ve ayda 2.5 kilo alan oğulları Ömercan’ın kilo problemine çare arıyr.
Alınan bilgiye göre, Yeni Mahalle’de Dilek-Rasim Holat çifti, üçüncü çocukları Ömercan’ın aşırı kilo aldığını 2 aylıkken fark etti. 2 yaşına gelen ve kilosu 40’a ulaşan Ömercan’ın ayda 2.5 kilo aldığı belirtildi.
Bu şekilde kilo almaya devam ettiği takdirde ilerde ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacağını düşünen ailesi, oğullarının sorununa çözüm arıyor.
Anne Dilek Holat, diğer çocukları Ayşegül (8) ve Selimcan’da (7) kilo problemi olmadığını söyledi.
Ömercan’ın günde 5-6 öğün yemek yediğini, özellikle çikolatayı çok sevdiğini anlatan Dilek Holat, oğlunun sofrada ne bulursa bitirene kadar yediğini belirtti.
Dilek Holat, şöyle konuştu:
"Küçükken tombul diye severdik ama aylar geçtikçe işin şekli değişmeye başladı. Oğlum sürekli bir şeyler yemek istiyor, vermediğimde ağlıyor. Ömercan yetişkin bir kişinin bir öğünde yediğini yiyebiliyor. Diyet yaptırmaya çalışıyorum ama başaramıyorum. Bir öğün kesmekle kilo alması engellenemez.
Doktorlar sağlık probleminin bulunmadığını ancak midesinin büyük olduğunu söyledi. Vücudunun diğer fonksiyonları için çeşitli testler yapıldı, bir şey çıkmadı. Bu yaşta bu kilo bizi düşündürüyor. Çocuğum büyüyünce ben ona nasıl bakarım. Yavrumuzun derdine çare bulamıyoruz. Her gün kilo alıyor, ne yapacağımızı bilemiyoruz." Baba Rasim Holat da özel bir şirkette asgari ücretle çalıştığını belirterek, çocuklarının sorununun çözümü için yetkililerin kendilerine yol göstermesini istedi.

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:09   #256
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Deniz gezmişin avukatı idamı anlattı
Avukat Halit Çelenk: Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü

11.01.2007 07:45
Bugün 87 yaşında olan, 5 yıldır kanser ve astım tedavisi gören, bir dönemin tanığı Avukat Halit Çelenk, Ankara Bahçelievler’deki evinin kapılarını AKŞAM’a açtı. 68 kuşağının önderleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan’la birlikte tanıklık eden Çelenk, “İdam Gecesi Anıları” adlı kitabında dahi söz etmediği önemli bir olayı AKŞAM’a anlattı. Çelenk’in “Bir türlü gözümün önünden gitmiyor” dediği saatler şöyle:

YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ

Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?


25 dakika can çekişti
İNFAZ kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı.

87 yılımın en zor anı

Halit Çelenk idam gecesini “87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamın üzerinden 35 yıl geçmesine karşın o geceyi dair her şeyi çok net hatırlıyor.

Mahkeme başkanı sigara içti

DENİZLERİN idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi’nin, bir ağaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına doğru yürürlerken Elverdi, sigarasını tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranışı da, bir işkence olarak tanımlıyorum. Çünkü o sigara acı değil, bir keyif sigarasıydı.

Deniz’in ayakları masaya değdi

DENİZ, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir?

Yassıada’da babama aktör gibi rol yaptırdılar

ADNAN Menderes’in, idamına saatler kale prostat kontrolünden geçirilmesine ilişkin tartışmalar sürerken, Menderes gibi idama mahkum edilen, ancak yaşı nedeniyle cezası infaz edilmeyen 3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a, tutuklu bulunduğu Yassıada’da rol yaptırıldığı ortaya çıktı. Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy, yıllardır gösterilen Bayar ve Menderes’in Yassıada’ya getiriliş sahnesine ilişkin filmin, bir mizansen olduğunu söyledi.

1960 İhtilali’ne ilişkin belgesellerde de kullanılan görüntülerin, Bayar, Menderes ve gözaltındaki diğer siyasilerin Yassıada’ya getirilmelerinden çok sonra çekildiğini belirten Nilüfer Gürsoy, “Babamın ve Menderes’e aktör gibi rol yaptırmışlar.

Babamın intihar girişimine, rol yapmaya zorlanması neden olmuş” dedi. Gürsoy, idam cezası infaz edilen Adnan Menderes’e ilişkin görüntülerin çoğunun gerçekleri yansımadığını belirtti. Menderes’in, odadan odaya geçişini gösteren filmin de mizansen olduğunu vurgulayan Gürsoy, “Gerek babamın, gerekse Menderes’in ayrı ayrı tutuldukları odalardan çıkmalarına izin dahi verilmiyordu. Menderes’e zorla rol yaptırıldığı gibi, filmde sevimsiz görünmesi için makyaj yapılarak kamera karşısına geçirildiğini de biliyorum” dedi.


Ersin Bal/AKŞAM

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:09   #257
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın olası cumhurbaşkanlığına ilişkin yeni bir tartışma başlattı.

Baykal, "Pekçok konuda TSK ile ayrı düşen Erdoğan, Başkomutan olamaz" görüşünü dile getirdi. Baykal, dünkü MYK görüşmelerinde, ’Başbakan Erdoğan Neden Cumhurbaşkanı Olamaz’ başlığıyla yaptığı konuşmayı anımsattı. Baykal MYK üyelerine, "Anayasamıza göre Cumhurbaşkanlık makamında oturan kişi aynı zamanda başkomutanlık görevini de üstlenmez mi?" diye sordu. Baykal, şunları söyledi:

Başbakan terör konusundaki tavrıyla, alt-üst kimlik tartışmasıyla ve Kıbrıs konusundaki yaklaşımla TSK’dan ayrı bir noktada olduğunu göstermiştir. Üstelik bayraklı afişler de ortaya koymuştur ki Başbakan, ayına yıldızına ülkenin bir coğrafyasında kurban oluyor, bir başkasında değil. Bunlar ortadayken Başbakan Başkomutan olamaz. TSK ile uyumsuz birinin başkomutanlık yetkisini de kuşanan cumhurbaşkanlığına oturması engellenmelidir. Kamuoyuna cumhurbaşkanlığı seçiminin başkomutanlık boyutunu da anlatmalıyız.

BİLGİSİ VAR

MİT Müsteşarı Emre Taner, ulus devlet ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başbakana bağlı bir memurudur. İnancım, müsteşarın konuşmasıyla ilgili olarak Başbakan’ın bilgisi olduğu yönünde. Oysa ki "Ulus devletin modası geçti" diye diye Türkiye’nin içinden bir ulus devlet çıkarmaya çalışanların tuzağına düşmemeliyiz.



Okan KONURALP/ HÜRRİYET

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:09   #258
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




Düşen uçakta bulunan Mehmet Dilki, üç yıl önce aralıklarla gittiği Irak'tan dönmüş, memleketinde Tarım İl Müdürlüğü'nün verdiği koyunları yetiştiriyordu. Ama şartları yerine getiremeyince koyunları alındı, Irak'a dönmek zorunda kaldı

ABD'nin Irak operasyonunun ardından ülkenin yeniden inşasına Türk firmalarının da katılmasıyla Adana'dan bu ülkeye giden işçilerin yaşadığı trajedilere bir de uçak faciası eklendi. Kazanın ardından hayatını kaybedenlerin evleri yasa büründü. O evlerden de ekmek parası için Irak'a gidenlerin dramatik öyküsü çıktı...

Evler yasa büründü
Uçakta bulunan işçilerden Mehmet Dilki, geçim kaygısıyla aralıklı olarak üç yıl önce de Irak'ta kepçe operatörü olarak çalıştı; geçen yıl memleketine döndü. Dilki, köylüleri alternatif üretime yönlendirmek ve gelir temin etmelerini sağlamak amacıyla çalışma başlatan Tarım İl Müdürlüğü'ne başvurdu. Dilki'ye 11 koyun verildi. Ancak, Dilki ailesi hayvanların bakım koşullarını yerine getiremedi ve koyunları geri vermek zorunda kaldı.

Ekonomik olarak sıkıntıya düşen Dilki, Muğla'nın Milas ilçesine giderek çalışmaya başladı, bu arada da şirket yetkilileriyle bağlantı kurarak yeniden Irak'a gitmeye karar verdiğini bildirdi. Dilki olumlu yanıt alınca Adana'ya dönerek önceki gün Irak'a giden Antonov-26 tipi uçakla ölüme uçtu.

İncirlik Hava Üssü'nden emekli olan Aziz Gelinci de (56) Kulak İnşaat'ın Yumurtalık'taki BTC Petrol Boru Hattı'yla ilgili yaptığı binalarda saha amiri olarak çalışıyordu. Annesi ve eşi kanser olan tedavileri sırasında ekonomik sıkıntı yaşayan Gelinci, Kulak İnşaat'ın teklifinin ardından "Bağdat'a gidip inşaat alanını göreyim, hoşuma giderse çalışırım" diyerek ilk kez Irak'a gitti.

İki çocuk babası oto elektrikçisi Hamdi Şahin'in (35), Irak'taki ABD'lilerin Anaconda Üssü'nde çalışan kardeşi Özkan Şahin (30) uçağın düştüğünü gördü. Uçağın düştüğünü görünce yengesi Sabiha Şahin'i telefonla arayan Özkan, "Ağabeyim bugün Irak'a gelen uçakta mıydı?" diye sordu, olumlu yanıt alınca enkaz alanına gitti. Özkan bir süre sonra "Enkazda ağabeyimin cesedini buldum. Yarın cenazesiyle geliyorum" dedi.

Hataylı maden mühendisi Nail Karaca'nın (32) yakınları da saatlerce televizyon başında bekleyerek kazada yaralı kurtulan kişinin o olması için dua etti. Karaca'nın ayrıca Çukurova Üniversitesi Meslek Yüksekokulu harita bölümünü de bitirdiği öğrenildi. Eşi Nihal Karaca'nın da güzellik uzmanı olarak çalıştığı belirtildi.

Kazanın simgesi oldular
Makine Mühendisi Serkan Geyik (29) ile eşi Olcay Geyik (23), kazada yaşamlarını yitirenlerin simgesi oldu. Altı ay önce düğünleri yapılan ve bayram izinine gelen genç çiftin havaalanında uçağa binmeden birkaç dakika önce çekilen neşe içindeki görüntüleri yürek burktu. Anne Hayriye Geyik, oğlunun ölümünü rüyasında gördüğünü, uyanınca cep telefonuyla oğlunu aramaya fırsat kalmadan acı haberi öğrendiğini belirtti ve "Gördüğüm rüya başıma geldi" diyerek gözyaşı döktü.

DSİ'den emekli Nadir Tansu Alpaydın'ın (46), lise ve ilköğretim okulunda okuyan çocukları Mehmet (19), Mert (16) ve Doğukan (7) için geçen hafta Kulak İnşaat'ta işe başladığı ve Irak'a ilk kez gittiği öğrenildi.



MİLLİYET

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:10   #259
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




TBMM Milli Saraylar Dairesi'ne bağlı Florya Atatürk Deniz Köşkü'nün sosyal tesisinde normalde milletvekilleri en çok 15 gün kalabiliyor. Ama eski milletvekillerinden Yalçın Koçak 1999'dan beri, Metin Işık ise 2002'den beri tesislerden çıkmadı.

Ailesiyle yerleşti
1987-1991 döneminde ANAP milletvekilliği yapan Yalçın Koçak, 1999'daki Marmara depreminin ardından ailesiyle sosyal tesislere yerleşti. 1995'te RP'den milletvekili seçilen, sonra DYP'ye geçen gazeteci Metin Işık da 2002'den beri tesislerin bir odasına yerleşti.

Süit oda sadece 50 YTL
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı iki eski vekili pek çok kez uyardı ama sonuç alamadı. Tesiste normal odanın günlüğü 22, süit odanın da 50 YTL... Bir gazetede köşe yazarı olan Metin Işık "Parasını verip kalıyoruz. Ne olur ki" diyerek kendini savundu.

Şaibeli olay
Yalçın Koçak, Irak işgali sırasında Kuveyt'ten çalınan Van Gogh tablosunu Florya Köşkü'nde satmak isterken gözaltına alınmıştı.


Beleşçi milletvekilleri köşkü mesken tutmuş

Florya Atatürk Deniz Köşkü'nde kalan eski milletvekilleri Metin Işık ile Yalçın Koçak, Milli Saraylar Daire Başkanlığı'nın tüm uyarılarına rağmen sosyal tesisleri terk etmeye yanaşmıyor.

Milletvekilleri, sunulan ayrıcalıkları görevleri bitmesine rağmen yaşamakta ısrar ediyor. Tıpkı Metin Işık ve Yalçın Koçak gibi. 1995'te Refah Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçilen, daha sonra da Doğru Yol Partisi'ne geçen Metin Işık ile 1987 yılında ANAP'tan Sakarya Milletvekili seçilen Yalçın Koçak uzun yıllardır Florya Köşkü Sosyal Tesisleri'nde yaşıyor. Işık, halen Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaparken; Koçak, Bulgaristan'da kurduğu ilk özel Türk üniversitesinin mütevelli heyeti başkanlığını yapıyor. 1995'te siyasete giren Metin Işık adı, Aydın Menderes'in Refah Partisi'nin Antalya'da yapacağı istişare toplantısına giderken geçirdiği trafik kazasıyla da akıllara kazındı. Işık, dönemin önemli isimlerinden birisi olmasına rağmen bir kez daha milletvekilliğine aday olmadı ve gazeteciliğegeri dönüş yaptı. Ancak milletvekilliğinin kendisine sağladığı kolaylıklardan da vazgeçmedi. Öyle ki Işık, 2002'den bu yana Florya Köşkü'nün Sosyal Tesisleri'nde kalıyor.

Depremden sonra
Aynı durumda olan bir diğer kişi ise 1987-1991 döneminde ANAP'tan Sakarya Milletvekili seçilen Yalçın Koçak. 2004 yılında Bulgaristan'ın Varna kentinde Avrupa'nın ilk özel Türk üniversitesi olan "Balkan Üniversitesi"ni kurdu. Koçak, 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Marmara depreminin ardından ailesiyle Florya Köşkü Sosyal Tesisleri'ne yerleşti. Milletvekilleri tesisleri aralıksız en fazla 15 gün kullanabiliyor. Sosyal tesisleri evi gibi kullanan 18. dönem milletvekili Koçak ve 20. dönem milletvekili Işık ise, parasını ödedikleri sürece sosyal tesisleri kullanma hakları bulunduğunu belirtiyor.


Koçak, çalıntı tablo pazarlığı yaparken yakalandı

ANAP eski Sakarya Milletvekili Yalçın Koçak, Irak'ın işgali sırasında Kuveyt'ten çalınan Van Gogh'a ait resmi Florya Atatürk Deniz Köşkü'nde satmak isterken jandarma tarafından yakalandı. Alıcı kılığındaki jandarma istihbarat timleriyle temas kuran Koçak, Van Gogh tablosu için 200 bin doları nakit, 200 bin doları senet karşılığı anlaşma yaptı. Ardından da elinde bulunan ve uçak yapımında kullanılan çok değerli selenyum ve osminyum kimyasallarını da jandarmaya satmak isteyen Yalçın Koçak, suçüstü yakalandı.



NECLA GÖRGEÇ-SABAH

 

Alt 09 Şubat 2007, 20:10   #260
Çevrimiçi
Yanıt: Türkiye ve Dünyadan Haberler ( 2007 )




2007 yılının ilk haftasında İstanbul'da 8 kişi cinayetten, 10 kişi ise trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul ölümlü olaylarda birinci sırada yer alırken, ikinci sırada İzmir yer aldı. İzmir'de cinayetten 4, trafik kazasından 9 kişi hayatını kaybetti. Bir hafta içerisinde akıllarda kalan olaylar biride Şanlıurfa'da barışmaya gelen damadını öldüren kayınpeder oldu. Hatay'da trenle kamyonetin çarpışmasında ölen 7 kişiyle, CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz ve Devlet eski Bakanı Mustafa Taşar'ın öldüğü kazalar dikkat çekerken, 2 dağcıda Niğde'nin Demirkazık dağında donarak ölmüştü.


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

2007'nin ilk haftasında İstanbul'da 8, İzmir'de 4, Trabzon, Şanlıurfa ve Adana 2 kişi cinayetten öldü. Bursa, Antalya, Giresun, Mardin, Yalova, Ankara, Aydın, Nevşehir, Çankırı, Diyarbakır, Edirne, Çorum ve Van'da da 1'er kişi cinayete kurban gitti. Yine yeni yılını ilk haftasında İstanbul'da 10, İzmir ile Hatay'da 9'ar kişi, Ankara'da 7, Konya'da 6, Şanlıurfa'da 5, Bursa'da 4, Kocaeli'de 3, Samsun, Sivas, Adıyaman, Afyonkarahisar, Kayseri, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Çankırı ve Ordu'da 2'şer, Niğde, Bolu, Yalova, Burdur, Kırıkkale, Aydın, Amasya, Sinop, Isparta ve Balıkesir'de 1'er kişi trafik kazalarında hayatını kaybetti.

Öte yandan yangında Sinop'ta 2 kişi, Trabzon'da 1 kişi, soba ve şofben zehirlenmelerinden Kırıkkale ile Bursa'da 1'er kişi, Niğde'de ise Demirkazık Dağı'nda donarak 2 dağcı öldü. Kocaeli'de ise cami dernek başkanı ölü bulundu.
Meydana gelen olaylarda cinayette 31, trafik kazalarında 81 ve diğer olaylarda 8 kişi olmak üzere toplam 120 kişi 40 kentte hayatını kaybetti.

 

 

Etiketler
2007, dunyadan, haberler, ve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HABERLER Türkiye'nin uçuş ağı 203 noktaya ulaştı Chelt Havacılık Haberleri 0 11 Şubat 2011 15:16
Türkiye kardiyolojide dünyadan geri değil Juventus Sağlık Köşesi 0 16 Haziran 2009 11:39
2007 Komik Haberler BLaCK_and_WHiTe Komedi ve Mizah 1 26 Aralık 2007 21:20